spacer.png, 0 kB

ANA SAYFA
.....TIKLAYINIZ AÇILIŞ SAYFANIZ OLSUN......
.......‎''Ben Rabbim'den İsterim. Verirse "YÜCELİĞİDİR" Vermezse "İMTİHANIMDIR" Bunu da Bilirim... SABREDERİM!...
ANA MENÜ
ANA SAYFA
AMASRA
ANILAR
ANKARA
A T A T Ü R K
Avustralya(Kanberra)
Avustralya(Melburn)
Avustralya(Sidney)
BANGLADESH (DAKKA)
BİNGAZİ
ÇORUM
Doğal İlaçlar
Endonezya(Jakarta)
FİZAN ÇÖLÜ
GAZETELER
GIDAMES
GİRYAN BERBERİ EVLERİ
G.Afrika-ASLAN PARKI
GAC - CAPE TOWN
G.A.C.DURBAN
G.Afrika (JOHANNESBURG)
G.A.C.JOHANNESBURG-II-
G.Afrika (PRETORİA)
G.A.C. PRETORİA-II
GAC Pretoria-III-
GAC, SUN CİTY
GAC (TİMSAH PARKI)
IRAK (BAĞDAT)
İLETİŞİM
KASR ELHAJ/TERMİSA
LEPTİS MAGNA
LEVENT ÇERİ VEDA
LİBYA'DA OSMANLILAR
LİBYA TANITIM
MISIR (KAHİRE)
MURADAĞA CAMİİ
MUZAFFER GÜNDOĞAR
NİJERYA (LAGOS)
ÖZEL FOTOĞRAFLAR
PRATİK BİLGİLER
SABRATA
SAFRANBOLU
Sigara
Singapur
SUDAN (HARTUM)
TELSİZ VE TEKNOLOJİ
THY'den dostlarla
TRABLUS
TRABLUS 2009
TRABLUS'TAKİ TÜRKLER
TURGUT REİS
TÜRKİYE TANITIM
Ü.Gürgen-Y.Yıldız veda
VİDEOLARIM (Dailymotion)
VİDEOLARIM (VİMEO)
YARARLI SİTELER
Y.Zelanda(Wellington)
YÜKSEL UZEL
ZAİRE (KİNSHASA)
ZİLLEYTİN
29 EKİM 2010-PRETORİA
29 EKİM 2011
ALP ALPER
AYŞE ÇAKICI
CAN VE GÜLCAN
ÇANAKKALE GEÇİLMEZ
ÇIKRIK KÖYÜ
DEVLET ARŞİVLERİ
e-konsolosluk
FRANSIZ GÖZÜYLE
HABER AFRİKA
HOBİ SİTESİ
HZ.MUHAMMED NEYİ...
İZDERÇIKRIK
İZMİRDEKİÇIKRIKLILAR
JANZOUR (CANZUR)
KAN BANKASI
KASR EL HAJ, TERMİSA
KUR'AN-I KERİM
MELİKE AYŞE GÜRGEN
NEJLA ÇAKICI-SOLİST
PAMUKKALE-DENİZLİ
PRETORİA B.ELÇİLİĞİ
SEVİM YAKICI (ŞAİR)
SOYAĞACIM
ŞAHİKA ÇAĞLAR
ŞEYDA GÜRGEN
ŞİİR PARKI
ŞU ANDA NEREDESİNİZ?
TRABLUS FUARI 2009
TÜRK OKULU (Pretoria)
TÜRK FESTİVALİ (GAC)
U.I.C.
ÜLKELER
YÇS SINAVLARI HK.
YURTDIŞI EĞTİM DANŞ.
Administrator
ÜYE GİRİŞİ





Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol
spacer.png, 0 kB
spacer.png, 0 kB
ÜNAL GÜRGEN
Yazar Web Master   
Saturday, 12 June 2004

 Image

Aşk; karşındakini bulunmaz hint kumaşı sanmanla, sersemin

teki olduğunu anlaman arasında geçen zamandır.


*************************************************************************

                                                                 Şerefle bitirilmesi gereken,
                                                                 En asil görev, hayattır.
                                                                 Bir lokma ekmek için,
                                                                 Şerefini çiğnetmeye;
                                                                 Bir anlık eğlence için,
                                                                 Servetini tüketmeye;
                                                                 Bir zamanlık mevkii için,
                                                                 El ayak  öpmeye;
                                                                 Günlük menfaatler için,
                                                                 Onurunu terk etmeye,
                                                                 Bir kısım insanlara kızıp;
                                                                 Tüm insanlara düşman
                                                                 Olmaya değmez bu hayat.


