|
GENÇ KALMANIN SIRRI SPORDA ............................ ÖNEMLİ NOT............................
ÇAREYİ ÖNCE TIP'DA, SONRA DOĞAL İLAÇLARDA (Bitkilerde) ARAYINIZ.. AŞAĞIDA OKUYACAĞINIZ ALTERNATİF TIP ADIYLA YAPILAN KARIŞIMLARI SADECE TIBBİ ÇARE TÜKENDİĞİ VAKİT UYGULAYINIZ.. YANLIŞ UYGULAMA YAPILDIĞINDA TIP'INDA ÇARE OLAMAYACAĞINI AKLINIZDAN ÇIKARMAYINIZ. DİKKAT ÇOK ÖNEMLİ !!!!
BAŞINIZDA YANMA VARSA HEMEN KULLANDIĞINIZ ŞAMPUANI BIRAKIN SAÇLARINIZI SABUNLA YIKAYIN VE BİR KAÇ GÜN SONRA BAŞINIZDAKİ YANMANIN KAYBOLDUĞUNU GÖRÜRSÜNÜZ. DAHA SONRA BAŞKA MARKA ŞAMPUAN DENEYİNİZ.. TA Kİ, BAŞINIZDA YANMA YAPMAYAN ŞAMPUANI BULANA KADAR. KAFA DERİNİZ ÇOK HASSAS İSE, SABUNA DEVAM EDECEKSİNİZ DEMEKTİR. (DENEMELERLE SABİTTİR) ---------------------------------- BÖBREKTEKİ TAŞ YÜZÜNDEN SANCI ÇEKENLER ************************************************************* Bu dertten muzdarip bir arkadaşımın uyguladığı yöntem: Taze sürgünlerden 5-6 Dut yaprağı, 1.5 Litre suyun içinde 5 dakika kaynatılacak (Kaynadıktan sonra 1 litre yani 5 su bardağı kalır) suyu, birer, ikişer dakika ara ile yürüyerek içilecek. İçme işi bittiğinde ağrıdan eser kalmadığını ifade etmiştir. --------------------------------------------- ÖNEMLİ OLAN İNSANLARA YARDIMCI OLMAKTIR. SİZ DE BU DÜŞÜNCEDEYSENİZ, DUYDUĞUNUZ BİLDİĞİNİZ DOĞAL İLAÇ TABİR EDİLEN VE ALTERNATİF TEDAVİ OLARAK ADLANDIRILAN BİTKİLERLE YAPILAN KARIŞIMLAR BİLİYORSANIZ SİTEMDE YAYINLAMAK KAYDIYLA AŞAĞIDAKİ MAİL ADRESİME GÖNDERİR MİSİNİZ?
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
******************************************* ÖKSÜRÜK İÇİN “Ayak tabanlarımızın yağı emen özel bir yapısı vardır.
Bu nedenle eğer tabanınıza örneğin sarmısak sürerseniz
yaklaşık 20 dakika sonra tadını ağzınızda alırsınız. Bunu
bulan bilim adamları nedenini bilmiyor henüz ama bu etki
bize bir tedavi olarak geri dönüyor.
Özellikle çocuklarda (ve tabi büyüklerde) gece uyutmayan
şiddetli öksürük durumunda ayak tabanınıza güzelce Vicks
merhem sürün ve kalın bir çorap giyin. Beş dakika içinde
öksürüğün kendiliğinden geçtiğini göreceksiniz. Her zaman
%100 çalışır ve çocuklara ağır öksürük ilaçları vermekten
daha etkilidir.” *********************************************************************** 3 AYDA YİYEREK ZAYIFLAMAK İSTER MİSİNİZ? Deneyenler tarafından özellikle tavsiye edilmiştir.
1 Litre su
1 Elma (dörde bölünecek)
1 Limon (dörde bölünecek)
5 Tane karabiber
1-2 Cm kadar çubuk tarçın
6 Adet Karanfil
Hepsini bir tencerede 10 dakika kaynatın, kahvaltıdan
ve yemeklerden hemen sonra sıcak sıcak 1 kahve fincanı için.
***********************************************************************
MİDE-BARSAK KANSERİ İÇİN TAVSİYE EDİLEN BİTKİ
(AKCİĞER KANSERİNDEN BU ŞEKİLDE BİR YAKINININ
KURTULDUĞUNU BİLDİREN SEMA (Soyadı bende saklı) ADLI
ZİYARETÇİMİN TAVSİYESİ ÜZERİNE.....)
BİTKİNİN ADI: BAĞ YAPRAĞI
Sabah - Akşam aç karnına bal ile (yaş ise dilimleyip
yutulacak) kuru ise yüksük şekline getirilip, ağız ve boğazı
yakmadan yutulacak. Adaçayı ile takviye edilmesini tavsiye
etti.
En az 3 ay devam edilecekmiş. Doğal antibiyotik olduğunu
söyledi. Çıban üzerine koyup bağlayarak bir gece bekledikten
sonra çıbandan eser kalmazmış...
********************************************************************* ÇÖREKOTU (Nigella sativa)
Bilinen 16 türü vardır. Şam çörekotu, kırk çörekotu bilinen türleridir. Karamuk, siyah susam ve çörekotu diye de anılır. Çörek otu, % 35-40 oranında yağ, acı madde, uçucu yağ, saponin, tanen, nigelon (bronşit nöbetlerine karşı), thymochinon (öd söktürücü) içerir.
