spacer.png, 0 kB

ANA SAYFA arrow TRABLUS
.....TIKLAYINIZ AÇILIŞ SAYFANIZ OLSUN......
.......BEN DOSTLARIMI NE AKLIMLA NE KALBİMLE SEVERİM...OLUR YA KALP DURUR.....AKIL UNUTUR....BEN DOSTLARIMI RUHUMLA SEVERİM..... O NE DURUR NE UNUTUR....... AŞAĞIDAKİ VİDEOLARIN (Dailymotion)ÜZERİNDE MAUSUNUZU BİR SÜRE BEKLETEREK O VİDEONUN GÖRÜNTÜSÜNÜ VE MÜZİĞİNİ KISA BİR SÜRE DİNLEYEBİLİR,DİLERSENİZ DOWNLOAD THİS VİDEO'YA TIKLAYARAK BİLGİSAYARINIZA İNDİREBİLİRSİNİZ.
spacer.png, 0 kB
spacer.png, 0 kB
TRABLUS PDF Yazdır E-posta
Yazar Administrator   
Thursday, 19 August 2004

 

Image

BURJ EL FATEH'İN HEMEN YANIBAŞINDA YAPIMI DEVAM

EDEN BURJ EL BULAYLA

(TÜRK ŞİRKETİ SUMMA İNŞAA ETMEKTEDİR)

Image

                      

Image

KASIM AYINDA  BOL YAĞMUR ALIR TRABLUS.

Image

ŞEHİR İÇİNDE HALK PLAJI.. DAEWOO TRİPOLİ OTELİ İNŞAATI  BAŞLAMADAN ÖNCE.

Image

BEN ASHUR SEMTİNDEKİ, HENÜZ İNŞAATI TAMAMLANMAMIŞ OLAN AMURA CAMİİ

Image

ÇEK PLAJI (TRABLUS'A 33 KM MESAFEDE) 

Image

ELEKTRONİK MAĞAZA AĞIRLIKLI DÜKKANLARIN BULUNDUĞU DAHRA SEMTİ

Image

BİR BAŞKA AÇIDAN DAHRA

Image

LİBYA'NIN  HAWAİ'Sİ SAYILAN TİLLEYL PLAJI SABRATA , TRABLUS'A 75 KM MESAFEDEDİR

Image

RAHMETLİ BÜLENT ECEVİT'İN TRABLUS ZİYARETİNDE MİSAFİR EDİLDİĞİ BİNA
            (ŞİMDİ DÜĞÜN SALONU OLARAK HİZMET VERMEKTEDİR)

Image

 KRAL İDRİS'E AİT SARAY (KÜTÜPHANE OLARAK KULLANILMAKTADIR)

Image

YEŞİL MEYDANDA FAYTON

Image

TRABLUS'TA  GECE

Image

TİCARET MERKEZLERİNİN BULUNDUĞU 5 BİNA (GÜN BATIMI)

 

Image

MEB'DEN GELEN MİSAFİRLERLE

Image

HOTEL KEBİR

Image

OLGUNLAŞMADAN ,DALINDAN KOPARILIP  YENDİĞİNDE DOYUMSUZ LEZZETTEKİ HURMALAR

Image

KASAP ÖNÜNDE KESİLMEYİ BEKLEYEN DEVE YAVRULARI (MAHARİ'LER)

Image

ESKİDEN KİLİSE OLAN, CEMAL ABDUL NASIR CAMİİ

Image

MAHARİ MARKET (2006'DA AÇILDI)

Image

OSMANLI KALESİ (KUZEY CEPHESİ)

Image

OSMANLI MEDRESESİ

Image

2 SENEYE YAKIN KİRADA OTURDUĞUMUZ APARTMAN.

Image

TACURA YOLU (YAYA KALDIRIMLARI YAPIMI SÜRERKEN)

Image

TRABLUS LİMANI

Image

BÜYÜKELÇİLİK BİNAMIZ

 

Image

BİR ZAMANLAR ÖZTÜRK SERENGİL'İN GAZİNO OLARAK ÇALIŞTIRDIĞI BİNA (TEMMUZ 2007  SONUNDA YIKILDI)

Image

BURJ EL FATEH GİRİŞ KAPISINDAN TİCARET MERKEZ BİNALARININ GÖRÜNÜMÜ
                  (SOLDAKİ BAAB EL BAHR "DENİZ KAPISI" OTELİDİR)
(NEREDEN BAKILIRSA BAKILSIN 4 BİNA GÖRÜNMESİNE RAĞMEN 5 BİNA VARDIR)

Image

KIŞ AYLARINDA FIRTINA ÇIKTIĞINDA DALGALAR CADDEYE KADAR ULAŞIR.