*************************************************************************

*...İNSANDA GÜZEL OLAN YÜZDÜR, YÜZDE GÜZEL OLAN GÖZDÜR

     AMA İNSANI İNSAN YAPAN AĞIZDAN ÇIKAN SÖZDÜR...*

***************************************************


DOSTLARINIZI TANIMAK İSTERSENİZ ÇIKARINA DOKUNUN


*************************************************************************

        ......Bilgi sahibi olmadan, Fikir sahibi olmayınız....         

*************************************************************************

                                  Image

                   DOĞUM, HAYATIN BİTMEYE BAŞLADIĞI AN'DIR.

                   ARADAKİ BÖLÜMSE ÖLÜMDEN ÇALINAN ZAMANDIR.


*************************************************************************                        

                           Asiller idare eder; 
 
                           acizler şikayet eder;

                           basitler ise iftira eder.

***************************************************************
İnsanlar FELSEFE yi;

* Çocukken MASAL'lardan,

* Büyüyünce KiTAP'lardan,

* ihtiyarlayınca da arkalarında kalan YAŞAM'larından Öğrenirler...
***************************************************************                         

Image ÇOK DEĞERLİ EĞİTİMCİ-ŞAİR-YAZAR, MUZAFFER GÜNDOĞAR HOCAMA AİT BİR YAZI: Image

             (YAZI VE ŞİİRLERi ANA MENÜ'DE "MUZAFFER GÜNDOĞAR" BÖLÜMÜNDEDİR)

