spacer.png, 0 kB

ANA SAYFA arrow A T A T Ü R K
.....TIKLAYINIZ AÇILIŞ SAYFANIZ OLSUN......
.......BEN DOSTLARIMI NE AKLIMLA NE KALBİMLE SEVERİM...OLUR YA KALP DURUR.....AKIL UNUTUR....BEN DOSTLARIMI RUHUMLA SEVERİM..... O NE DURUR NE UNUTUR....... AŞAĞIDAKİ VİDEOLARIN (Dailymotion)ÜZERİNDE MAUSUNUZU BİR SÜRE BEKLETEREK O VİDEONUN GÖRÜNTÜSÜNÜ VE MÜZİĞİNİ KISA BİR SÜRE DİNLEYEBİLİR,DİLERSENİZ DOWNLOAD THİS VİDEO'YA TIKLAYARAK BİLGİSAYARINIZA İNDİREBİLİRSİNİZ.
spacer.png, 0 kB
spacer.png, 0 kB
A T A T Ü R K PDF Yazdır E-posta
Yazar Administrator   
Friday, 29 June 2007

Image

                         ImageImage

Image

                                                     Image

Image

                  Image

Image

Image

Image

               Image

                Image

                Image

Image

                 Image

Image

Image

Image

Image

Image

Image

Image

Image

Image

Image

Image

                         Image

Image

ImageImage

Image

                            Image

Image

Image

                       ImageImage

 

                                                         RENKLİ RESİMLERİ

                      Image

             Image

Image

Image

Image

Image

               Image

Image

Image

         Image

         Image

Image

         Image

Image

                             Image

Image

Image

Image

Image

Image

Image

                       Image

                       Image

                       Image

                         Image

                          Image

                          Image

                          Image

ImageImage

Image

ImageImage

ImageImage

ImageImage

                            Image

ImageImage

                       Image

Image

                   Image

Image

Image

Image

             Image

               Image

Image

Image

Image

Image

Image

Image

Image

Image

Image

Image

Image

Image

            Image

Image

 Image

Image

Image

Image

 Image

Image

Image

Image

Image

Image

Image

Image

Image

Image

Image

Image

Image

Image

Image

Image

Image

Image

Image

Image

Image

Image

Image

Image

Image

Image

Image

Image

1922'de Türk ordularının zaferi neticesi Anadolu'daki emelleri gerçekleşmeyen İngiltere'nin Türk düşmanı olarak bilinen Başbakanı Lıoyd George, Parlamento'da kendisine yöneltilen suçlama ve tenkitleri şöyle cevaplandırmıştır):
'Arkadaşlar, yüzyıllar nadir olarak dahi yetiştirir. Şu talihsizliğimize bakın ki o büyük dahi çağımızda Türk Milleti'ne nasip oldu.  Mustafa Kemâl'in dehasına karşı elden ne gelirdi.  (D. Lloyd George, İngiltere Başbakanı, 1922)

Bir ulusun hayatında bu kadar az sürede bu denli kökten değişiklik pek seyrek gerçekleşir... Bu olağanüstü işleri yapanlar, hiç kuşkusuz kelimenin tam anlamıyla büyük adam niteliğine hak kazanmışlardır. Ve bundan dolayı Türkiye övünebilir. (Eleftherios Venizelos, Yunanistan Başbakanı, 1933)

Bir insana ölümünden sonra bu derece sevgi ve yas gösterileri yapılması milletler tarihinde az görülen şeylerdendir.' (ATHİNAİKA, Atina, 12 Kasım 1938)

'Atatürk'ün Türkiye'de yaptığını hiçbir tarafta, hiçbir kimse yapmadı: Ne Cavour, ne Cromwel, ne de Washington... Atatürk'ün bulduğunu, hiç kimse bulmadı ve Atatürk'ün yaptığını da hiç kimse yapmadı. İlham ettiği kimselere ve kendi prensiplerine göre yarattığı yeni kuşak, O'nun eserine devam edecektir.'
(Tipos Gazetesi)

İngiliz, Fransız ve İtalyanları Anadolu'dan uzaklaştırıp bizi de yenince,, karşımızda sıradan bir adam bulunmadığını ve O'nun gerçek yaratıcı kudretini kavramaktan uzak kalmış olduğumuzu kabul ettik. (1938) (Yorgi PESMAZOĞLU, Yunan Ekonomi Başkanı)

