|
.jpg) TURGUT REİS (Menteşe yöresi 1485 Malta 1565)
Anadolu'nun Menteşe (Muğla) yöresinden yoksul bir aileden gelir. Genç yaşta levent olarak Akdeniz'de korsanlığa başladı ve bir süre sonra reisliğe yükseldi. Gittiği Cezayir'de Barbaros Hayreddin'in hizmetine girdi. Barbaros ile birlikte katıldığı Preveze Deniz Savaşında (28 Eylül 1538) yedek donanmaya komuta etti ve görevini başarıyla yerine getirdi. Venediklilerin ele geçirdiği Dalmaçya kıyısındaki Castelnuavo kalesini geri aldı. Korsika'da Salih Reis ile birlikte Cenovalılara tutsak düştü (1540). Üç yıl sonra Cenova'yı kuşatan Barbaros tarafından ikisi de kurtarıldı (1543). Barbaros'un desteğiyle yeniden bir donanma kurarak Akdeniz'de korsanlığa başladı. Napoli Körfezine üslenen İspanyol gemilerini batırdığı gibi, körfez kıyısındaki yerleşim yerlerinden çok sayıda tutsak aldı. Tunus'ta Küçük Sirte Körfezi'ndeki Cerbe adasını kendisine üs yaptı, Güney Tunus'ta birçok kıyı kent ve kasabalarına egemen oldu. İspanyol donanması Cerbe Adasını bir baskınla kuşattıysa da, Turgut Reis gemilerini yağlı kızaklarla adanın arka tarafına indirerek düşmandan kurtulmayı başardı. Bu baskının ardından çeşitli Fas limanlarına üslendi. Daha sonra çağırıldığı İstanbul'da kendisine Karlı ili sancakbeyliği verildi (1551). Kanuni Sultan Süleyman, Trablusgarp alınırsa buraya onu beylerbeyi atayacağını söyledi. Kent alındıysa da, beylerbeyliğine Hadım Murat Ağa getirilince, Turgut Reis Osmanlılara kırılarak Akdeniz'e açıldı (1552).
İki yıl süreyle denizlerde ve kıyı kentlerine yaptığı baskınlarda önemli başarılar sağladı, 15.000 kadar tutsak ve çok sayıda ganimetle İstanbul'a döndü ve Trablusgarp beylerbeyliğine atandı (1554).
Kaptanıderya Piyale Paşa ile birlikte birçok sefere çıktı, Cerbe savaşında bulundu (1560). İlerlemiş yaşına rağmen katıldığı Malta kuşatmasında şehit düştü.
Türbesi Trablusgarp'tadır.
Kaynakça: Büyük Larousse

BÜYÜKELÇİLİK KONUTUNDA BULUNAN
FATİH SULTAN MEHMET'İN FERMANI
 FERMANIN ALT YAZISI .jpg)

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMICIMIZ SAYIN BÜLENT ARINÇ,
EŞİ MÜNEVVER HANIM VE BAŞBAKANIMIZIN EŞİ SAYIN EMİNE
ERDOĞAN'IN TURGUT REİS TÜRBESİNİ 2 AĞUSTOS 2009 TARİHİNDE
ZİYARETLERİ. 
KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN HAN HAZRETLERİ TARAFINDAN TRABLUS BEGLER BEGİ TURGUT PAŞA’YA GÖNDERİLEN FERMANDIR. Mağrib Trablus begler begi Turgut Paşa’ya hüküm ki hâliyâ sedde-i sa‘âdetime mektûp gönderüp küffâr-ı hâksârın donanma-yı hümâyûnumuz murâcaat ettikten sonra girü sefâyin-i cesâret-ferlerini cem‘iyet tedârükin edüp vilâyet-i mezbûre kasdına teveccüh-i nâ-müveccehleri olduğun bildirmiş siz imdi vilâyet-i Trablus’u sayir memâlik-i mahruse gibi olup re‘âyâ ve berâyâsı ve halk dahi sâyir memâlik-i mahmiye halkı gibidir. Dâ’imâ nazar-ı merhamet-eserim ol. Diyâr-ı celîlü’l-i‘tibâre benzerlerinden hâlî olmayup her vecihle hıfz u hirâsetleri ve a‘dâ-yı dînden anlara vilâyete zarar u gezend erişmemek ehemm-i mehâmdan olmağun ol husûs için tekrâr merâkib-i kevâkib-şümâr techîz ve ihzâr olunup edevât-ı dâr-gir ve ‘asâkir-i düşmen-gîr merg-te’sîr ve meşhûn kılınup mu‘accelen irsâl olunup inşâallahu’l-a‘azz ‘an-karîb erişmek üzere ve râyıla olsanız dahi her vecihle yarar olup tutunması bunda ve devlet-i hümâyuna müte‘allik olan umûrda nice vıfk-ı sadâkat u ihlâs ile bezl-i makdûr ve sa‘y-ı meşkûr zuhûra getirmiş kolumsuz anun gibi kefere-i la‘in ve fecere-i duzah-kemîn donanma-yı nusrat-rehinimiz varup anda mulâkî olmadın vilâyet-i mezbûre üzerine hücûm ederlerse sana gereği gibi mu‘âvenet ve muzâheret etmek için anda olan meşâyih-i Urbâna ve vilâyetin ‘ulemâ ve sulehâ ve a‘yânına ahkâm-ı şerîfe gönderilmiştir buyurdum ki vusûl buldukta anun gibi küffâr-ı mezellet-âsâr hezimet-encâmın hareket-i bî-bereketleri ol cânibe mukarrarlar olursa sen dahi cebelenkte mezkûr olan âsâr-ı diyânet ve hüsn-i istikâmet muktazâsınca bu bâbda hüsn-i tedbîr ve tedârük eyleyüp anda olan kabâyil-i A‘râb ve meşâyih-i ‘Urbân ve sâyir ahâliy-i vilâyet ile hüsn-i ittihâd ve ittifâk üzere yek-dil ve yek-cihet olup ahkâm-ı şerîfe ulaştırıp gereği gibi istimâlet verip eğer Trablus’dur ve eğer ol bâlilerde vâki’ olan mahalleri gecelerde ve gündüzlerde ögat vecihle hıfz u hirâset edip ta‘mîr ve termîme muhtâc olan kılâ‘ dahi ta‘mîr edip yat ve yer arkalarında kusûr koymayıp bi-‘inâyetillâh-ı Ta‘âlâ a‘dâ-yı dîn ve kefere-i la‘înden memleket-i vilâyete ve kılâ‘ ve bıkâ‘a ve nevâhî ve kurâya ve re‘âyâ ve berâyâya zarar u gezend eriştirmeyip ahsen-i vecihle mazzaret ve ifsâdlerin def‘ u ref‘ eyleyip dîn bâbında ve devlet-i hümâyûna mute‘allik olan cumhûr-ı umûrda envâ‘-i mesâ‘iy-i cemîle zuhûra getirip yüz aklıkları tahsîline sa‘y u ikdâm eyleyip mücidd ü mümiddâne olup gaflet ile el‘iyazübillâhi Ta‘âlâ ırz-ı nâmûs-ı saltanata muğâyir vaz‘ sudûrundan hazer eyleyip muhtâc-ı arz olanı bildiresiz ümiddir ki ‘inâyet-i Bârî yâri olup dâyimâ a‘dâ-yı dîn ü devlet münhezim ü makhûr ve evliyâ-yı mülk ü millet muzaffer ü mansûr olmaktan hâlî ve zâyil olmaya.
Ö Z E T
Trablus-ı garp beylerbeyi Turgut paşa’ya yetkidir. Şu sıralar makamımıza mektup göndermiş saltanat donanması Trablus-ı garpten döndükten sonra, kafirler cesaret edip, gemiler tedarikiyle, anılan vilayete saldırı hazırlığında olduklarını bildirmiştir. Trablus vilayeti ve halkı, diğer vilayet ve halklar gibi korumamız altındadır. Onlara zarar gelmemesi için her türlü tedbire başvurulacaktır. Dolayısıyla, donanma yeniden hazır ol vaziyetine geçirilip, acilen yola çıkarılmıştır. Donanma ulaşmadan herhangi bir saldırı vukuunda, vilayetin Arap şeyhleri, alim, Salih ve ayanlarına bu yönde emir verilmiştir. Donanma ulaştıktan sonra da herkesle adalet hükümleri gereğince davranırız. Tamir ve onarıma muhtaç yerleri onarırız. Vilayet ahalisine zarar ziyan gelmemesi için çaba harcayınız. Saltanat namus ve şerefine – Allah korusun – ters düşen davranışlardan sakınınız. İhtiyaçlarınızı bildiriniz. Ümit ederim ki Allah’ın yardımıyla, daima din ve devlet düşmanları yenik, devlet ve millet için çabalayanlar muzaffer olur. 6 Rabiulevvel 567 (?)