                                                                         BİR BODRUM ANISI

Çıkrık Köyü İlkokulunun köylü tarafından yapılıp, yeni yazıyla 1928 yılında eğitim öğretime açılmış olduğunu belirtmeliyim. Okul yapısı ahşap,
taban ve tavan ise tahtadandı.
1954- 1955 öğretim yılı. O yıl beşinci sınıftayız. 4. ve 5. sınıflar bir derslikteyiz. Öğretmenimiz de Hamdi...
Akbulut. Derslikteki iki uzun masa,
çevresinde de oturakları var. L biçiminde yerleştirilmiş bu masaların birinde dördüncü sınıflar, diğerinde de beşinci sınıflar oturuyoruz.
Dersliğimiz okulun güney batı köşesinde.
Öğretmenimizin kendisine ait masası yok. Beşinci sınıfların masasının artan uç kısmını kullanıyor. Sınıf ders ve yoklama defteriyle birlikte
plan defteri de orada duruyor. Sandalyesiyle masanın uç tarafında oturup, dersi oradan yönetiyor. Aslında o, tam bir ders tembeli. Bir
öğretim yılı boyunca doğru dürüst ders işlediğini ve anlattığını anımsamıyorum. Gördüğümüz derslerin; yani tarih, coğrafya, yurttaşlık
bilgisi, tabiat bilgisi, aile bilgisi gibi anlatım derslerinin konularını bizler anlatırdık. Türkçeyi bizler işler, matematik sorularını bizler
çözerdik bir yarış havası içinde. Verilen ödevleri yapmayan, anlatılması gereken konuları anlatamayan, sorulan soruları yanıtlayamayan
öğrencileri de bağışlamaz, ağır sözlerle haşlardı.
Burada söz konusu edeceğim ikinci anım, bir bodrum anısı. Bu bodrum, Halkarnas Balıkçısı (Cevat Şakir Kabaağaçlı)’nın Bodrum’u değil
elbette. Dersliğin bodrumu.
Öğretmenimizin, bizim masanın uç kısmında oturduğu sandalyesi tam da bodrum kapağının üstüne denk geliyordu.
Kış mevsimi sonlanmış, bahar gelmişti. Sanıyorum Nisan ayının ilk haftasındaydık. Ders zili çalmış, birinci derse girmiştik.
Öğretmenimiz de havasında değildi o gün.Sınıf yoklamasını yaptıktan sonra:
“Açın kitaplarınızı, sessizce dersinize çalışın. Çıt çıkaran olursa canına okurum” diye bir de tehdit savurmuştu. Kendisi de defterini
açıp üzerine kapanarak, günlük planını yapmaya başlamıştı.
Fakat öğretmenimizin uyarısını pek ciddiye almayan, sınıfta rahat durmayan muzip bir iki arkadaşımız vardı. Bunlardan birisi de
Ahmet Aykaç’tı. (Kendisi 25-30 yıldır Avanos’ta yaşamakta olup, orada bir tuğla fabrikasını işletmektedir. Yani fabrikatördür. Ahmet,
çocukluğundan beri çok iyi bir gülücüdür. Şimdi de öyledir ya.) Ahmet, “hah hah ha…” diye bir gülmeye başladı mı ne yaparsanız
yapın, onu susturamazsınız. Dayak da yese gülmeyi sürdürür. Onun gülmesini diğer zamanlarda öğretmen de doğal karşılamaktadır.
Hele de ders aralarında “Topal seksek” oyununda Ahmet sekiyorsa, arkadan birisi onun tek ayak üzerinde sekişini bozdurup
ayağını yere bastırdıysa tamam. Yediği tekmeyle de yere yığılır. Dayak yedikçe makaraları koyuverir. Öylesine bir gülme krizine
girer ki, düştüğü yerden doğrulup kaleye kaçmayı düşünemez. Saman çuvalı gibi yumruklayıp tekmelerler. Bazı arkadaşlarımız
da oyunun tadını kaçıracak derecede acımasızca vururlar Ahmet yoksul olmalarına karşın kanlı canlı, güçlü kuvvetlidir. Çoğu
zaman kolundan tutup kaldırarak, vuranlara da engel olarak kaleye kaçmasını sağlarız
Ahmet o gün derste defterinden kopardığı bir kağıda komik sözler yazarak bizleri güldürmeye çalıştı. Kendisi gülüyor ya, arkadaş
Bizleri de güldürecek. Tam da karşımda oturuyor Ahmet. Yazdığı yazıyı yanımda oturan İsmet Taşkaldıran’ın önüne sürdü. Göz
ucuyla baktım. Sanıyorum, “Avukatlı coruk Halil “ gibi bir şey yazıyordu. Bu “coruk” sözü bile arkadaşlarımızı güldürmeye yetiyordu.
Ama hiçbirimiz sesli gülerken öğretmenimize yakalanmak, ondan hakaret yollu bir zılgıt, ya da bir tokat yemek istemiyorduk.
O nedenle gülmemek için kendimizi zor tutuyorduk. Bir yandan da göz ucuyla Hamdi öğretmeni kolluyoruz. Derken bu kez kağıdı
Kemal Akbaş arkadaşımızın önüne uzattı Ahmet. Kemal yüksek sesle bir “purk” etti. Kendisini tutamadı, ötesi geldi. Hamdi
öğretmen başını kaldırıp bizlerden yana baktı Ahmet’le Kemal’i suçüstü(!) yakalamıştı.. Bizler hepimiz sus pus olmuş başımız
önümüzdeydi.
“Ulan yine bir hapaz kurt kaynıyor k….da. Rahat duramıyorsunuz. Gelin bakalım yanıma cıfıt tohumları” dedi. Bu en doğal sözlerinden birisiydi.
Ahmet hala gülüyordu. Kemal, ağlamaksı bir tavırla:
“Öğretmenim Ahmet güldürdü beni” dediyse de kurtulamadı.
Sandalyesinden kalkan öğretmenimiz:
“Yanıma gelin, yanıma” diye gürledi.
Kemal’le Ahmet oturaklarından kalkıp öğretmenin yanına vardılar.
İkisinin de kulaklarından yakalayıp asıldı.
“Ben size çıt çıkarmadan, dersinize çalışacaksınız demedim mi ha?” Diye bağırdı.
“Dediniz öğretmenim” dedi Kemal.
“Dediniz” dedi Ahmet de.