Image

BÜYÜKELÇİLİK KONUTUNDAN LİMANIN GÖRÜNÜŞÜ

Image

HOTEL MAHARİ  VE OSMANLI DÖNEMİNE AİT 2 ADET TÜRBE

Image

RADYO TV TAMİRCİ DÜKKANI

Image

BİR CUMA GÜNÜ YEŞİL MEYDANDAKİ AÇIK HAVA KAFETERYASI

Image

OSMANLI ÇARŞISINDAN GÖRÜNTÜLER

Image

Image

Image

OSMANLI KALESİ (YEŞİL MEYDANA BAKAN CEPHESİ)

Image

Image

TÜRK ÇARŞISI

ABDULNASIR CAMİİ

  İSLAM DÜNYASI  TEŞKİLAT-I
 MAHSUSA'YA DESTEK VERDİ 

    Zenci Musa her yerde savaştı,
            veremden öldü.


Sudan'dan gönüllü olarak Libya'ya gelen Zenci Musa, Kuşcubaşı Eşref'e
baba gibi bağlandı. Ölene kadar Osmanlı idealleri için savaştı.

Sudan'lı gönüllüler arasında meşhur bir isim vardı. İki metreyi aşan dev
cüssesiyle bu siyahi müslüman, Akif'in şiirinde yer alan Zenci Musa'ydı.
Eşref Bey'e bir baba gibi bağlanan Zenci Musa, onun 1917'de Hayber'de
esir edilişine dek yanından ayrılmadı. Zenci Musa, Yemen'deki
Osmanlı kumandanına teslim edilmesi gereken emanetleri kurtardı. Ali
Sait Paşa'ya emanetleri teslim ederken ağlayan Musa Bey, "Çok şükür
başardık ve hazineyi teslim edebildik. Fakat Eşref beyimizin düşmanın
eline düşmesine müsaade ettik" diyordu. Zenci Musa Yemen'de İngilizlere
esir düştü. Serbest bırakıldığında İstanbul'a döndü. Eşref Bey Malta'da
esirdi. Ali Sait Paşa, "Eşref'in Arabı" ve "Eşref'in komandosu" olarak anılan
Zenci Musa hakkında "O bizim cengaver Musa'dır. Yemen'e bize para
getiren adam" diyordu. Gümrük hamallarına kahya oldu, diğer hamallar
gibi yük taşıdı. İngiliz işgal kumandanı General Harrington onu kocaman
bir çuvalı tek eliyle kaldırırken görüp maiyetine istemiş, ancak "Benim
bir tek efendim ve kumandanım var. Onu bekliyorum" cevabını almış.  

Libya'nın işgali İslam dünyasını ayağa kaldırdı. Hindistan'ın
şehirlerinde sokağa dökülen halk, İtalyan konsolosluklarına
saldırdı. Şiisiyle Sünnisiyle, Hint müslümanları bir oldu. Hint
gazeteleri İtalyan işgalini kınayan kara çerçeyeye alınmış
başlıklarla çıktı.
Osmanlı hükümetinin resmi sorumluluğu dışında
olmak üzere Özel Teşkilat kurarak İtalyan işgali altındaki Libya'ya
giden Enver Paşa ve arkadaşları Trablusgarp ve Bingazi'de
aşiretleri örgütledi. Enver Paşa'nın Libya halkı üzerindeki etkisi
çok yüksekti. Sunusi Şeyhi Ahmet Şerif, Enver Paşa'nın en
önemli destekçisiydi. Şeyh Sunusi, İttihad-ı İslam siyasetinin
önemli bir unsuru olacaktı. Sudan, Cezayir, Mısır ve Tunus gibi
yakın bölgelerden Libya'ya gönüllü akıyordu. Cezayir'den Emir
Abdulkadir'in oğlu Emir Ali Paşa ve Tunuslu köklü bir ulema
ailesinden Şeyh Salih Şerif Tunusi, Eşref Bey'in çalışmaları
sonucunda gönüllü kuvvetlere katılıyordu.