*Vücuda kuvvet ve zindelik verir; bal ile macun yapıp yenebilir. Kan yapıcıdır; her sabah kuru üzümle beraber yenmeli.
*Çocukların gaz ve sancılarında; bir miktar çörekotu tohumu, bir tane hindistan ceviziyle de dövülür ve tülbente konup, çocuğun ağzına tutularak emzirilir.
*Kadınların hayzını söktürür. Anne sütünü artırır; balla yenmeye devam edilmelidir. Unutkanlığa faydalıdır, balla macun yapılıp yenmeli.
*Mide ve bağırsaktaki gazları söker, hazmı kolaylaştırır, iştah açar; ekmek ve keklere katılırsa da şişlik yapmaz.
*Böbrekteki kum ve taşları döker; şerbeti içilir veya 4 bardak suya 3 çorba kaşığı çörek otu dövülerek konur, üzerine 1 çay kaşığı sözme bal konur. Kaynatılıp süzülür. Günde üç kere 1'er çay bardağı içilir.
*Felç ve kazıklı hummaya (tetanoz) faydalıdır; çörek otu yağı burundan faydalıdır.
*Öksürük, balgam, nefes darlığı ve romatizmaya faydalıdır; balla karıştırılıp yenir veya macun yapılır. Grip ve nezleye, baş ağrısına; yağı burundan damlatılır veya çörek otu bir müddet sirke içinde bekletildikten sonra alınarak toz haline getirilir, enfiye gibi burna çekilir veya tohumları kavrulur, tütsüsü burna çekilir.
-Kulak için, sonradan meydana gelen üşütme, rüzgâr alma, iltihap tıkanıklıklarında; çörek otu yağı kulağa damlatılır.
*Diş ağrısı ve diş iltihaplanmalarında kullanılır; çörek otu sirke ile kaynatılıp ağızda gargara yapılır.
*Bağırsak ve karındaki kurt, parazit ve solucanları öldürür; sirke ile kaynatılıp aç karnına içilir.
*Basura faydalıdır; sirke ile kaynatılıp basura sürülürse veya yakılır elde edilen külü içilir veya acı kavun suyu ile merhem yapılır sürülürse faydası görülür.
*Vücudun muhtelif yerlerinde sızısı olanlar; sabunlu sıcak su ile yıkanır, çörek otu kavrularak dövülür ve yıllanmış zeytin yağı içine konur. Bu yağ sızılı kimsenin tepesinden ayağına kadar sürülür, hasta giydirilir. Soğuk rüzgâr değmeden yatağa yatırılır, iyice terletilir. Hasta terledikten sonra sızılar geçer ve vücut ipek gibi olur.
*Sivilce, uyuz, egzama gibi cilt hastalıklarına faydalıdır; çörek otu sirke ile kaynatılıp sürülür.
*Saçları besler, kepeği önler; çörek otu yağı saçlara sürülür.
*Çörek otu tütsüsü haşereleri öldürür.
GENEL KULLANIM
[Kanser ve AIDS' bağışıklık sistemini güçlendirir.
Bronkodiletatör (bronşları genişletici) dür.]Macun: 1kg bala, 200gr. Çörek otu öğütülüp karıştırılır. Bir kaba konur, üstü tülbentle örtülür. Üç gün üç gece ay ve yıldızları görecek şekilde bekletilir.Sonra bu macundan 3 çay veya 1 şeker kaşığı günde 3 kere aç karnına yenir.
*UYARI: Çörek otunun balla kullanımı tavsiye edilir. Yüksek dozajda almamak gerekir. Kaynak:
http://www.lokman-hekim.com/corek.htm ************************************ BİN DERDE DEVA........ İSVEÇ İKSİRİ .......... BİN DERDE DEVA.........
Bunlardan bazıları: Ülser, Prostat, Bağırsak düzensizlikleri, Şeker, Kalp damar rahatsızlıkları, Düşük ve yüksek tansiyon, Kulak ve göz rahatsızlıkları, Cilt bozuklukları, Sinizüt, müzmin baş ağrıları, Her türlü kanser vakaları, Yaşlanma, Dolaşım bozuklukları, v.b.