Dokunsanız ağlayacak durumdaydı Kemal. Ama Ahmet rahattı.
Hamdi öğretmenin onları bir güzel döveceğini sandık ama öyle olmadı. Onların kulaklarını bırakan öğretmenimiz, hemen
sandalyesini kıyıya çekip, bodrumun kapağını açtı. Kapak seyyardı. Kapağı da sandalyenin yanına koyup, önce Ahmet’i
kollarından tutup karanlık bodrumun içine aşağı sarkıtıp bıraktı. Ardından da Kemal’i sarkıtıp bıraktı Ahmet’in yanına..
Biz şaşkınlıkla seyrediyor, korkumuzdan çıt çıkaramıyorduk.
Sonra, iki metre derinlikteki bodrumun kapağını örterek, sandalyesini de hiçbir şey olmamış gibi kapağın üzerine koyup, oturdu.
Bizler de bodruma hapsedilme korkusuyla put kesilmiş, olduğumuz yerde kımıldayamıyorduk bile. Çok sürmedi Kemal’in
ağıt sesini duyduk. Ahmet’se hem gülüyor hem bir şeyler söylüyordu ona, ama anlaşılmıyordu.
Hamdi öğretmenin bu tür cezalandırma yöntemi yaramazlıklarda bizlere gözdağı verme amaçlıydı elbette..
Dersten çıkış zili çalıncaya kadar her ikisi de bodrumda hapis kaldılar. Bodrum kapağını açan, öğretmenimiz bizlerden
büyük ve yiğit olan Mustafa Mert ve Hüseyin Taşkaldıran, arkadaşlarımızın yardımıyla ikisi de kollarından çekip çıkardılar
bodrumdan. Kemal’in, bu derin zifiri karanlık bodrumda ağlamaktan gözleri şişmişti. Ama Ahmet Aykaç gülüyordu.
Öğretmenimiz dersten çıkıp öğretmen odasına yollanırken; bizler de taş basamaklardan inip okul bahçesinde yeni bir
oyun kurmak için seğirttik.
Bodrum anısı burada bitti mi sanıyorsunuz? Hayır, bitmedi. Süreği var. Zil çaldı yeniden derse girdik. Sessizce
öğretmenimizi beklemeye koyulduk. Hiç birimizin bodruma hapsedilmeye niyeti yoktu. Derken sert bir biçimde
kapı açıldı öğretmenimiz geldi. Hep birden ayağa kalkıp asker gibi hazır ol duruşunda bekledik. Bakışlarını
üzerlerimizde gezdirdikten sonra:.
“Oturun” dedi.
Oturduk.
Yüzü gülmüyordu. Sınıfın içinde birkaç kez duvardan kapıya kadar gitti geldi. Biz de bakışlarımızla onu izliyorduk. Sonra durdu.
Önce dördüncü sınıfların ödevini verdi.
“Bunu, bu derste yapacaksınız” dedi. Ardından beşinci sınıflara, bizlere döndü. Bize de bir ödev vererek:
“Ders bitiminde göreceğim” dedi.
Ardından geçip oturdu sandalyesine. Ders defterini yazmaya durdu.
Herkes sessizce dersini yapmaya koyuldu. Sınıfa, sinek uçsa vızıltısı işitilir, bir sessizlik egemendi. Herkes dersine
öyle bir dalmıştı ki birden, bir takırtı ve tukurtuyla silkinip ne oluyor diye sesin geldiği yöne baktık.
Hamdi öğretmen yok olmuştu. Önce ona yakın konumda oturan arkadaşlarımız fırlamıştı ayağa.
“Öğretmenim bodruma düştü diye bağırıyordu Fadik Cebeci. Tüm sınıf ayağa kalkıp seğirterek bodrumun başına vardık.
İtiş kakış bodrumun içine öğretmenimize bakmaya çalışıyorduk. Sınıfa tam bir kargaşa havası egemendi. Kimin ne
söylediği anlaşılmıyordu. Gerçekten de Hamdi öğretmen bodrum kapağı ve sandalyesiyle birlikte nasıl olduysa
bodruma düşmüştü. Trajıkomik bir durumdu. Yalnız bu arada bodrum deliğinden öğretmenimizin yukarıya bakan
yüzünü ve yüzünde parlayan gözlüklerini gördüm.
İri yapılı arkadaşlarımız bodrumun başını tutmuş: “Öğretmenim elinizi uzatın” diye birbirlerini iterek
öğretmenlerini bodrumdan çıkarma çabası içindeydiler. Ve sonunda yiğit arkadaşlarımız öğretmenimizi kollarından
tutup çekerek bin bir güçlükle de olsa bodrumdan çıkarmayı başardılar.
O, üstünü başını silkelerken gülmeye çalışıyordu.
“Bir şeyiniz yok ya öğretmenim” diye sorduk.
“Yok” dedi gülerek. “Herhalde Ahmet’le Kemal’in “ahı tuttu” beni.”
Ahmet’e baktık, gülüyordu.
“Yok öğretmenim” diyordu. Ahı tutmadan ne anladıysa.
O gün okul hizmetlisi Bekir amca tarafından bodrum kapağı kıyılarından çivilendi. Öğretmenin yeniden bodruma düşme
ve biz öğrencilerin de bodruma hapsedilme tehlikesi ortadan kalkmış oldu. Hamdi öğretmen, bodrum kapağı her ne
değin dört kıyısından çivilense de bir daha bodrum kapağının üzerine oturmadı, yana çekildi.
Aradan yarım yüzyıldan fazla bir zaman geçti. Arkadaşlarımızın kimi öldü kimisi de başka illerde. Kimi zaman yaz
tatillerinde köyümüz Çıkrık’ta buluştuğumuzda, okul anılarımız canlanır belleğimizde. Yeniden öğrencilik yıllarımıza
gideriz. Söz sözü açar, anılar anlatılır. Anılar anlatılır da çocukluk anılarına doğru da yolculuk yapılmaz mı? Yapılır elbet.
Bu bodrum anısı da anlatılır. Güler, neşeleniriz. Hamdi öğretmenimizi ve ölen arkadaşlarımızı da rahmetle anarız.
Hamdi öğretmen kırk yıl önce İzmir’e taşınmış, bir daha dönmemiş; birkaç yıl önce orada ölmüştür. Giden gidiyor,
anıları kalıyor yaşayanların belleklerinde tatlı bir sızı gibi.
                                                     -----------------------------------------------------------------------------------------