 YARALARIMIZA İDRAR DÖKÜYORDUK

Avrupa, işgalci İtalyanlara büyük destek verirken Libyalı
direnişçiler binbir güçlükle boğuşuyordu. Eşref Bey, Cemal
Kutay'a verdiği anılarında şöyle diyordu: "Hiçbir harpte,
Trablusgarp'te olduğu kadar yalnızlığımızı hissetmemiştik.
Çöl ortasında idik. Yaralarımızı saracak pamuğumuz,
tentürdiyotumuz yoktu. İçinde amonyak vardır diye yaraların
üzerine idrar döküyorduk. Biz bu yoksulluk içinde iken, İtalya,
hıristiyanlık aleminin yardımına mazhardı.

Kızılhaç'a mensup prensesler, Avrupa saraylarının kadın
şahsiyetleri, Vatikan'ın dünyanın dört tarafından davet ettiği her
mezhepteki kadınlık müesseseleri, sanki İtalya kendi
topraklarından bir kısmını kurtarıyor da bizler istilacı imişiz gibi
karşımızda yer aldı. Ele geçirdiğimiz İtalyan eşyası içinde neler
yoktu? Bu hediyeler arasında 'Barbarlara karşı harp eden
İtalyan askerine minnet' cümleleri ve bunların altında Güney
ve Kuzey Amerika'yı, Avusturalya'yı, Kanada'yı, Yeni Zelanda'yı
temsil eden halk imzaları vardı. Kendilerine hiçbir fenalığımız
dokunmamış insanlar,bizi yanlış tanıtmış olanların günahlarıyla
karşımızda idiler."

                     
 'ŞERİF HÜSEYİN İHANETİ OLMAYABİLİRDİ'

Eşref Bey, Hıristiyan dünyasına karşı Hindistan Müslüman
Cemiyeti'ni harekete geçirdi. Kalküta, Delhi, Keşmir ve Karaçi'de
halk sokağa döküldü, İtalyan konsoloslukları saldırıya uğradı.
Şiisiyle Sünnisiyle, Hint müslümanları bir oldu. Hint gazeteleri
İtalyan işgalini kınayan başlıklarla çıktı. Pek çok ülkede tepkiler
sokağa taştı. Bütün bunlar, İttihatçıları İttihad-ı İslam'a teşvik etti.
Eşref Bey'in itirafları ilginçti: "Trablusgarp harbi bizim hangi
kuvvetlere istinad edebileceğimizi tereddüde mahal kalmadan
isbat etti. Arabistan'da şehir merkezlerinde İngiltere ve Fransa'nın
menfaatleriyle sarhoş olan ve siyaseti meslek olarak benimseyenler
haricindeki büyük kitle, bilhassa bedeviler devletimize sadık idiler.
Biz Trablusgarp'te yerlilerden gördüğümüz alaka ve sadakati her
tarafta göreceğimizi düşünüp tedbirler alsaydık ne Şerif Hüseyin
ihaneti olurdu, ne Filistin'i ne Suriye'yi ne Irak'ı bu kadar hazin
dekorlar ve şartlar içinde kaybetmezdik. Büyük hatamız iş işten
geçtikten sonra aklımızın -o da maalesef hatalı şekilde- başımıza
gelmiş olmasıdır. Trablusgarp'ta Mısır bize en cömert şekilde el
uzattı. Halkın kalbi bizimleydi. Sunusiler bize inanarak kanlarını
döktüler. Yemenliler bize ikram ettiler. Bizi gadre uğramış büyük bir
milletin çocukları olarak, kara günlerimizde kendi topraklarının
şerefli müdafileri saydılar." 
 

                         İNGİLİZ GENERALİ TERSLEDİ  

Hamallık yaptığı sırada Anadolu'ya cephane  sevkiyatında görev alan
Zenci Musa, emekli maaşını "Millet aç... Ben bunu alamam" diyerek
kabul etmemiş. Eşref Bey'in anlattığına göre hastalandığında
devlet hastanesine yük olmamak için Şeyh Ata Efendi'nin şeyhi
olduğu Özbekler Tekkesi'ne sığınmış. Vefat ettiğinde bavulunda
kefeni ve Osmanlı haritası varmış. Bir de Eşref Bey'in soluk bir resmi.
Eşref Bey, onun için, "Ben Malta'dan kurtulup Milli Mücadele'nin
bayrağını açanlardan birisi olmak şerefine mazhar olduğum günlerde,
Musa, o benim kahraman Arabım, veremden ölmüş" diyecekti.
Merhum Akif, Zenci Musa'yı Eşref Bey'le birlikte Nasihat Heyeti'nin
Arabistan yolculuğunda tanımıştı. Akif, Sudan'ın bu vefakar evladını
şiirine alarak şöyle diyordu: "Eşref beyin emireri Zenci Musa/İsa
 Peygambere omuzlarını ödünç verir/Ve Peygamber bu sayede
Göke tırmanabilir"
 Hükümet darbesi yaptılar  Edirne'nin düşüşü de
İslam dünyasında infiale yol açtı. Edirne'yi savunmadan Bulgarlara
verme niyetinde olan Hükümet, kendi idam fermanını da imzaladı.
İttihat ve Terakki, Enver Paşa'nın reisliğinde bir gizli toplantı yaptı.
Sadrazam Kamil Paşa görevinden istifa ettirilecekti. Operasyon
Teşkilat-ı Mahsusa tarafından gerçekleştirilecekti. 
 