İsveç İksiri, Nam-ı diğer İsveç Şurubu;
Lokman Hekim baharatçılarından temin edilecek olan, hazırlanmamış isveç şurubu otları (İçinde 14 çeşit bitki bulunmaktadır) ve 2 adet 70'lik kaliteli Beyaz veya kırmızı şarap.  (Paketin içinden çıkan kullanma talimatında Konyakla hazırlanması tavsiye edilmektedir. Denemelerimizde 14 günün sonunda alkolün etkisini kaybetmediğini müşahade ettik ve içerek kullanımlarda çok ağır geldiğini gözlemledik. Bu yüzden tarifimiz şarapladır ve bu şekil hazırlamayla 20.gün alkol etkisini kaybetmektedir) İçindekiler: 1.KAFUR (C.Camphera) 1 gr 2.SAFRAN (cROCUS SATİVUS) 0,1 gr 3.BESBASE (Myristicaearillus) 1 gr 4.TARÇIN (C.Zeylanicum) 1 gr 5.SARISABIR (Aleo ferox miller) 10 gr 6.RAVENT KÖKÜ (Rheum palmatum) 9 gr 7.MİRRA (Commiphora molmol) 7 gr 8.DOMUZ DİKENİ (Carlina acaulis) 2 gr 9.KAKULE (E.Cardamomum) 0,5 gr 10.EĞİRKÖKÜ (Acarus calamus) 9 gr 11.CENTİYANE (Gentiana lutea) 3,5 gr 12.SİNAMEKİ (C.Angustifolia) 1 gr 13.MELEKOTU KÖKÜ (A.Archangelica) 6,5 gr 14.CEDVAR (Curcuma Zedoria) 5,5 gr (Türkiyede ve Avrupada bazı firmaların karışımları bu miktarlardan "16 veya 20 nin üzerinde bitki" daha fazla olabiliyor. )
2 veya 2,5 litrelik ağzı çok iyi kapanacak şekilde olan cam kavanoza önce bitkiler sonra şaraplar eklenir. Güzelce çalkalandıktan sonra ağzı sıkıca kapatılır ve Battaniye türü bir şeyle güzelce üzeri örtülür. Sıcak ortamda 45 gün bekletilir ve hergün sabah ve akşam olmak üzere 2 kez çok iyi bir şekilde çalkalanır. Acil durumlar için 20 gün sonra kavanoz açılarak bir küçük soda (soda şişesinin, kahverenkli olması veya etrafının folyo ile sarılması gerekir) veya benzeri bir şişeye, tülbentle süzülerek doldurulur.. (20 günden önce alkol etkisini kaybetmeyeceği için 20 günden önce açılmaması gerekir... 20. gün alkol etkisini tamamen kaybetmektedir) Kavanoz tekrar sıkıca kapatılır ve 45 gün tamamlanana kadar her gün çalkalamaya devam edilir.. Acil durum sözkonusu değilse, hiç açılmaması tercih edilmelidir zira içindeki bitkiler ne kadar çok şarap içinde kalırsa o kadar etkisi artmaktadır.
45.günün sonunda kavanoz açılırak bir tülbent yardımıyla tamamı, küçük kahverenkli soda şişelerine veya etrafı folyo ile sarılmış şişelere doldurulur ve serin bir ortamda, kesinlikle ışık almayacak şekilde muhafaza edilmelidir.
Sabahları aç karnına bir çay kaşığı iksir, Bir çay bardağı ile, Ihlamur, Taze Isırgan suyu, Çay veya yeni kaynamış sıcak suya katılarak yudum yudum içilmelidir. (Kesinlikle ŞEKER konmayacak ayrıca süt ve sütlü içeceklerle alınmayacaktır) 10-15 Dakika hiç bir şey yenmeyecek ve içilmeyecektir. Kahvaltıda süt içilmeyecek ve yoğurt yenmeyecektir.
KANSER VAKALARINDA BİR YEMEK KAŞIĞI İÇİLİR
Kulak çınlamaları - uğuldamaları için; Bir miktar pamuk temiz su ile yıkanır, sıkılır ve üzerine bir kaç damla iksir damlatılarak kulak içine yerleştirilir. (Çınlama-Uğuldama kaybolana kadar devam edilmelidir)
Cilt bozuklukları, Yaralar, Siğil gibi rahatsızlıklar için bir süre üzerine kompres yapmak yeterlidir. Genellikle 3-4 kompresten sonra geçmektedir.
SİNİZÜT VE MİGREN TEDAVİLERİNDE
Bir miktar temiz pamuğa yeteri kadar iksir dökülür ve (İyice ıslatmakta yarar vardır) Yatmadan önce, boynun alt kısmından itibaren kafada bulunan tüm açık bölgelere, önce kompres sonra masaj şeklinde tatbik edilir. (Gözler kapalı iken göz kapaklarına, kulak iç ve dış kısmına) ayrıca kafa üzerine kompres yapmakta yarar vardır.) Ertesi sabah uyanıldığında iltihapların aktığı gözle görülür ve ne sinizütten ne de Migrenden eser kalmaz. (Bir kaç gün aynı işlemi yapmakta yarar vardır)
Burundaki et parçaları ve tıkanıklıklar için, gene bir miktar pamuk yıkandıktan sonra üzerine bir kaç damla iksir damlatılarak, bir gece burun içinde bekletilir.
KANAYAN YARA ÜZERİNE BİR KAÇ DAMLA İKSİR DAMLATIN, KANAMA HEMEN DURACAKTIR.
AĞRIYAN DİŞİNİZ Mİ VAR ? BİR PARÇA PAMUĞA İKSİR DAMLATIP KOYUNUZ, AĞRI HEMEN KAYBOLACAKTIR.
SİYATİK AĞRINIZ MI VAR? BİR PARÇA PAMUĞA BİR MİKTAR İKSİR DÖKEREK AĞRIYAN YERİNİZE MASAJ YAPIN SONRA O BÖLGEYE PAMUĞU KOYUP YATIN.ERTESİ GÜN AĞRINIZIN KAYBOLDUĞUNU GÖRECEKSİNİZ. ŞEKER HASTALIĞI Basında sık sık, İngiliz bilim adamlarının Şeker hastalığına çare buldukları haberleri veriliyor. Ancak daha bir kaç sene deneme aşamasında olduğu bildirilince biz şeker hastaları da hayal kırıklığı yaşıyoruz. Tıp kesin çare bulana kadar, normal ilaçlar ve İnsülinle yaşantımıza devam edeceğimiz anlaşılıyor. Ancak çaresizlik insanoğlunu başka yollara yönlendiriyor ve tedaviyi bitkilerde, alternatif tıp'ta aratıyor. Şeker hastası olmayan, bu rahatsızlığın sıkıntılarını kesinlikle bilemez. Şeker hastaları doktorların gözünde yarı delidir ve doğrudur. Şeker hastalığı sinir yapar, şeker hastalığı inanılmaz alınganlık yapar, şeker hastaları en sevdiklerini bile ellerinde olmadan kolayca kırarlar.