Çok, pek çok devrimciler görüldü. Fakat hiçbiri Atatürk'ün cesaret ettiği ve muvaffak olduğu şeyi yapmadı.' (Messager D'Athenes, Yunanistan Gazetesi, 11 Kasım 1938)

Tarih, silinmez harflerle bu devlet adamın ismini hakedecektir. Atatürk bir halk adamıdır. Kırılmaz azmi, keskin zekâsı ve kudreti kendisini yendiği alın yazısının önüne getirmiş, böylece yeni Türkiye'nin yaratıcısı olmuştur. (Yugoslavya, Politika Gazetesi, 11 Kasım 1938)

Sakarya Savaşı, Sakarya Zaferi, yirmi yaşımın en kuvvetli hatırası olmuştur. O zamanlar, kendi kendime diyordum:
Acaba ben de ulusumu böylesine seferber edemezmiyim, onun ruhuna kurtarıcı hamleyi, bu dizgin tanımaz ihtirası aşılayamaz mıyım? (Habib BURGİBA, Tunus Devlet Başkanı, 1965)

Atatürk, tarihin her devresi için, insanlığın bir mucizesidir. (Suriye)

Atatürk'ün ölümü yalnız Türk Milleti için değil, onun örneğine çok muhtaç olan bütün Doğu milletleri için en büyük kayıptır.  (ELEYYAM Gazetesi, Şam- 1938)

Vatanını muhakkak bir parçalanmaktan kurtararak gemisini güvenilir bir limana götürdükten sonra milletinden bir taht istemedi.
O, kelimenin bütün anlamıyla bir insan, eşsiz bir dahi, kahraman bir asker ve siyaset adamı idi.
Hayatını milleti'nin mutluluğuna adadı, bu uğurda genç yaşda hayata gözlerini kapadı. (Elifba Gazetesi, Şam- 1938)

O'nun ölümü, dünya için de derinliği ölçülmez bir kayıptır. (Sovyetler)

Adı, Türk Milleti'nin millî kurtuluş savaşında ve Türkiye'nin siyasi alanda yeniden örgütlenmesine gayet sıkı bir surette bağlı olan Kemal Atatürk'ün ölümü gerek Türkiye için, gerekse bütün dostları için derinliği ölçülmez bir kayıptır. Türk Milleti'nin en samimi dostları arasında bulunan Sovyetler, zamanımızın bu örneksiz devlet adamının öneminden dolayı derin bir acı içindedirler. (İzvestia Gazetesi, Moskova, 1938)

Atatürk, dünya üzerinde yeni bir devir açmış bir insandır. Ben, O'nun Türk kadınlarına hak vererek ve bir ülkede anayı, yakışır olduğu yüceliğe eriştirerek Batı'ya ders verdiğini nasıl unuturum.
(Uluslararası Kadınlar Birliği Delegesi, Prenses Aleksandrina)

Romanya'da Atatürk'ün ölüm haberi geldiği gün, bütün okullarda dersler tatil edildi. (Romanya-Rador Ajansı: Bükreş)

Milletimiz, en büyük Türk'ün karşısında kederli bir saygı ile eğilmektedir. (Romanya)

Atatürk, başı dumanlı doruklarda yüce bir dağ tepesidir. Siz O'na yaklaştıkça o yükselir ve aranızdaki mesafe sonsuza değin aynı kalır. Devirlerinde büyük gözüken, zamanla küçülen benzerlerinden farkı budur ve böyle kalacaktır. (Arriba Gazetesi, Portekiz, 1938)

Uzun bir yol aşılmış, yüce bir eser ortaya konmuş, bir çok zaferler elde edilmiştir. Bütün bunlar Atatürk'ün eseridir. (Polanya, Kurjer Warzavski Gazetesi)