                                                                             
                 Sevgili dostum "ZAFER"E ait süper paylaşım.

ImageImage   HOBİ SİTESİ'Nİ MUTLAKA ZİYARET EDİNİZ.    Image

                          BEDAVA BAĞ BAHÇE SULAMA SİSTEMİ BURADA

                      İLGİNÇ HOBİ'LER BURADA

          HER GÜN DEĞİŞİK KONULAR EKLENECEK OLUP,

                MUTLAKA BİRİ İŞİNİZE YARAYACAKTIR....

 

                                      Tepeler birbirinden ayrılmış derelerle.
                                      Bahçelerde ağaçlar, yüklüdür meyvelerle.

                                      Cevizdere, Üçköy’ün arazisiyle sınır.
                                      Yeşilliklere dalan, kendini düşte sanır.

                                       Kovanınönü bağlar, Türkmenlik’in arkası.
                                       Altın gibi parlardı, orda üzümün hası.

                                       Kavakçıldere’nin de arkası Alipaşa.
                                      Sepetlerle giderdik, üzüme koşa koşa.

                                      Ordaki bağların da eşsizdi üzümleri.
                                      Geri getiremeyiz, o güzelim günleri.

                                      Karey, Çıkrık Köyü’nün ilk yerleşim alanı.
                                      Oranın da yeşille donanmıştır her yanı.

                                      Bir doğa harikası, şu karşımda görünen.
                                      İşte şu yol değil mi, Kuycak bahçeye inen.

                                     Bağına bahçesine, can vermiş Kuycak suyu.
                                     Yaşatmakta bizlere en doyumsuz duyguyu.

                                     Mal güttük Yavşanlık’ta, yağmur yağdı ıslandık.
                                     Temmuz, Ağustosunun, sıcaklarında yandık.

                                      İncirlik’ten, Gökyer’den, Bendaltı’na inerdik.
                                      Irmağın kıyısında balıkla, ekmek yerdik.

                                      Akdağ’dadır Yayla’mız, eşsizdir güzelliği.
                                      Evkaya, Suludere farklıdır özelliği.

                                      Ardıçlık, meşeliği; derede fundalığı.
                                      Temiz havası suyu, bize verir sağlığı.

                                      Köyümüzün doğası, anlatmakla tükenmez.
                                      Köyüm için duyduğum, sevgi ateşim sönmez.

                                      Çıkrık bizim köyümüz, burdadır köklerimiz.
                                      Burda doğmuş yaşamış, göçmüş büyüklerimiz.

                                      Köye olan sevdamız, özlemimiz bir dağdır.
                                      Yüreğimiz tüm köyün, sığacağı otağdır.

                                      Uzağında olsak da, kimi zaman köydeyiz.
                                      Bundan böyle şiirde, türküde, öyküdeyiz.

                          MUZAFFER GÜNDOĞAR-ÇORUM/ÇIKRIK KÖYÜ.

                     **************************************************

AŞK'la Çikolata arasında bir fark yoktur.

Her ikisi de mutlu eder.


Zira;


Aşık olduğunuzda beyin

"phenylethylamine" üretir. Bu


kimyasal Çikolata da vardır.

 *****************************************

                          SİGARA'nın yararları !!!!!

Sigaranın vücuda olan faydaları, insanı ölüme hazırlaması…  *Genel olarak bulunduğunuz ortamlarda kötü ve ağır koku yayılır.

* Cildiniz bozulacağından cilt karalığı ve yaşlı gösterme belirtileri başlar.

* Dişleriniz kirli ve pis görünümlü olmakla beraber, dişeti hastalıkları baş gösterecektir.

* Ağız ve yutakta tat alma eksikliği başlar ve Kanser riski artar.

* Gırtlak ve nefes borusunda iltihaplanma, ses tellerinin zarar göstermesinden başka kansere yakalanma ihtimali fazlalaşır.

* Kalp ve damarların görmüş olduğu zarar ve tahribattan dolayı kalp krizi damar tıkanıklığı, tansiyon yükselmesi gibi sakıncalar ortaya çıkar.

* Beyinde felç, ileri yaşta bunama (Alzheimer) görülür. Her nefeste 50.000 hücrenin ölümüne sebep olur.

* Gözlerde katarakt ve ileri yaşta körlük meydana gelir.

* Burunda koku alma duygusu azalır. * Akciğerlerde kansere yakalanma, bronşit ve amfizem gibi rahatsızlıklar meydana gelir.

* Mide ve yemek borusunda karama, ülser ve kanser oluşumunu fazlalaşır.

* Pankreas kanseri riski artar.

* Rahim ve yumurtalıkta Kısırlık, çocuk düşürme, sakat ve eksik doğum, erken menopoz, Rahim Kanseri gibi tehlikeler oluşur.

* Testisler ve cinsel organlarda iktidarsızlık, ereksiyonda azalma, döllenme yetersizliği, kalıtımsal bozukluklar meydana gelir.

* İdrar kesesinde mesane kanseri meydana gelir.