Ama inanın bu onların elinde değildir. Sonradan büyük pişmanlık duyarlar ama kırılan kalbi tamir etmek çok zordur. Bazen imkansızdır. O yüzden lütfen şeker hastalarına anlayış gösteriniz. ÇÖL KARPUZU:  Kullanımdan kısa süre sonra şekeri normal seviyesine düşürür ve 3 ay boyunca aynı seviyede tutar. Geçici tedavi eder. Bir insan hayatı boyunca ancak 3 kez kullanabilir. 4.kez kullanımda beyni erittiği ve dolayısıyla ölüme sebep olduğu bildirilmektedir. Ben 3 kez kullandım ve her seferinde şekerim 90'larda seyretti. (YANİ GEÇİCİ OLARAK ŞEKERİ DÜŞÜRÜYOR, TEDAVİ EDİCİ ÖZELLİĞİ YOK) Kullanımı: Çölde yetişen ve hiç bir hayvan tarafından yenmeyen bu acı karpuzu ikişer santim kalınlığında keserek, ayakkabının tabanına hiç boşluk kalmayacak şekilde yerleştirilir. Sonra çıplak ayakla ayakkabı giyilir. Her 15 dakikada bir kalkıp bir kaç dakika yürünür. Bu karpuzun tadı en erken 45 dakika sonra dilde hissedilir. 3 saat içinde dilde acı bir tad hissedilmezse, karpuzlar çıkartılıp, ayaklar yıkanmalıdır. (Kesinlikle 3 saati geçirilmeyecektir.)
------------------------------------ ARAPLARIN KULLANDIĞI KARIŞIM: Bir bardak çörek otu, Bir bardak Reşat otu Yarım bardak nar kabuğu Yarım bardak mura (Aktarlar bilir)
Yukarıdaki maddeler öğütülerek un haline getirilir ve aç karnına günde yarım yemek kaşığı alınır, aynı zamanda aç karnına bir çay kaşığı çörek otu yağı içilir.. Bu tedaviye bir ay devam edilir. ,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,, BÜTÜN HASTALIKLARDAN KORUNMAK İÇİN: Günde bir çay kaşığı çörek otu yağı ile bir yemek kaşığı bal yenmesi halinde doktora gidilmez. Diyor ARAPLAR.
SİHİRLİ İKSİR 2 litre limon suyu, 40 diş orta boy soyulmuş ve ezilmiş sarımsak, ağzı sıkı kapanan bir kavanoza koyup üzeri koyu renkli kağıt ve bezle kapatılır. Normal oda sıcaklığında 25 gün boyunca her gün çalkalanarak saklanır. Sarımsaklar iyice eriyince 25 günün sonunda kavanozu açıp her sabah aç karnına yarım veya içilebiliyorsa bir çay bardağı içilir. Kavanoz bitene kadar içilecek, kapağı hep kapalı olacak, içine asla su, şeker vs. karıştırılmayacak. Bu karışımı içtikten sonra en az yarım saat bir şey yiyip içilmeyecek... Yarım saat geçtikten sonra kahvaltı yapılacak. Mümkünse her sabah aynı saatlerde içilecek. 1- Tüm damar iltahaplarını (vaskulit) tedavi ediyor, tıkanan damarları açıyor, damar sertliğini ve hipertansiyonu önlüyor. 2- Kolesterol ve lipiti düşürüyor, zararlı yağların yakılmasınısağlıyor, kilo verdiriyor, (bazal metabolizmayı hızlandırıp yağların yakılmasını sağladığı için iştahı da açıyor, bu dönemde diyete dikkat etmek gerekiyor!..) şekeri düşürüyor, pankreasın kendisini yenilemesini sağlıyor. 3- Böbrek ve safra taşlarını eritiyor, idrar söktürüyor, vücuttaki şişkinlik ve tüm dokulardan ödemi kaldırıyor. 4- Helycobacter pylori adlı ülser mikrobunu öldürerek mide ve on iki parmak bağırsağı ülserlerinin tedavisini yapıyor. 5- Tüm romatizmal iltahabı önleyip, her türlü romatizmal ağrıları dindiriyor, kireçlenmeyi önlüyor, eklem düzeylerinin yenilenmesini sağlıyor, her türlü ağrıyı kesiyor. 6- Beyin hücreleri ve tüm sinir sisteminin yenilenmesini sağlıyor, sinirdeki aksiyon potansiyelini düzenleyip ileri-refleks hızını arttırıyor, felçlere ve vertigoya fayda veriyor. 7-Vücudun bağışıklık sistemini son derece kuvvetlendiriyor ve her türlü allerjiyi özellikle damarsal kökenli ve strese bağlı cilt allerjilerini kökünden kesiyor, kansere karşı tüm vücudu koruyor.. Evet ilk kez Rus doktorların bulduğu şimdi ABD'de uygulanmaya başlanan ve de tıpta devrim yaratacağı söylenen GENÇLİK İKSİRİ işte böyle sevgili okurlar.