O, Türkiye'yi kurmakla bütün dünya uluslarına Müslümanların seslerini duyuracak kudrette olduğunu ispat etti. Kemal Atatürk'ün ölümüyle Müslüman dünyası en büyük kahramanını kaybetmiştir. Atatürk gibi bir önder önlerinde bir ilham kaynağı olarak dikildiği halde Hind Müslümanları bugünkü durumlarına hâlâ razı olacaklar mı? (Muhammet Ali Cinnah-Kaidiâzam, Pakistan Cumhurbaşkanı, 1954)

Bizim aslımız rengi uçmuş bir kıvılcım iken, O'nun bakışı ile cihanı kaplayan ve aydınlatan bir güneş haline geldik. (İkbal, Pakistan Millî Şairi)

'Atatürk'ün yaptıkları insanoğlunun kolay kolay yapabileceği şeylerden değildir. O; büsbütün başka bir insandı.' (El-Mısri Gazetesi, Mısır, 11 Kasım 1938)

Türkler, Atatürk'ü olağanüstü bir tutkunlukla seviyorlar.
Bursa'ya giderken trende rast geldiğim bir çocuğa İstanbul veya Ankara'dan hangisini sevdiğini sordum.
Çocuk Ankara'yı sevdiğini söyledi. Nedenini sorduğumda: 'Ankara'da Atatürk bulunduğu için..' cevabını verdi. (Mısır, El Bela Gazetesi)

Yüzyılımızda, 'olmayacak hiçbir şey yoktur' şeklindeki tarihi gerçeği isbatlayan ilk adam olmuştur.
(Eski Ujsag. Macar.)

Budapeşte, 20 (a,a) - Macar ajansı tebliğ ediyor:
Başvekil İmredi, Atatürk'ün cenaze törenini yapılacağı 21 Kasım Pazartesi gününü Macaristan'ın millî yas günü sayarak bütün memlekette resmi binalara siyah bayraklar çekilmesini emretmiştir. Harbiye Nazırı ve Budapeşte Belediye Reisi de, askeri binalar ve belediye binaları için aynı kararı almışlar ve Belediye Reisi ayrıca, halkı da siyah bayrak çekmeye dâvet etmiştir. (Namzetti Ujsang Gazetesi, Budapeşte-1938)

Dünyanın çok nadir yetiştirdiği dahilerdendir. Dünya tarihinin gidişini değiştirmiştir. (An Nahar, Beyrut)

Yüzyıldanberi Küçük Asya'nın çıkardığı en büyük lider. (The Japan Chronicle, Kobe)

'Hayatının sonuna kadar milleti'nin mutlak güveni ile kurduğu devletin başında muzaffer kumandanının kişiliği, eşi görülmemiş bir karakter örneğidir.'  (Comte Carlo Sforza, İtalya Eski Dışişleri Bakanı)

Üstün iradesi, tükenmez cesareti ve eşsiz seziş ile hasımlarını dize getirdi. Fazilet ve ciddiyeti, üç yılda memleketine yalnız askeri, aynı zamanda tam ve doyurucu bir siyasi zafer kazandırdı. (F. Perrone Di San Martino, İtalyan Yazarı)

'Atatürk'ün ölümü ile dünya büyük bir liderini kaybetti.' (Gazeta Del Popolo Gazetesi, İtalya, 11 Kasım 1938)

(Lozan Üniversitesi salonunda, Lozan Türk Talebe Cemiyeti'nin hazırladığı törende.)
'Siz Türk gençleri, bugün Büyük Şef'inizi kaybettiğinizden dolayı ne kadar ağlasanız haklısınız. Üniversite, sizin bu büyük yasınıza katılmaktadır. Atatürk'ün bu Büyük Adam'ın hayatını burada az bir vakit içinde bildirmeye imkân yoktur.

Bu dâhinin, vatanının tarihinde işgal ettiği parlak sayfaları size hatırlatmak isterim. Türkiye'yi yaratan, tarihimizin bu en Büyük Adam'ını başımı en derin hürmetle eğerek selâmlarım.' (Profesör MORRF)

'Atatürk, bir medeniyet kaynağı idi.' (İsviçre)