E R D E M Ö Z T Ü R K BEYE TEŞEKKÜRLER ********************************** ********************************** Cerbe Deniz Savaşı 1560’ta vuku bulan ve Haçlı donanmasının hezimetiyle sonuçlanan, deniz savaşı. Preveze yenilgisinin izlerini silmek isteyen Avrupalılar, Türkleri, Batı Akdeniz’den çıkarabilmek için, Turgut Reis'i Cerbe’de vurup askerini imha etmek gayesindeydiler. Ancak bu sayede Tunus ve Trablus, İspanya’nın eline geçerdi. Türklerin burayı yeniden ele geçirmeleri ise, yılları alırdı.
Mehdiye Kalesinin yıkılmasından sonra Turgut Paşanın elindeki en müstahkem kale, Cerbe Kalesiydi. Turgut Paşa, bilhassa son yıllarda burasını iyice tahkim etmişti. Cerbe Adası, Trablus’la Tunus’un arasında bulunduğundan, buradan her iki ülkenin de kontrolü kolay oluyordu. Bunun içindir ki, Haçlılar'ın ilk saldırı noktası, Cerbe Adası idi. Cerbe’de yenilen Türklerin, Trablus’u savunmaları zor olacaktı. Cerbe’de, bin kişilik bir Türk kuvveti vardı. Turgut Paşa’nın esas kuvvetleri Trablus’ta bulunuyordu ve bunların güçlü Haçlı donanmasına bir şey yapamayacakları meydandaydı.
Nitekim Haçlıların, Osmanlılar'a karşı hazırlanmış ve kesin bir zafer kazanmayı aklına koymuş olan iki yüz parçadan mürekkep müttefik donanması, ihtiyat olduğundan epey zamandır sefere çıkmayan Jan Andrea Doria kumandasında Cerbe önüne geldi. Turgut Paşa, bu muazzam kuvvete karşı koyamayacağını anlayarak Trablus’a çekilirken, acele olarak Mora sancakbeyi vasıtasıyla durumu İstanbul’a bildirdi.
Cerbe’yi almaya muvaffak olan İspanyol ve müttefikleri, Osmanlı donanmasına karşı acele orayı tahkim ettiler. Buna karşı Piyâle Paşa kumandasındaki Osmanlı donanması Cerbe Adası önüne geldi ve işte burada tarihte meşhur Cerbe Muharebesi yapıldı.
Haçlı donanmasının başında, başkumandan Andrea Doria bulunuyordu. Donanma iki yüz gemiden müteşekkil olup, buna 30 bin asker yüklenmişti. 22 yıldan beri, Preveze’den sonra, Hıristiyan âlemi böyle bir armadayı bir arada görmemişti.
Kaptan-ı Deryâ Piyâle Paşa komutasındaki Türk donanmasında ise Uluç Ali Reis, Seydi Ali Reis ve Turgut Paşa (Reis) gibi tecrübeli kaptanlar bulunuyordu. Donanma, 120 parçadan müteşekkildi. Bu tecrübeli deniz serdarları, yaptıkları harp dîvânında, düşmanı imha için, Preveze’de kullanılan taktiği uygulamaya karar verdiler.
Piyâle Paşa ve tecrübeli komutanları, Haçlı armadasını, 14 Mayıs 1560 sabahı, pek az bir zayiatla, birkaç saatte perişan ettiler. Düşman askerinin 20 bini imha edildi. Bu muharebe, Andrea Doria’nın Preveze’de Barbaros’tan yediği silleden sonra, müttefiklere vurulmuş ağır bir darbe oldu. Müttefik kuvvetlerin 60 büyük gemisi batırıldı. Büyükamiral Andrea Doria, yaralı ve perişan bir halde, alelade bir kayıkla, hayatını zor kurtardı.
Zaferi müteakip muhasara edilen Cerbe Kalesi, kısa sürede tekrar fethedildi. Kaledeki İspanyol Generali Alvaro bir gemiye atlayarak kaçmışsa da, Turgut Paşa tarafından takip edilerek esir alındı. Adanın idaresi, Turgut Paşaya verildi.
Cerbe’de Türk zayiatı, Preveze’de olduğu gibi, hayrete değer derecede az olmuştur. Ancak birkaç küçük Türk gemisi batmış ve şehitlerin sayısı bini bulmamıştır.
|