BEN DİYORUM Kİ; DENEMEKTE YARAR VAR...
?????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????? .............................................................Ü L S E R.......................................................................................... ADINI VEREMEYECEĞİM BİR DOSTUM, MİDE ÜLSERİNDEN AŞAĞIDAKİ KARIŞIMLA KURTULDUĞUNU BELİRTTİ. 1 KİLO HAKİKİ BAL 250 GRAM ÖĞÜTÜLMÜŞ ÇAM SAKIZI 250 GRAM HAKİKİ TEREYAĞ HER ÜÇÜ DE ÇOK İYİ KARIŞTIRILACAK VE SABAHLARI AÇ KARNINA BİR TATLI KAŞIĞI YENECEK. TAMAMI BİTTİĞNDE ÜLSERDEN ESER KALMADIĞINI GÖRECEKLER DEDİ. BU KARIŞIMIN SADECE MİDE ÜLSERİNİ İYİLEŞTİRDİĞİNİ, 12 PARMAK BARSAĞI ÜLSERİNİ İYİLEŞTİRİP İYİLEŞTİREMEYECEĞİNİ BİLEMEDİĞİNİ SÖYLEDİ. ??????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????? BASUR (HEMOROİD) BASUR, FİSSÜR V.B. BU RAHATSIZLIKLAR İNSANA HAYATI ZEHİR EDER,İNSANIN DÜNYASINI KARARTIR.. FİSSÜR VE FİSTÜL İÇİN ALTERNATİF TEDAVİ YÖNTEMİ YOKTUR. VEYA EN AZINDAN BEN DUYMADIM. HASTAHANELER VEYA ÖZEL KLİNİKLERDE YAPILACAK OLAN 10-15 DAKİKALIK KÜÇÜK BİR OPERASYONLA KESİN ÇÖZÜME KAVUŞULMAKTADIR. FİTİL VE KREM İKİSİ BİR ARADA TEDAVİ YÖNTEMİ DE EN AZ 6 AY SÜRMEKTEDİR.
ANCAK BASUR İÇİN TOPLUMUMUZDA O KADAR ÇOK DOĞAL TEDAVİ YÖNTEMLERİ UYGULANIRKİ, SAYISINI HATIRLAMAK MÜMKÜN DEĞİLDİR. BUNLAR İÇİNDE TAVSİYE EDEBİLECEĞİM YEGANE KARIŞIM, HİNDİSTAN'DA YETİŞEN VE AKTARLARDA RAHATLIKLA BULUNAN VE ÜLKEMİZDE SARI HALİLE VE KARA HALİLE DİYE ADLANDIRILAN BİTKİLERDİR. BU KARIŞIMI KULLANIPTA İYİLEŞMEDİM DİYENE RASTLAMADIM. (BASUR AMELİYATI OLANLAR HARİÇ) "ZİRA AMELİYAT OLANLARA HİÇ BİR FAYDASI DOKUNMAMAKTADIR. BOŞ YERE MASRAF ETMEYİNİZ"
HAZIRLANIŞI: (1 KİŞİLİK)
50 GRAM SARI HALİLE 50 GRAM KARA HALİLE
(AĞIR VAKALARDA 100'ER GRAM) HER İKİ BİTKİ SOĞUK SUYLA BİRLİKTE YIKANIR. BİR KAPTA EN AZ 24 SAAT KURUMAYA BIRAKILIR. YAZIN GÜNEŞ ALTINDA, KIŞINDA KALORİFER ÜZERİNDE BİR KAP İÇİNDE KURUTULMASI YARARLIDIR. MÜMKÜNSE AĞAÇ HAVAN İÇİNDE, DEĞİLSE BÜYÜKÇE PİRİNÇ HAVAN İÇİNDE (DÖVME İŞLEMİ ESNASINDA HAVANIN AĞZI SIKI SIKIYA KAPATILARAK EN KÜÇÜK BİR PARÇANIN BİLE DIŞARIYA DÖKÜLMEMESİ SAĞLANMALIDIR) UN HALİNE GELENE KADAR DÖVÜLMELİ VE HER 5 DAKİKADA BİR ÇOK İNCE ELEKTEN GEÇİRİLMELİ, ELEKTEN GEÇMEYEN KISIM TEKRAR HAVANA KONULARAK YENİDEN DÖVÜLMELİDİR. BU İŞLEM, BİR GRAM BİTKİ KALMAYINCAYA KADAR DÖVME İŞLEMİ YAPILMAK ZORUNDADIR. HEPSİ DÖVÜLDÜKTEN SONRA, AĞZI SIKI BİR KAVANOZA ALINMALI VE HER SABAH KAHVALTIDAN 10 DAKİKA ÖNCE DOLU DOLU BİR ÇAY KAŞIĞI BOL SUYLA İÇİLMELİDİR. 3 GÜN İÇİNDE BASUR AĞRISI KESİLECEKTİR. ANCAK DÖVÜLEN KARIŞIMIN TAMAMI BİTMEDEN TEDAVİYE ARA VERMEMEK GEREKİR.