Modern Türkiye'nin yaratıcısı Kemal Atatürk'ün eserleri, memleketi için yaptıkları İsveç'te çok iyi bilinmektedir. Atatürk'ün liderliği altında Türkiye'nin kalkınmasını, fevkâlâde ileri hamlelerini hayranlıkla takibettik. Atatürk'ün, hukuk alanında olduğu gibi, diğer alanlarda da getirdiği reformlarla Türkiye, içinde bulunduğu çok zor durumdan kurtarılıp kuvvetli ve güvenilir temeller üzerine yerleştirilmiştir.
(ERLANDER, İsveç Başbakanı)

'Mustafa Kemal Atatürk, kuşkusuz 20. yüzyılda dünya savaşından önce yetişen en büyük devlet adamlarından biri, hiçbir millete nasip olmayan cesur ve büyük bir inkılâpçı olmuştur.' (Ben Gurion, İsrail Başbakanı, 1963)

'Atatürk, askeri dehâ ile devlet adamı filozof dehâsını toplamıştır.' (İspanya)

İslam dünyasının büyük insan yetiştirme gücünü yitirdiğini öne sürenler, Atatürk'ü hatırlamalı ve utanmalıdırlar. (Tahran Gazetesi, İran, 1939)

Atatürk'ün ölümü dolayısı ile Kraliyet Sarayı Şehinşâhi ve hükümet bir ay resmî yas ilân etmiştir.
Majeste Şehinşah, gömme töreninin sonuna kadar İran'da askerî ve resmî binalar üzerinde ve yabancı ülkelerdeki İran temsilciliklerinde bayrakların yarıya indirilmesini emir buyurmuşlardır. Bu irade-i Şehinşahî bugün bütün gazetelerde ilân edilmiştir. (Tahran)

Bugün Türkiye, büyük ve yeni bir memlekettir. Ve savaş sonrasının dehşet, sefalet ve bitkinliğinden çıkmış olan bu yeni Türkiye, Atatürk'ün dimağında vücut bulmuştu. O, bu Türkiye'yi kendi elleriyle dünyaya getirdi. (Dela Mail Gazetesi)

Kadınlar başka hiçbir ülkede bu kadar hızla ilerlememişlerdir. Bir ulusun bu derece değişmesi, tarihte, gerçekten eşi olmayan bir olaydır. (İngiliz, Daily Telgraph Gazetesi)

Atatürk, yalnız Türk Milleti'nin değil, özgürlüğü uğruna savaşan bütün milletler önderiydi.

                              **********************************************************

                                                                REŞİT GALİP HAKKINDA

CAN DÜNDAR'IN KALEMİNDEN

             NEFİS BİR YAZI 

Can Dündar  AdaAtatürk'ün Milli Eğitim Bakanı Dr. Reşit Galip'in öyküsü

                        Atatürk,

öğretmenini nasıl görevden aldı?

Öğretmenler Günü'ydü dün... O günün anısına Atatürk'ün sofrasında yaşanan tarihi bir
sahneyi hatırlatmak istedim. Gazi'ye "Devrimleri gerekirse babamıza karşı bile
savunuruz" diye meydan okuyan Dr. Reşit Galip'in şerefine...


Her sabah okul öğrencilerini güne başlatan "Türküm doğruyum çalışkanım" andı var ya...
Geçenlerde sevgili hocam Prof. Dr. Baskın Oran'ın eşi Feyhan, "Biliyor musun o andı kim
yazdı?" diye sordu.
"Kim?" dedim merakla...
"Dedem."
"Deden kim?"
"Reşit Galip..."
İnanılır gibi değil. Ne o andın 1933'ün 23 Nisan günü Reşit Galip'in kaleminden çıktığını
biliyordum ne de Feyhan'ın Atatürk döneminin Maarif Vekili Reşit Galip'in torunu olduğunu...
Çankaya sırtlarında oturan Ankaralılar, şehre Reşit Galip Caddesi'nden geçerek inerler.
Pek azı bu ismin kim olduğunu bilir.
Bu bilinmezlikte belki Dr. Reşit Galip'in 41 yaşında göçüp gitmesi rol oynamıştır, belki de
İnönü'yle yıldızının hiç barışmaması...
Onu daha yakından tanımak isteyenlere, yeni yayımlanan çok kapsamlı bir çalışmayı, Yener
Oruç'un "Atatürk'ün Fikir Fedaisi: Dr. Reşit Galip" kitabını (Güner Y., 2007) tavsiye edip lafa
girelim.