* Ellerde, parmaklarda sararma, tırnaklarda, zayıflama görülür.

* Kemik ve iskeletlerde kemik erimesi meydana gelir.

* Kol ve bacak damarlarında çeşitli hastalıklar oluşur.

* Kılcal damarlar, el ve ayaklardan başlayarak, kol ve bacaklara kadar tıkanıp bu organların kesilmesine (Burger hastalığı) kadar varan hastalıklar oluşur.

* Vücutta, yorgunluk, uykusuzluk, ruhsal gerilim, stres, performans düşüklüğü, reflekslerde azalma oluşur.

* Anne ve baba mirası olarak; Sigara içen babaların, çocuklarında kanseri önleyen gençliği yok olmaktadır. Hamileliğinde sigara içen hanımların bebekleri %10-15 eksik kilolu doğdukları gibi zeka eksiklikleri de görülür.

                           (paylaşım için sonsuz teşekkürler Nejdet Kutlutürk beyefendiye)

***********************************************************************************************************************

........................TİMUS BEZİ-BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ...MUTLAKA OKUYUNUZ...................

*Timüs bezi, tiroid bezinin altında, göğüs boşluğunda ve soluk borusunun önünde bulunur. **

**Bu bez , insanın bağışıklık sisteminin merkezidir**. Yani bütün bağışıklık sistemi buradan yönetilir. **
...
Timüs bezi ne kadar çok titreşirse kişi o kadar sağlıklı ve bağışıklık sistemi sağlam olur.

Anadolu'da ağıt yakan kadınların göğüslerine vurduklarına hepiniz şahit olmuşsunuzdur. *****

*Bu refleks kaynaklı basit bir el hareketi değildir. Bu beynin otomatik gerçekleştirdiği bir davranıştır. **

Kişi göğsüne vururken Timüs bezini titreştirir. Bu sayede üzüntü kaynaklı bağışıklıkta meydana gelen direnç azalmasının önüne geçmeye çalışır.

Bu bez ne kadar sıklıkla titreştirilirse kişi o kadar genç ve sağlıklı yaşar ayrıca geç yaşlanır.

Sizde parmaklarınızla göğsünüzün ortasına yapacağınız küçük vuruşlarla timüs bezini titreştirebilirsiniz.

Yada daha basit bir yolu kullanırsınız. "**KAHKAHA**" atabilirsiniz. ** Çünkü kahkaha da göğüs kafesini oynattığı için bu bezi harekete geçirir.

Hani yıllar geçerde aradan bir arkadaşımıza rastlarız neşeli halleriyle tanıdığımız bu insanı görünce "hiç değişmemişsin, ne gamsızsın..." deriz ya, işte timüs bezinin gücü.

Sonuç olarak kahkaha bağışıklık sistemini güçlendirir ve sizi genç tutar. **

***********************************************************************************************************************


Sitemde yayınlanan reklamların gelirleri otomatik olarak yardım kuruluşlarına

gönderilmektedir/tarafınızdan gönderilecektir. Miktarını belirlemek size kalmış.

Reklam vermek isteyenlere duyurulur.

Son Güncelleme ( Thursday, 03 May 2012 )
 