DİKKAT !!! ÇOK ÖNEMLİ... BU KARIŞIMI KULLANIRKEN KESİNLİKLE GAZ YAPICI (KURU FASÜLYE, NOHUT, BULGUR PİLAVI, MERCİMEK, TURŞU V.B) HİÇ BİR ŞEY YENMEYECEK VE İÇİLMEYECEKTİR. ACI'DAN KESİNLİKLE UZAK DURULACAKTIR. ALKOL ALANLAR BU SÜRE ZARFINDA DEĞİL İÇMEK, KOKLAMAYACAKTIR BİLE.
************************************ ************************************ Keten tohumunda yok yok! 10 bin yıldır gıda olarak da kullanılan keten bitkisi, etkili bir gençlik, sağlık ve güzellik kaynağı. Keten tohumunda yok yok! kolesterole, felce kanser, unutkanlığa, mideye bire bir... İşte mucize besinin faydaları, içerdiği besinler ve nasıl kullanılacağı hakkında "sağlıklı bilgiler" | | Uzmanlar, sıvı şeklinde, salataların üzerine serpiştirilerek veya günde bir çorba kaşığı şeklinde tüketmeyi öneriyor. Keten tohumunun yararları Mide-bağırsak sorunlarına karşı iyi gelir Bağırsakları yumuşatır, kabızlığa karşı iyi gelir Kemikleri güçlendirir. Özellikle menopoz döneminde yararlı Bağışıklık sistemini güçlendirir Menopoza bağlı şikâyetleri hafifletir Kalp-damar hastalıklarından korur Kolesterol, şeker seviyesini dengeler Yüksek tansiyonu düşürür Romatizmal hastalıkları önler Sinir sistemini güçlendirir Hafızayı güçlendirir Konsantrasyon bozukluğuna karşı iyi gelir Yaşlanmaya bağlı dikkat dağınıklığına karşı iyi gelir Haricen kullanılarak yaraların çabuk iyileşmesini sağlar Egzama ve sedef hastalıklarında kullanılır Nasırlarda kompres olarak kullanılır Solunum yolu hastalıklarında olumlu etki yapar Ruhsal bozukluklara karşı iyi gelir Öksürüğü giderir Ağız boşluğu, boğaz ve diş eti rahatsızlıklarında gargara olarak kullanılır Lifleri sanayide, özellikle dokumacılıkta kullanılır Keten tohumu ne içerir? Omega-3, Omega-6 ve Omega-9 yağ asitleri Yüksek oranda çözünür ve çözünmez lif Protein Lignanlar (kansere karşı maddeler) Vitaminler Mineraller Aminoasitler Keten tohumu nasıl tüketilir? Kaynatılarak içilebilir. Dövülerek, öğütülerek toz haline getirilebilir. Bir kaşık ağza atıldıktan sonra arkasından su içilebilir. Kavrulmuş olarak tüketildiğinde daha lezzetli olur. Keten tohumunun çok özel bir tadı veya kokusu yoktur, ama kavrulunca güzel bir tada kavuşur. Tohum şeklinde de tüketilebilir. Yemeklere, yoğurda, salatalara, müsliye, pasta, börek gibi unlu mamullere karıştırılarak da tüketilebilir. Günde 1-1.5 çorba kaşığı keten tohumu sağlıklı kalmak açısından yeterlidir. Dozunu kaçırmamakta yarar var | ////////////////*************************///////////////////////// | KANSER EN ÇOK NEYİ SEVER ? | | | | Kanserin beslenmesine izin vermeyin! Bilim adamları kanser hücrelerinin en sevdiği yiyeceğe karşı uyarıyor... Bu "tatlı" yiyecek ne mi? Okuyun, şaşırın... | | | Her doktor öğrenciliği sırasında Otto Warburg’un buluşunu öğrenir. 1930’lu yıllarda Warburg kanserin en temel biyokimyasal sebebini, yani sağlıklı bir hücreyi kanser hücresinden ayıran şeyin ne olduğunu bulmuştur. Bu, o kadar önemli bir buluştur ki, Otto Warburg’a Nobel ödülü kazandırmıştır. Kanserin bir temel sebebi vardır. Bu da, vücudun normal hücrelerin oksijenli solunumunun, oksijensiz – anaerobik- hücre solunumuyla yer değiştirmesidir. .......Otto Warburg..... Warburg’un buluşu bize başka neleri anlatmaktadır? Birincisi, kanser, normal hücrelerden çok farklı bir biçimde metabolize olmaktadır. Normal hücreler oksijene ihtiyaç duyar; kanser hücreleri oksijenden kaçınır. Oksijen terapisi alternatif kanser tedavisi uygulayan kliniklerde kullanılan bir yöntemdir.
Bu buluşun bize anlattığı başka bir şey de, kanserin bir mayalanma süreciyle metabolize olduğudur. Kanserin metabolizması normal hücre metabolizmasından 8 kat daha büyüktür. Yukarıda söylediğimiz her şeyi birleştirirsek ortaya şu tablo çıkıyor: Vücut, kanseri beslemeye çalışırken mütemadiyen kapasitesinin üstünde çalışır. Kanser devamlı açlıktan ölmenin eşiğindedir ve vücuttan kendisini beslemesini talep etmektedir. Besin alımı kesilirse kanser açlıktan ölmeye başlar. Tabii kendisini beslemek için vücudun şeker üretmesini sağlayamazsa... Proteinlerden şeker Bu ziyan sendromuna “cachexia” denir. Cachexia, vücudun proteinlerden (evet, doğru duydunuz, karbonhidratlardan veya yağlardan değil de, proteinlerden) “glycogenesis” işlemiyle, şeker elde etmesidir. Bu şeker kanseri besler. Vücut sonunda, kanser hücresini beslemeye çalışırken kendisi açlık çeker.