Etkileyen konuşma
Feyhan'ın anlattığına göre Rodos'ta doğan Reşit Galip, ortaokulu bitirince kardeşiyle bir
sandala binip Marmaris'e gelmiş.
Liseyi İzmir'de okumuşlar.
Kardeşi Hüseyin Ragıp (Baydur) diplomatlığı seçip büyükelçilik yapmış.
Reşit Galip ise İstanbul Tıp'a gidip doktor olmuş.
Öğrenciyken gönüllü olarak I. Dünya Savaşı'na katılmış. Kafkas Cephesi dönüşü öğrenimini
tamamlayıp fakültede asistanlığa başlamış.
1923 Mart'ında, hekimlik yaptığı Mersin'e Mustafa Kemal Paşa geldiğinde Paşa'nın
huzurunda konuşmuş ve gözlerine doğru bakarak şöyle demiş:
"Muhterem Gazi, sen yalnızca bu milletin bir kahramanı değilsin, sen bunlardan çok daha
büyüksün. Sen bu milletin bir ferdisin. Senin birinci büyüklüğün, bu milletin bir ferdi olmakla
iktifa ve iftihar etmekliğindir."
Herkesin yüceltme yarışına girdiği günlerde Gazi'yi "milletin bir ferdi" sayan 30 yaşındaki
bu hatip, herkesin dikkatini çekmiş.
Tabii en çok da Gazi'nin...
Kemal Paşa ona milletvekilliği önermiş ve Dr. Reşit Galip, Ocak 1925'te Meclis'e girmiş.
Bir süre İstiklal Mahkemesi üyeliği yapmış. CHF İdare Heyeti'nde görev almış. Türk
Ocakları'nda, Halkevleri'nde çalışmış. Yine Atatürk'ün isteğiyle Serbest Fırka'ya girmiş.
Ve Atatürk'ün sofrasına oturmuş. Onu bakanlığa taşıyan süreç de o sofrada başlamış.
        Ata'nın sofrayı terk ettiği gece
Bu sofra sahnesi pek çok tanığın anılarında vardır:
1931 sonbaharıydı. O geceki tartışma, Milli Eğitim Bakanı Esat Mehmet'in bir yakınmasıyla
başladı.
Esat Mehmet, Atatürk'ün Harbiye'den "tabya öğretmeni"ydi.
Kazım Özalp'in "Atatürk'ten Anılar" kitabında (T. İş Bankası Y., 1992, s. 48-49) yazdığına
göre konu, kız öğrencilerin kıyafetinden açıldı.
Esat Mehmet, "kızların kısa etek, kısa çorap ve kısa kollu gömlek giymelerini uygun
görmediğini" belirtti. Bir tamim yayınlayıp daha kapalı giyinmelerini isteyeceğini söyledi.
Bunun üzerine Reşit Galip söz aldı: "Yanlış düşünüyorsunuz beyefendi" dedi. "Bu bir
geriliktir. Kadınlar eski durumda yaşayamazlar. İnkılaplardan en mühimi, kadınlara verilen
haklardır. Başka türlü, Batılılaşmakta olduğumuzu iddia edemeyiz."
Sofra gerildi. Gazi, vekilini zor durumda bırakan bu çıkıştan hoşlanmadı.
"Bu konuyu uzatmayalım. Kısa çorap giyip giymemek çok önemli değildir, sonra tartışırız"
dedi.
Ama Reşit Galip alttan almadı.
"Af buyurunuz Paşam! Bu, inkılap ve zihniyet meselesidir. Müsaade buyurursanız fikrimizi
söyleyelim. Hatta daha ileri giderek diyeceğim ki, sizin huzurunuzda bu sofrada inkılapları
zedeleyeceği icraattan bahsedilmesi küstahlıktır, hoş görülemez."