                            KAMİL PAŞA İSTİFA ETTİ  

23 Ocak 1913 günü gerçekleşen Babıali Baskını'nda Enver Paşa
beyaz bir atın üstünde şimdi İstanbul Valiliği olan binaya geldi.
Binaya giden ara sokaklar ve caddeler Özel Teşkilat'ın
kontrolündeydi. Hükümet binasını koruyan askerler Enver
Paşa'yı görünce silahlarını indiriyordu. Ömer Naci'nin ateşli bir
nutuk çekmesinden sonra içeri girdiler.

Teşkilat'ın ünlü fedaileri Yakup Cemil, Sapancalı Hakkı, Filibeli Hilmi,
Mümtaz Bey, Enver Paşa'nın yanındaydı. Harbiye Nazırı Nazım Paşa,
darbecilere engel olmak isteyince Yakup Cemil tetiğe bastı. Konak'ta
biri darbeci, dört ceset vardı. Enver Paşa kan dökülmemesi için
talimat vermişti. En ufak bir harekette tetiğe basmayı huy haline
getiren Yakup Cemil dur durak bilmiyordu. Sadrazam Kamil Paşa
istifa mektubunu imzaladı. Yeni Sadrazam Mahmut Şevket Paşa'ydı.
Yeni bir dönem başlıyordu.
 Libyalılar, Enver Paşa'yı gözyaşlarıyla
uğurladı
 Osmanlı Devleti'nin Trablusgarp Harbi'yle meşgul olmasını
fırsat bilen Bulgaristan, Yunanistan, Sırbistan ve Karadağ birleşerek,
8 Ekim 1912'de Osmanlı Devleti'ne karşı savaş açtılar. Osmanlı
ordusu Çatalca önlerine kadar çekildi. 8 Kasım 1912'de Yunanlılar
Selanik'i işgal etti. 17 Kasım 1912'de Bulgarların İstanbul'u almak
için yaptıkları taarruzlar geri püskürtüldü. Bulgarların saldırısı
sonunda 26 Mart 1912'de Edirne, ardından Yanya ve İşkodra düştü.