Şimdi, kanserin şekerle beslendiğini öğrenmişken, onu şekerle beslemek mantıklı geliyor mu size? Ya da karbonhidratlardan zengin bir diyet uygulamak?
Bugün, kansere karşı uygulanan birçok besin terapisi mevcuttur (işe de yaramaktadırlar) çünkü günün birinde birisi şeker ve kanser arasındaki bağlantıyı görmüştür. Bu terapilerde, karbonhidratlar bakımından zengin gıdalara izin verilmez. Terapilerin hiçbirinde şekere de izin verilmez çünkü..... ŞEKER KANSERİ BESLEMEKTEDİR.
Peki doktorunuz bu gerçekleri size neden söylemez? Kim bilir? Belki doktorunuz kanseri tedavi edecek kişinin siz değil, kendisi olduğunu düşünmektedir. Belki Otto Warburg’un buluşunu duymuştur ama geri kalan parçaları tamamlayamamıştır. Belki de beslenmeyle ilgili hiçbir şey öğrenmemiştir. Aslında 1978’e kadar ABD’nin resmi kuruluşlarından biri, beslenmenin hastalıkla bir ilgisi olmadığını iddia etmekteydi.
Kanser ve şeker bağlantısından haberdar olanlar ise, dikkate değer terapilerle ortaya çıktılar. Bunlardan biri Laetrile’dir. Cachexia’lı hastaların yüzde 50’den fazlasında glycogenesis sürecini durduran Hydrazine Sulfate bunlardan bir diğeridir.
Bugün, Minnesota Üniversitesi kemoterapi alanında bir “akıllı bomba” üzerinde çalışmaktadır. Akıllı bomba diyebileceğimiz ilacın üzerinde bir kaplama vardır. İlaç, vücutta oksijensiz bir bölge ile karşı karşıya geldiğinde bu kaplamayı üzerinden atar. Kanseri yok etmek için kemoterapiyi serbest bırakır. Çünkü, vücutta oksijensiz tek alan, kanserli bölgedir.
Kanser hücresini aç bırakmaya çalışan besin terapileri de vardır. Kanserin ne sevdiğini bilen hasta, bunları yemekten kaçınır. Kanser, çiğ yiyeceklerdense pişmiş yiyecekleri sever. Pişirme işlemi, besinlerdeki enzimleri ve vitaminleri yok etmektedir. Bir de, kanserin şeker sevdiğini aklınızdan çıkarmayın. Kanserinizi sevmiyorsanız, onu beslemeyin!
Şeker yerine tatlandırıcı kullanmak çözüm değil Şeker yerine tatlandırıcı kullanmayı düşünüyorsanız, başka bir tuzağa düşmüş olursunuz. Tatlandırıcıların da vücuda ciddi zararları olduğu, yapılan araştırmalarla kanıtlandı. Örneğin, Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), sakarin içeren her türlü gıda maddesinin üzerine “Sağlığa zararlıdır. Hayvanlar üzerinde yapılan testlerde kansere yol açmıştır.” ibaresinin konmasını şart koştu. Aspartam ve sükraloz gibi diğer tatlandırıcılar da yan etkileri nedeniyle uzak durulması gereken gıdalar arasında.
Kaynak: International Wellness Directory | | ACI KIRMIZI BİBER KANSERLİ HÜCREYİ ÖLDÜRÜYOR | | | | | | | | | Acı kırmızı biberin insan sağlığı üzerindeki olumlu etkileri, özellikle kanser hücrelerini yok eden özelliği, İngiltere'de yapılan bir araştırmayla bir kez daha doğrulandı. Nottingham Üniversitesi tarafından yapılan araştırmada, jalapeno biberinin (acı kırmızı biber) içinde bulunan "kapsaisin" maddesinin, hücrelerin enerji üreten ısı odası mitokondriye saldırarak, kanser hücrelerinin ölümünü tetiklediği belirlendi. Araştırmaya göre, kapsaisindeki molekül ailesi vaniloidler, kanser hücrelerindeki protein gelişimine engel olarak "apostosis"i veya hücre ölümünü tetikliyorlar. Vaniloidler, bunu yaparken, etraftaki sağlıklı hücrelere zarar vermiyorlar.
Kapsaisin etken maddesini akciğer ve pankreas kanser hücrelerinde deneyen bilim adamları, bu etken maddenin tümörlü hücrenin tam kalbine saldırdığını belirterek, "Tüm kanserlerin (Aşil topuğunu) keşfettiğimizi düşünüyoruz" diye konuştular. Araştırmaya başkanlık eden Timothy Bates, kanserli hücredeki mitokondrinin biyokimyasal yapısının normal hücrelerdekinden çok farklı olduğunu kaydetti. Bates, bir doz kapsaisinin bir kanser hücresinin apostosise girmesine yol açtığını, ancak normal hücrede bu sonuca yol açmadığını belirterek, "Bu, kanserli hücreleri doğuştan diğerlerinden ayıran ve savunmasız olduğunu gösteren bir durum" dedi. Türkiye'de sıklıkla tüketilen acı kırmızı biberde de yoğun olarak bulunan alkaloid madde kapsaisinin başta kanser olmak üzere birçok sağlık sorununda olumlu etkiye sahip olduğu hekimlerce daha önce dile getirilmişti. |
YÜKSEK TANSİYON ŞİKAYETİNİZ VARMI? KARKEDE (HİBÜSKÜS) YÜKSEK TANSİYONU ANINDA DÜŞÜRÜR.