"Bu kokuşmuş kafayla..."
Reşit Galip'in tartışma yaratmasının özel bir nedeni vardı:
Halkevi'nde sanatı yaygınlaştırmak için tiyatro çalışmaları yapıyor, ancak sahneye
çıkacak kadın oyuncu bulamıyorlardı. Buna gönüllü kadın öğretmenler için, Maarif
Vekaleti'nden izin
alamamışlardı.
Reşit Galip "Bu kokuşmuş kafayla devlet yürümez" diye kestirip attı.
Atatürk'ün kaşları çatıldı. "Sözlerinizde müsamahalı, ölçülü olunuz" diye çıkıştı.
Herkes yaklaşan fırtınayı hissetmişti. Ama Reşit Galip bulutların üstüne gitti. 57 yaşındaki
Milli Eğitim Bakanı'nı işaret ederek dedi ki:
"Devrimci devrimcidir. İnsanlar bir yaştan sonra ister istemez tutucu olurlar. Meclis'te
bunca genç, idealist, bakanlık yapacak yetenekte insan varken, böyle yaşlı kimseleri Milli
Eğitim Bakanı yapmak hatadır."
Atatürk yeniden uyarma gereği duydu:
"Esat Bey yeteneklidir. Davamıza inanmıştır ve benim hocamdır. Beni okutmuş olması
sence bir değer taşımıyor mu?"
"Kusura bakma Paşam, taşımıyor! Okuttuklarının içinde sizin gibi bir devrimci çıkmış ama
kim bilir nice tutucu da çıkmıştır."

"Sizi de eleştiririm!"
Bunun üzerine Gazi'nin sabrı taştı:
"Bu sofrada hocama ve bir Milli Eğitim Bakanı'na hakaret etmenize müsaade edemem"
diye haşladı.
Ama Reşit Galip sineceği yerde hepten üste çıktı:
"Devrimleri korumak için sizden müsaade istemiyorum. Hatayı yapan siz de olsanız, sizi
de eleştiririm. Mesela Rose Noir'a verdiğiniz 15 bin liralık kredi mektubu da siz yaptınız
diye hata olmaktan çıkmaz."
İlk kez Atatürk'ün sofrasında Atatürk bu kadar sert eleştiriliyordu.

Milletin sofrası
Reşit Galip'in sözünü ettiği Rose Noir, Beyoğlu'nda, Rus karı-kocanın işlettiği bir barın
adıydı.
Atatürk bir gece oraya gitmiş, mekanın sahibi Madam Senya'dan "İş Bankası'ndan kredi
alamıyoruz" yakınmasını dinlemiş ve orada bir kağıda İş Bankası Genel Müdürü'ne
hitaben "yardımcı olunması" isteğini yazmış, Rus çifte vermişti.
Reşit Galip bu iltimas talebini eleştiriyordu.
Atatürk bu kez kızmadı; "Yoruldunuz, buyurun biraz istirahat edin" diyerek kibarca Reşit
Galip'i sofradan kovdu.
Ama genç devrimcinin yılmaya niyeti yoktu. Yıllar yılı bir efsane gibi anlatılacak çıkışını
o an yaptı:
"Burası sizin değil, milletin sofrasıdır. Milletin işlerini görüşüyoruz. Burada oturmak sizin
kadar, benim de hakkımdır."
Atatürk kendi fikirleriyle kendisini vuran bu genç adama baktı, sonra yanındakilere dönüp
"Öyleyse biz kalkalım" dedi.
Sofradaki bütün heyet ayaklandı; Reşit Galip'i sofrada yapayalnız bırakıp çıktılar.
                      Sonra neler oldu?

Bu müthiş sahnenin devamı daha da ibret vericidir:
Reşit Galip bütün geceyi Dolmabahçe Sarayı'nda pencere kenarındaki bir koltukta geçirir.
Atatürk uyandığında Genel Sekreteri'ne Reşit Galip'i sorar.
"Sabaha kadar bekledi, mahcubiyetini size iletmemizi istedi. Ankara'ya gidecek kadar borç
para istedi. 25 lira verdik" derler.
Atatürk "Ankara'ya gidecek adama 25 lira mı verilir. Bari benim hesabımdan birkaç yüz lira
verseydiniz" der.
Sonra "Cebinde beş parası yok ama karakterinden hiç taviz vermiyor. Parası yok ama
cesareti var" diye ekler.
1932 sonbaharında Atatürk, Reşit Galip'in Ankara Radyosu'ndaki bir konuşmasını dinler;
"Devrimleri her yerde, herkese karşı savunacağız. Gerekirse babamıza ve çocuklarımıza
karşı bile" demektedir.
Atatürk birkaç gün sonra kendisini yeniden sofraya davet eder.
Hemen yanındaki sandalyeye buyur eder.
Onun yanına da, hocası Esat Mehmet'i oturtur.
Ve orada yeni Milli Eğitim Bakanı'nın 39 yaşındaki Reşit Galip olduğunu açıklar.
Rose Noir olayı mı?
Onu da hatırlatalım:
İş Bankası Genel Müdürü Muammer Eriş, Atatürk imzalı kağıdı alınca doğruca Dolmabahçe
Sarayı'na gelmiş, Ata'nın ricacı olduğu krediyi vermeye kuralların uygun olmadığını bildirmiş,
talebi reddetmiştir.