1. Balkan Savaşı, 30 Mayıs 1913'te imzalanan Londra Antlaşması'yla
sona erdi.

Osmanlı Devleti'nin başkentine birkaç saatlik mesafedeki Edirne
düştüğünde Trablusgarp'te savaşan Özel Teşkilat'ın başkanı Enver
Paşa geri dönmek zorunda kaldı. Libyalıların gözyaşları içinde,
milli marşlarla, tekbirlerle dualarla uğurladığı Enver Paşa İstanbul'a
doğru yeni bir maceraya yelken açarken, arkasında muhteşem bir
direniş, kulaktan kulağa yayılan destanlar bırakıyordu.
 Ömer Muhtar
silah arkadaşı Atatürk'ten yardım istedi
 Birinci Cihan Harbi'nden
sonra Libya'da direnişin simgesi olan Şeyh Ömer Muhtar Teşkilat-ı
Mahsusa'nın komutasında savaşan Sunusi gönüllüler arasındaydı.
 İtalyan işgali sırasında Kasur Zaviyesi imamı olan Ömer Muhtar,
1931'de İtalyanlara esir düşerek idam edildi. 20 yıl savaştıktan sonra
şehit olan Ömer Muhtar'ın cesareti Teşkilat-ı Mahsusa subaylarının
dikkatini çekmişti. Sunusi şeyhleri, bir gönüllü müfrezesine kumanda
eden Ömer Muhtar hakkında subaylara, "Böyle on tane Ömer Muhtar
olsa bize yeter" diyorlardı. Teşkilat-ı Mahsusa'dan gerillacılığı öğrenen
Ömer Muhtar, Cumhuriyet döneminde, eski silah arkadaşı Atatürk'e
mektup yazarak destek istedi. Bu mektuplar cevapsız kaldı.
Orhan Koloğlu'nun Libya Kralı İdris Sunusi'nin başbakanlığını yapan
babası Sadullah Efendi'nin naklettiğine göre, mektuplar Atatürk'e
ulaşmamış. Libyalılar Türkiye'ye uzun süre kırılmışlar. İşin gerçeğini
bir İngiliz ajanı, Sadullah Bey'e açıklamış. Buna göre İtalyan işgal
kuvvetleri komutanı faşist Mareşal Rodolfo Graziani, bu mektupları
ele geçirerek saklamış.
 Müslüman olan İngiliz ajanı Libya'da şehit
oldu
 Sudan'dan gelen gönüllülerden biri de eski İngiliz istihbaratçı
'İngiliz Osman'dı. Enver Paşa, bir hanım arkadaşına yazdığı mektupta,
şehit düşen İngiliz Osman için şöyle diyordu: "Kampımızda buraya
gelmeden önce siyasi nedenlerle Müslüman olan İngiliz bir asker
vardı. Hayatımda hiç karşılaşmadığım bir gözüpekliğe sahip,
hakikaten çok iyi çocuktu. İtalyan dikenli tellerinin altından kayıp
onların kalelerine girmek onun için spordu. Geçen gün Derne
Vadisi'nde adamlarımla öldürüldüler, yaralandılar ve İtalyanlar
tarafından götürüldüler. Hepimiz nasıl seviyorduk onu. Bu
akşam yine, asıl adı Stuart Smallwood olan Osman adlı bu
zavallı İngiliz kahramanı deforme olmuş ve antipatik suratıyla
düşündüm. Onu yine de çok seviyor ve olağanüstü yiğitliğine
hayrandım. Heyhat. Şimdi öldü ve cesedi İtalyanların ellinde.
İsmini yaşatmak için herşeyi yapacağım. Ailesinin altın imtiyaz
madalyasını alması için Harbiye Nezareti'ne yazdım, annesi
Şefkat Madalyası alacak ve ismi Harbiye Nezareti'nin altın
defterine kazınacak. Ona gelince, o herhalde mutlu, huzurlu
ve mennundur."

 

                     GİZLİ  GÖREVLE  LİBYA'YA  GİDEN

                ATATÜRK  HALI  TÜCCARI  KILIĞINDAYDI.


Halı tüccarı kılığında Mısır'a giden Mustafa Kemal'in ve diğer
gerillacıların sahte kimlik ve pasaportlarının temin edilmesinden,
ünlü Teşkilat-ı Mahsusacı Kara Kemal sorumluydu.

İttihat ve Terakki'yi İttihad-ı İslam projesine teşvik eden
Trablusgarp'ın İtalyanlar tarafından işgal edilmesiydi. İttihat ve
Terakki, iktidarın dizginlerini ele geçirdiklerinde bu projeye bel
bağladı. İttihatçı eylemciler Libya'da kazandıkları tecrübeden Balkan
ve Birinci Dünya savaşlarında da yararlanacaklardı. Enver Paşa'nın
liderliğindeki Özel Teşkilat, Libya'da silah, cephane ve profesyonel
asker kıtlığına rağmen, mükemmel bir gerilla harbini örgütleyerek, 200
bin kadar İtalyan askerini sahil şeridine kilitlemeyi başarıyordu.
Trablusgarp'ta, sonradan çoğu Teşkilat-ı Mahsusa'cı olan ünlü
isimler gerillacılık yaptı. Bunların başında Mustafa Kemal Paşa, Nuri ve
Halil Paşalar, Ali Fethi Okyar, Kuşçubaşı Eşref ve Hacı Selim Sami, Kel
Ali lakaplı Ali Çetinkaya, ilk tayyareci şehitlerden Sadık Bey, Çerkez
Reşit Bey, Süleyman Askeri, Fuat Bulca, Yakup Cemil, Nuri Conker,
Rauf Orbay gibi isimler yer alıyordu. Ünlü Masonlardan Ord.Prof. Mim
Kemal Öke de yüzbaşı rütbesinde Derne cephesindeydi. Prof.
Ayhan Songar'ın babası Nazmi Bey ve ünlü seyyah Abdurreşit
İbrahim de Libya'ya giden gönüllü mücahitler arasında yer alıyorlardı.