spacer.png, 0 kB

spacer.png, 0 kB
İYİ BİR KADIN BİR ERKEĞİ ETKİLER, ZEKİ BİR KADIN ONDA İLGİ UYANDIRIR, GÜZEL BİR KADIN BÜYÜLER , ANLAYIŞLI BİR KADIN İSE ONA SAHİP OLUR
KADIN KENDİ BAŞINA NE GÜL GONCASIDIR , NE DE DİKEN . KOKLAMASINI BİLİRSEN GÜL , TUTMASINI BİLMEZSEN DİKEN OLUR
KADIN , İNSANIN GÖLGESİ GİBİDİR; KOVALARSANIZ KAÇAR, KAÇARSANIZ KOVALAR.
SAVAŞTA DÖVÜŞENLERDEN ÇOK KAÇANLAR ÖLÜR..
KADINLARIN GÖZLERİ KESKİN, ZEKALARI UYANIK, DÜŞÜNCELERİ VESVESELİ OLUR .
KADINLARDA FECİ OLAN ŞEY, NE ONLARLA NE DE ONLARSIZ YAŞANABİLMESİDİR.
KADINLAR SEVMEDİKLERİ ADAMA HİÇ ACIMAZLAR .
BİR KADIN YA SEVER, YA DA NEFRET EDER; ORTASI YOKTUR .
KADIN ÖYLE BİR KONUDUR Kİ, ONU NE KADAR İNCELERSEN İNCELE HERZAMAN YEPYENİDİR.
EN MÜKEMMEL KADIN, ÇOCUKLARINA BABALARININ YOKLUĞUNDA BABA OLABİLECEK KADINDIR.
BİR UYGARLIĞIN SEVİYESİNİ ÖLÇMEK İSTERSENİZ, DERHAL KADININ HAYAT ŞARTLARINA BAKIN.
..............
A Y E T L E R D E N
..............
Kibirli olma, alçakgönüllü davran.
KENDİNİ FAZLA ABARTMA.
Her şeyin üstesinden gelemeyeceğini asla unutma.
ÇARESİZLİK TUZAĞINA DÜŞME..HER ZAMAN BİR UMUT IŞIĞI OLDUĞUNU AKLINDAN ÇIKARMA
Her şeye hakim olmak için uğraşıp hayatı yaşanmaz hale çevirme.
BÜYÜKLÜK KOMPLEKSİNE KAPILIP, İNSANLARI EZEREK ARKADAŞLARINI KENDİNDEN UZAKLAŞTIRMA
İyiliği karşılık beklemeden yap.
TEK BAŞINA MUTLU OLUNAMAYACAĞINI BİL. ÇEVRENİN MUTLULUĞU İÇİN GAYRET GÖSTER.
Ölümden korkmak yerine, ölüm gerçeğiyle yüzleş.
YAPTIĞIN İYİLİKLERİ UNUT. ANLATARAK ONLARI KIYMETSİZLEŞTİRME.
Sana yapılan kötülüğün karşılığını vermek yerine. Öfkenin dinmesini bekle.
SENİ HUZURSUZ EDECEK İŞLERDEN UZAK DUR. İHTİRASINI TÖRPÜLE.
Eleştirinin keskin bir bıçak olduğunu unutma. Söyleyeceklerini iyi tart.
HİÇBİR SIRRIN SONSUZA KADAR GİZLİ KALAMAYACAĞINI UNUTMA.
Yazdıklarının ve yaptıklarının peşini bırakmayacağını unutma. Gücünü insanların yararına kullan.
KİBRİNE YENİLİP HEP DAHA FAZLASINI İSTEYEREK HAYATINI ZAHİR ETME.
En zor zamanda bile kesinlikle ümitsizliğe kapılma.
SENDEN İYİ DURUMDA OLANLARA BAKIP ÜZÜLECEĞİNE, SENDEN ZOR DURUMDA OLANLARI GÖRÜP RAHATLA.
En sevdiğin şeyleri, başkalarıyla paylaşmanın keyfine var.
HAYATININ VAZGEÇİLMEZLERİ OLSUN. ONLARI KÜÇÜK ÇIKARLAR İÇİN ASLA FEDA ETME.
MUHATABINA GÜVENMEK İSTİYORSAN, ÖNCE SEN GÜVENİLİR OL.
Yazdıklarının ve yaptıklarının peşini bırakmayacağını unutma. Gücünü insanların yararına kullan.
BENCİL OLMA, TEBRİK ETMEYİ BİL.YALANDAN UZAK DUR.
Modern hayatın çarpıklaştırdığı kadın-erkek ilişkilerinin, hayatını esir almasına izin verme.
İYİ BİR DOSTUN, PAHA BİÇİLMEZ OLDUĞUNU AKLINDAN ÇIKARMA.
İyilik yapma arzunu, şarta bağlama. Vermek almaktan daha büyük bir ihtiyaçtır, asla unutma.
ÖNYARGILARLA HAYATI KENDİNE ZEHİR ETME.
Bildiklerinle açıklayamadığın şeyler, hayatının kâbusu olmasın.
KORKULARIN TUTSAĞI OLARAK YAŞAMAKTAN VAZGEÇ
Kendini, hep daha iyiye ulaşmak zorunda olduğuna koşullama.
MERHAMETLİ OLMAKTAN ASLA VAZGEÇME.
Anne ve babana 'off' bile deme.
KENDİNİ SÜREKLİ ÖVMEKTEN UZAK DUR
Vazgeçilmez olmadığını kabul et.
SÖZÜNÜZDE DURMAMANIN UTANÇ VERİCİ OLDUĞUNU AKLINDAN ÇIKARMA.
Heveslerini kendine ilah edinme.
İNANMA DUYGUNU DİRİ TUR.
Karar verirken, vicdanının sesini duymazlıktan gelme.
.............
ÖMER HAYYAM'DAN.....
İNSAN yiyeceksiz, giyeceksiz edemez:
Bunlar için didinmene bir şey denmez.
Ondan ötesi ha olmuş, ha olmamış:
Bu güzelim ömrünü satmaya değmez