Kütüphanedeki yatak

Reşit Galip'in bakanlığı sadece 13 ay sürdü. Bu süre içinde Darülfünun'dan üniversite
reformunu başlattı. Öğretmenlere genel bütçeden maaş ödenmesini sağladı.
Eşi Zübeyre Hanım'ın deyimiyle "deli gibi çalışıyor" ama Atatürk'e çıkışacak kadar ayarsız
dili yüzünden her gün işe cebinde istifa mektubuyla gidiyordu.
Aslında Atatürk'le araları iyiydi. O Gazi'ye "Paşam", Gazi de ona "Doktor" diye hitap ederdi.
Torunu Feyhan Oran'a "Peki ne oldu da ayrıldı?" diye sordum.
Bir gün sofradan ayrılırken, Atatürk, "Seni eve ben bırakacağım" demiş. Eve bırakınca o da
saygıdan, "Ben de sizi uğurlayacağım Paşam" karşılığını vermiş. Ama kendisinin arabası
olmadığından yürüyerek uğurlamış. O gece zatürree olmuş.
Dinlenmesi tavsiye edilince 1933 Ekim'inde görevden ayrılmış.
1934 yazında Moda'daki bir deniz kazasında kızlarını kurtarmaya çalışırken akciğerlerini
hepten üşütmüş. Bir mucize eseri kurtulduğu bu kazadan sonra ölümü bekleyerek,
hastalığını takip etmeye başlamış. Keçiören'deki bağ evinin kütüphanesine demir yatağını
taşıtıp yedi ay kitaplar arasında yatmış.
1934'te, 41 yaşında hayata veda etmiş.
"Öldüğünde cebinde 5 lira parası varmış" dedi hiç görmediği torunu Feyhan: "Anneannem
üç çocuğunu büyütebilmek için Afet İnan'dan yardım istedi. Atatürk'ün yardımıyla krediyle bir
ev aldılar. O evin bir odasına sığışıp diğer daireleri kiraya vererek geçindiler."
Feyhan ilkokulda her sabah içtiği andın dedesinin kaleminden çıktığını ilkokul sonda
annesinden öğrenmiş.
Sonra dedesini Cebeci Asri Mezarlığı'nda ziyaret etmiş.
Dr. Reşit Galip orada, kendisinden önceki bir başka Maarif Vekili, Mustafa Necati ile yan
yana yatıyormuş.

Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır

Son Güncelleme ( Saturday, 14 March 2009 )
 