     "FUAT, TRABLUSGARP'E GİDİYORUZ, SEN DE GELİYORSUN"

Trablusgarp direnişi için Özel Teşkilat, Enver Paşa tarafından
gerçekleştirildi. Enver Paşa ve Ali Fethi Okyar binbaşı, Mustafa Kemal
Paşa Kolağası rütbesindedir. Özel Teşkilat'ın kuruluşunu Atatürk'ün
akrabası Fuat Bulca, Cemal Kutay'ın yayınladığı "Trablusgarp'te Bir
Avuç İnsan" adlı anılarında anlatır. Bulca, Mustafa Kemal'in muavinidir.

Mustafa Kemal'in Bulca'ya ilk sözü şuydu: "Trablusgarp'e gidiyoruz,
sen de geleceksin" olur. Mustafa Kemal, şöyle diyordu: "Enver'in
planı şu:

Bizler kendi arzumuzla ve hususi bir teşkilat olarak müdafaayı ele
alacağız. Harbiye Nezareti de bizi istifa etmiş sayacak. Orada
teşkilat yapacağız. Biliyorsun ki ben daha evvel de Trablusgarp'te
bulundum. Haleti ruhiyeyi bilirim. Eğer ciddi olarak müdafaaya
girişirsek başta Sunusiler olmak üzere halk bize yardım eder. Enver
Urbanı teşkilatlandıracak, onların dillerini ve adetlerini bilen
arkadaşları beraberimize alacağını söyledi. Eşref bey de geliyor.
Mıntıkaları harita üzerinde taksim dahi ettik. Sen benim muavinim
olacaksın. Bu akşam Beşiktaş'ta Enver'in evinde toplanacağız.
Mahrem tut. Hiç kimse birşey bilmiyor. Mahmut Şevket Paşa'yla
Enver temas ediyor. Ali Fethi de Cezayir'e geçecek, oradan deniz
vasıtasıyla münakele imkanlarını araştıracak."
 Enver Paşa'nın
Almanya'da bir hanım arkadaşına yazdığı mektuplardan
 9 Ekim 1911 (İstanbul)

Trablus zavallı memleket. Kaybetti şimdilik. Kimbilir belki de
ebediyen...

Peki o zaman niye gidiyorum? İslam dünyasının bizden beklediği bir
ahlaki görevi yerine getirmek için.
 Bu satırları ayrılmamdan kısa bir
süre önce yazıyorum. Bunlar en gizli sırlarımdır. Ne kadar zor ve
nankör görevlerin beni beklediğini ancak birkaç kişi biliyor.


                    (İskenderiye'den) 21 Ekim 1911

Yarın nihayet gitmeye hazır olacağım, dostunuzun gireceği kılık
hakikaten hoşunuza gidecek: uzun mavi elbise, başımda beyaz
başörtüsü, beyaz maşlak, altın işlemeli kordon. İşte tam bir Arap
şeyhi kıyafeti.
 11 Kasım 1911 Dün akşam 13 saatlik bir gece
yürüyüşünden sonra geldim ve aşiret reisleri sonuna kadar İtalyanlara
karşı savaşmaya devam etmek için yemin ettiler. Bir yıllık erzak temin
edildi, cephane bol, zafer de yeterince var.

(Kendi Mektuplarında Enver Paşa, M. Şükrü Hanioğlu, Der Yayınları)
Trablusgarp'ın kapıları Askeri'ye nasıl açıldı?  Mısır'ın liman kenti
İskenderiye, Trablusgarp'e geçişin kilidi idi. Özel Teşkilat'ın subayları
İskenderiye'den hududa, oradan da Trablusgarp'e geçeceklerdi.
Teşkilat mensupları subay olduklarını gizlemek zorunda
olduklarından sahte kimliklerle yolculuğa çıkacaklardı. Mustafa
Kemal halı tüccarı, Süleyman Askeri genç bir molla kılığına
bürünmüştü. 1915'te Teşkilat'ın Osmancık Gönüllü Taburu'nun
başında Irak'ta şehit düşen Kısıklılı Yüzbaşı Cemil hoca kılığındaydı.
Mustafa Kemal yolcuğa çıkmadan önce Fuat Bulca'ya şöyle
diyordu: "Hükümet acziyet içinde. Bunu Harbiye Nazırı elem ve
üzüntüyle itiraf etti. İstanbul'dan hiçbir yardım göreceğimizi
zannetmiyorum. Enver de aynı kanaatte... Evvela o gitmek istiyor.
Eşref beyin Mısır'daki muhitinden ve dostlarından istifade
edeceğiz. Sevkiyatın tehlikesiz oraya varması için Mısır'ın
muhtelif yerlerinde teşkilat yapacak. Takma adlarımızla bu
unvanlara uygun mesleklerimizin listesi hazırlanıyor."