HAKSIZLIK ÖNÜNDE EĞİLMEYİNİZ, ÇÜNKÜ HAKKINIZLA BERABER ŞEREFİNİZİ DE KAYBEDERSİNİZ. HZ.ALİ
DUALARINIZA DİKKAT EDİN, GERÇEKLEŞEBİLİRLER.(Emerson)
YAPILIRKEN HEYECAN DUYULMAYAN İŞLER BAŞARILAMAZ.(Emerson)
HİÇ KİMSE SİZİN İZNİNİZ OLMADAN, SİZE KENDİNİZİ DEĞERSİZ HİSSETTİREMEZ.(Eleanor Roosevelt)
HAYATTA EN BÜYÜK EĞLENCE BAŞKASININ YAPAMAZSIN DEDİĞİNİ YAPMAKTIR.(Walter Bagehot)
İMKANSIZLIK YALNIZ SERSEMLERİN SÖZLÜĞÜNDE BULUNAN BİR KELİMEDİR.(Napoleon)
ELMAS NASIL YONTULMADAN KUSURSUZ OLMAZ İSE ; İNSAN DA ACI ÇEKMEDEN OLGUNLAŞMAZ.(Konfüçyus)
ÇİÇEĞİN DİKENİ VAR DİYE ÜZÜLECEĞİMİZE, DİKENİN ÇİÇEĞİ VAR DİYE SEVİNELİM.(Goethe)
YEMİNE GEREK GÖRMEYECEK KADAR SÖZLERİNE SADIK OL.(Dale Carnegie)
İNSANLAR HATALARINI MUTLUYKEN DEĞİL ANCAK MUTSUZKEN ANLAR.(Daniel Defoe)
İNSANLAR BAŞAKLARA BENZERLER, İÇLERİ BOŞKEN BAŞLARI HAVADADIR, İÇLERİ DOLDUKÇA EĞİLİRLER.(Montaigne)
AŞK, İMKANSIZ BİRÇOK ŞEYİ MÜMKÜN KILAR.Goethe)
DÜNYADA BAŞARI KAZANMANIN İKİ YOLU VARDIR: YA KENDİ AKLINDAN FAYDALANMAK, YAHUT DA BAŞKALARININ AKILSIZLIĞINDAN FAYDALANMAKTIR.La Bruyere)
AYNI DİLİ KONUŞAN DEĞİL, AYNI DUYGULARI PAYLAŞANLAR ANLAŞABİLİRLER.(Mevlana)
NOKTA KADAR MENFAAT İÇİN, VİRGÜL GİBİ EĞİLENLER, SONUNDA DÜZ HAT OLUP ÇİĞNENMEYE MAHKUMDURLAR(La Edri)
EGOİSTLERİN İYİ BİR YANLARI VARDIR BAŞKALARI HAKKINDA KONUŞMAZLAR
İNANDIĞINIZ GİBİ YAŞAYAMIYORSANIZ, YAŞADIĞINIZ GİBİ İNANMAYA BAŞLARSINIZ.
ÖFKENİN ATEŞİ ÖNCE SAHİBİNİ YAKAR, SONRA KIVILCIMI DÜŞMANLARINA YA VARIR, YA VARMAZ.
SAVAŞTA DÖVÜŞENLERDEN ÇOK KAÇANLAR ÖLÜR..
KALP KÖR OLDUKTAN SONRA GÖZÜN GÖRMESİNDE YARAR YOKTUR..
SEVDİĞİNİ ELDE EDEMEZSEN, ELDE ETTİĞİNİ SEVMEYE ÇALIŞ
İNSAN İLE İNSAN ARASINDA FARK VARDIR. BİR DEMİRDEN HEM NAL HEM DE KILIÇ YAPARLAR...
ÖLÜMÜN BİZİ NEREDE BEKLEDİĞİ BELLİ DEĞİL , İYİSİMİ BİZ ONU HER YERDE BEKLEYELİM
HER SÖYLEDİĞİN DOĞRU OLMALI. FAKAT HER DOĞRUYU SÖYLEMEK DOĞRU DEĞİLDİR...
TESADÜF, İNANÇSIZLARIN KADERE TAKTIKLARI İSİMDİR.
BİLDİKLERİNİ ANLAT, AMA AKIL VERMEYE KALKMA, ANLATILANLARI İYİ DİNLE, AMA HEPSİNİ DOĞRU SANMA
SESSİZ KALMAK, BİR ŞEY BİLMEDİĞİN ANLAMINA GELMEZ, ÇOK KONUŞMAK TA ÇOK ŞEY BİLDİĞİNİ GÖSTERMEZ.
HERKESİ KENDİNE EŞİT GÖR,HER KİM OLURSA OLSUN BİR İNSANI KÜÇÜMSEMEK AKILSIZLIK, ÇOK BÜYÜK GÖRMEKTE KORKAKLIKTIR.
CESARET AKILDAN GELİRSE CESARETTİR, BİLGİSİZLİKTEN GELİRSE CEHALETTİR
spacer.png, 0 kB
spacer.png, 0 kB
Copyright © 2005 - Your Company Name - design my rockettheme.com spacer.png, 0 kB