< Önceki   Sonraki >

HAKSIZLIK ÖNÜNDE EĞİLMEYİNİZ, ÇÜNKÜ HAKKINIZLA BERABER ŞEREFİNİZİ DE KAYBEDERSİNİZ. HZ.ALİ
DUALARINIZA DİKKAT EDİN, GERÇEKLEŞEBİLİRLER.(Emerson)
YAPILIRKEN HEYECAN DUYULMAYAN İŞLER BAŞARILAMAZ.(Emerson)
HİÇ KİMSE SİZİN İZNİNİZ OLMADAN, SİZE KENDİNİZİ DEĞERSİZ HİSSETTİREMEZ.(Eleanor Roosevelt)
HAYATTA EN BÜYÜK EĞLENCE BAŞKASININ YAPAMAZSIN DEDİĞİNİ YAPMAKTIR.(Walter Bagehot)
İMKANSIZLIK YALNIZ SERSEMLERİN SÖZLÜĞÜNDE BULUNAN BİR KELİMEDİR.(Napoleon)
ELMAS NASIL YONTULMADAN KUSURSUZ OLMAZ İSE ; İNSAN DA ACI ÇEKMEDEN OLGUNLAŞMAZ.(Konfüçyus)
ÇİÇEĞİN DİKENİ VAR DİYE ÜZÜLECEĞİMİZE, DİKENİN ÇİÇEĞİ VAR DİYE SEVİNELİM.(Goethe)
YEMİNE GEREK GÖRMEYECEK KADAR SÖZLERİNE SADIK OL.(Dale Carnegie)
İNSANLAR HATALARINI MUTLUYKEN DEĞİL ANCAK MUTSUZKEN ANLAR.(Daniel Defoe)
İNSANLAR BAŞAKLARA BENZERLER, İÇLERİ BOŞKEN BAŞLARI HAVADADIR, İÇLERİ DOLDUKÇA EĞİLİRLER.(Montaigne)
AŞK, İMKANSIZ BİRÇOK ŞEYİ MÜMKÜN KILAR.Goethe)
DÜNYADA BAŞARI KAZANMANIN İKİ YOLU VARDIR: YA KENDİ AKLINDAN FAYDALANMAK, YAHUT DA BAŞKALARININ AKILSIZLIĞINDAN FAYDALANMAKTIR.La Bruyere)
AYNI DİLİ KONUŞAN DEĞİL, AYNI DUYGULARI PAYLAŞANLAR ANLAŞABİLİRLER.(Mevlana)
NOKTA KADAR MENFAAT İÇİN, VİRGÜL GİBİ EĞİLENLER, SONUNDA DÜZ HAT OLUP ÇİĞNENMEYE MAHKUMDURLAR(La Edri)
EGOİSTLERİN İYİ BİR YANLARI VARDIR BAŞKALARI HAKKINDA KONUŞMAZLAR
İNANDIĞINIZ GİBİ YAŞAYAMIYORSANIZ, YAŞADIĞINIZ GİBİ İNANMAYA BAŞLARSINIZ.
ÖFKENİN ATEŞİ ÖNCE SAHİBİNİ YAKAR, SONRA KIVILCIMI DÜŞMANLARINA YA VARIR, YA VARMAZ.
SAVAŞTA DÖVÜŞENLERDEN ÇOK KAÇANLAR ÖLÜR..
KALP KÖR OLDUKTAN SONRA GÖZÜN GÖRMESİNDE YARAR YOKTUR..
SEVDİĞİNİ ELDE EDEMEZSEN, ELDE ETTİĞİNİ SEVMEYE ÇALIŞ
İNSAN İLE İNSAN ARASINDA FARK VARDIR. BİR DEMİRDEN HEM NAL HEM DE KILIÇ YAPARLAR...
ÖLÜMÜN BİZİ NEREDE BEKLEDİĞİ BELLİ DEĞİL , İYİSİMİ BİZ ONU HER YERDE BEKLEYELİM
HER SÖYLEDİĞİN DOĞRU OLMALI. FAKAT HER DOĞRUYU SÖYLEMEK DOĞRU DEĞİLDİR...
TESADÜF, İNANÇSIZLARIN KADERE TAKTIKLARI İSİMDİR.
BİLDİKLERİNİ ANLAT, AMA AKIL VERMEYE KALKMA, ANLATILANLARI İYİ DİNLE, AMA HEPSİNİ DOĞRU SANMA
SESSİZ KALMAK, BİR ŞEY BİLMEDİĞİN ANLAMINA GELMEZ, ÇOK KONUŞMAK TA ÇOK ŞEY BİLDİĞİNİ GÖSTERMEZ.
HERKESİ KENDİNE EŞİT GÖR,HER KİM OLURSA OLSUN BİR İNSANI KÜÇÜMSEMEK AKILSIZLIK, ÇOK BÜYÜK GÖRMEKTE KORKAKLIKTIR.
CESARET AKILDAN GELİRSE CESARETTİR, BİLGİSİZLİKTEN GELİRSE CEHALETTİR
spacer.png, 0 kB
spacer.png, 0 kB
Copyright © 2005 - Your Company Name - design my rockettheme.com spacer.png, 0 kB