                        SAHTE PASAPORTLAR KARA KEMAL'DEN

Kara Kemal, Özel Teşkilat'ın İstanbul'daki işleriyle ilgilenecekti. Özel
Teşkilat'a seçilecek subayların iaşeleri, yolculukta kullanacakları
kıyafetler, sahte kimlik ve pasaportların tanzim edilmesi onun işiydi.
Hazırlıklar gizli tutuldu. Özel Teşkilat'ın Hükümetle, İttihat-Terakki
merkezi ile irtibatından da Kara Kemal ve Şükrü Bey sorumluydu.
Kara Kemal Bey'in Karagümrük'teki evi, Özel Teşkilat'ın güvenli
eviydi. (Kara Kemal, 1926'da Atatürk'e suikast davasından aranırken
intihar etti. Maarif eski nazırı Şükrü Bey de aynı davadan idam edildi.)
 Arusi Şeyhi Ömer Fevzi Mardin sevkiyat sorumlusuydu.


Enver Bey'in evinde yapılan gizli toplantıda Mustafa Kemal, Ali Fethi
Okyar, Kuşcubaşı Eşref, Mümtaz Bey, Süleyman Askeri, Fuat Bulca ve
birkaç subay vardır. Toplantıda büyük bir harita başında çalışılıyordu.
Teşkilat, Mısır üzerinden Libya'ya sızacaktı. İngiliz kontrolü altındaki
Mısır'dan geçişler tehlikeliydi. Başka bir çare de yoktu. Mısır'da Eşref
Bey'in çevresi işe dahil edilicekti. Mısır'ı iyi tanıyan biri daha vardı:

Ömer Fevzi Mardin.

Fevzi Bey, Özel Teşkilat'ın İskenderiye'deki sevkiyat ve ikmal
sorumlusu tayin edildi. Teşkilat, Trablusgarp'e karadan ve
denizden bağlanan yollar üzerindeki merkezlerde güvenilir
elemanlar görevlendirecekti. Özel Teşkilat herkese açık
olmayacaktı. Profesyonel çeteciler ve idare etme niteliğine sahip
güvenilir subaylar yer alacaktı. Enver Paşa, hazırlık için Eşref
Bey'in önceden gitmesini istedi. Enver Paşa'nın son
sözleri şöyleydi: "Hepimiz yekdiğerini tebrike layıkız. Nizam ve
disiplini muhafaza etmek için mutehalli olduğumuz şuura azami
riayet içinde, tam bir kardeşlik ve uhuvvet havasını temsil edeceğiz.
Allah bizimle beraberdir."

                                   İtalyanları kuş gibi avladı.

Enver Paşa'nın kardeşi Nuri Bey Libya'da keskin nişancılığı ile ün
saldı. Pusuya yatan Nuri Paşa'nın, tek başına 100'den fazla İtalyan
askerini öldürdüğü dilden dile dolaştı. Kuşcubaşı Eşref de "Uçan
Şeyh" ünvanını Libya'da kazanıyordu. Tunus, Cezayir ve Sudan'dan
gönüllüler akıyordu. Cezayir'li Emir Abdulkadir'in oğlu Emir Ali Paşa
ile Tunuslu Şeyh Salih Şerif Tunusi de Eşref Beyin davetiyle
Trablusgarp'e geldi.

KAYNAK: ABDULLAH MURADOĞLU.....
     Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır

Son Güncelleme ( Sunday, 21 March 2010 )
 

HAKSIZLIK ÖNÜNDE EĞİLMEYİNİZ, ÇÜNKÜ HAKKINIZLA BERABER ŞEREFİNİZİ DE KAYBEDERSİNİZ. HZ.ALİ
DUALARINIZA DİKKAT EDİN, GERÇEKLEŞEBİLİRLER.(Emerson)
YAPILIRKEN HEYECAN DUYULMAYAN İŞLER BAŞARILAMAZ.(Emerson)
HİÇ KİMSE SİZİN İZNİNİZ OLMADAN, SİZE KENDİNİZİ DEĞERSİZ HİSSETTİREMEZ.(Eleanor Roosevelt)
HAYATTA EN BÜYÜK EĞLENCE BAŞKASININ YAPAMAZSIN DEDİĞİNİ YAPMAKTIR.(Walter Bagehot)
İMKANSIZLIK YALNIZ SERSEMLERİN SÖZLÜĞÜNDE BULUNAN BİR KELİMEDİR.(Napoleon)
ELMAS NASIL YONTULMADAN KUSURSUZ OLMAZ İSE ; İNSAN DA ACI ÇEKMEDEN OLGUNLAŞMAZ.(Konfüçyus)
ÇİÇEĞİN DİKENİ VAR DİYE ÜZÜLECEĞİMİZE, DİKENİN ÇİÇEĞİ VAR DİYE SEVİNELİM.(Goethe)
YEMİNE GEREK GÖRMEYECEK KADAR SÖZLERİNE SADIK OL.(Dale Carnegie)
İNSANLAR HATALARINI MUTLUYKEN DEĞİL ANCAK MUTSUZKEN ANLAR.(Daniel Defoe)
İNSANLAR BAŞAKLARA BENZERLER, İÇLERİ BOŞKEN BAŞLARI HAVADADIR, İÇLERİ DOLDUKÇA EĞİLİRLER.(Montaigne)
AŞK, İMKANSIZ BİRÇOK ŞEYİ MÜMKÜN KILAR.Goethe)
DÜNYADA BAŞARI KAZANMANIN İKİ YOLU VARDIR: YA KENDİ AKLINDAN FAYDALANMAK, YAHUT DA BAŞKALARININ AKILSIZLIĞINDAN FAYDALANMAKTIR.La Bruyere)
AYNI DİLİ KONUŞAN DEĞİL, AYNI DUYGULARI PAYLAŞANLAR ANLAŞABİLİRLER.(Mevlana)
NOKTA KADAR MENFAAT İÇİN, VİRGÜL GİBİ EĞİLENLER, SONUNDA DÜZ HAT OLUP ÇİĞNENMEYE MAHKUMDURLAR(La Edri)
EGOİSTLERİN İYİ BİR YANLARI VARDIR BAŞKALARI HAKKINDA KONUŞMAZLAR
İNANDIĞINIZ GİBİ YAŞAYAMIYORSANIZ, YAŞADIĞINIZ GİBİ İNANMAYA BAŞLARSINIZ.
ÖFKENİN ATEŞİ ÖNCE SAHİBİNİ YAKAR, SONRA KIVILCIMI DÜŞMANLARINA YA VARIR, YA VARMAZ.
SAVAŞTA DÖVÜŞENLERDEN ÇOK KAÇANLAR ÖLÜR..
KALP KÖR OLDUKTAN SONRA GÖZÜN GÖRMESİNDE YARAR YOKTUR..
SEVDİĞİNİ ELDE EDEMEZSEN, ELDE ETTİĞİNİ SEVMEYE ÇALIŞ
İNSAN İLE İNSAN ARASINDA FARK VARDIR. BİR DEMİRDEN HEM NAL HEM DE KILIÇ YAPARLAR...
ÖLÜMÜN BİZİ NEREDE BEKLEDİĞİ BELLİ DEĞİL , İYİSİMİ BİZ ONU HER YERDE BEKLEYELİM
HER SÖYLEDİĞİN DOĞRU OLMALI. FAKAT HER DOĞRUYU SÖYLEMEK DOĞRU DEĞİLDİR...
TESADÜF, İNANÇSIZLARIN KADERE TAKTIKLARI İSİMDİR.
BİLDİKLERİNİ ANLAT, AMA AKIL VERMEYE KALKMA, ANLATILANLARI İYİ DİNLE, AMA HEPSİNİ DOĞRU SANMA
SESSİZ KALMAK, BİR ŞEY BİLMEDİĞİN ANLAMINA GELMEZ, ÇOK KONUŞMAK TA ÇOK ŞEY BİLDİĞİNİ GÖSTERMEZ.
HERKESİ KENDİNE EŞİT GÖR,HER KİM OLURSA OLSUN BİR İNSANI KÜÇÜMSEMEK AKILSIZLIK, ÇOK BÜYÜK GÖRMEKTE KORKAKLIKTIR.
CESARET AKILDAN GELİRSE CESARETTİR, BİLGİSİZLİKTEN GELİRSE CEHALETTİR
spacer.png, 0 kB
spacer.png, 0 kB
Copyright © 2005 - Your Company Name - design my rockettheme.com spacer.png, 0 kB