KURUMUŞ GÜL YAPRAĞINA BENZER. SUDAN'DA VE MISIR'IN GÜNEYİNDE DOĞAL OLARAK YETİŞİR. HOŞ KOKULU VE GÜZEL TADI VARDIR. Bir avuç kadar karkedeyi (hibisküs) çay demliğinin içine koyun. Soğuk suyla çalkalayın (tozu toprağı gitsin diye) ve demliği ağzına kadar soğuk suyla doldurun. Çok kısık ateşte bir taşımlık kaynayıncaya kadar ocakta tutun. Ve kaynamaya başlar başlamaz hemen ocaktan alın ve bir kenarda 5 dakika demlemeye bırakın. Tam 5 dakika sonra, 3 ila 6 su bardağı arasında sıcak sıcak ve hiç ara vermeden içilmelidir. Ağır vakalarda kesinlikle 6 su bardağı içilmelidir. Hiç durmadan içileceği için terleme yapacaktır, merak edilmesin. (Eğer mideyi rahatsız edecek olursa şeker katılarakta içilebilir-"Şeker hastaları Sakarinle içebilir"). Sonra tansiyonunuzu ölçün. Normale döndüğünü göreceksiniz. Bu şekilde hazırlanacak karkede (Hibisküs), cam şişelerde veya kavanozlarda buzdolabında muhafaza edilerek soğuk içilir. Misafirlerinize de rahatlıkla ikram edebilirsiniz. Ayrıca, düzenli tansiyon için;
Her sıcak meşrubat içildiğinde bir çay kaşığı çörek otu yağı içilir. Her sabah aç karnına bir diş sarmısak yutulur. Ayrıca bir ay süre içerisinde 3 günde bir, vücuda çörek otu yağı sürülerek yarım saat açık tutulmalıdır. ROMATİZMA Çörek otu yağı hafif ısıtılarak romatizmalı bölgeye sürülüp masaj yapılır ve günde bir çay kaşığı çörek otu yağı içilir. Bu tedaviye 15 gün devam edilmesi halinde, Allahın izniyle romatizma iyileşir (Araplar tarafından en çok rağbet edilen yöntemdir) Sudanlılar, Romatizma hastalığını Devekuşu yağıyla tedavi etmektedirler. Yürüyemeyecek derecede muzdarip olan bir tanıdığım bu yağ sayesinde spor yapmaya başladığını söylemiştir. Üzüm çekirdeği deyip geçmeyin Üzüm çekirdeği bilinen en güçlü antioksidan. E vitamininden 50,C vitamininden 20 kat güçlü. Vücuda sigara vb. maddeler veya kirli havayla giren zararlı maddeleri etkisizleştiriyor. Üzüm çekirdeğinin tespit edilebilmiş en güçlü antioksidan olduğu, bunun yanında insan sağlığı açısından birçok faydalı madde içerdiği ortaya çıktı. Ege Üniversitesi İlaç Geliştirme ve Farmakokinetik Araştırma Uygulama Merkezi Müdür Yardımcısı Prof. Dr. Ulvi Zeybek, üzüm çekirdeğinin değerinin yeterince bilinmediğini kaydetti. Üzüm çekirdeğinin başta gelen özelliğini ''güçlü bir antioksidan'' olarak anlatan Prof. Dr. Zeybek, şu bilgileri verdi: ''Üzüm çekirdeği tespit edilebilmiş en güçlü antioksidandır. E vitamininden 50, C vitamininden 20 kat daha güçlüdür. Antioksidan özelliği ile vücudumuzda kimyasal reaksiyonlar sonucu oluşan veya dışardan sigara, alkol veya kirli havayla alınan zararlı maddeleri (serbest radikalleri) etkisiz hale getirir. Serbest radikallerin nötralize edilmesini sağlar. ''Antioksidanların ayrıca en etkin antiaging (yaşlanmayı geciktirme)gereçlerinden biri olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Zeybek, ''Antioksidanların yardımı ile hastalıkların oluşumu önlenebilir, hormonal denge korunabilir, yaşlanma süreci geciktirilebilir. Bu da üzüm çekirdeğinin önemini ortaya koymaktadır'' dedi. Prof. Dr. Zeybek, şöyle devam etti: ''Üzüm çekirdeği antioksidan olmasının yanı sıra bağ dokusunu güçlendirir. Cildi daha sıkı ve elastiki yapar. Yaşlılık lekelerinin tedavisinde yararlıdır. Daha az kırışıklığa neden olan kan damarlarının genişlemesi ve kasları rahatlatma konusunda etkilidir. Ayrıca üzüm çekirdeği yüzde 92-95 PCO içermektedir. PCO ekstratı son derece geniş farmakolojik aktivite göstermektedir. Alerjilerin ve saman nezlesinin bitkisel tedavisinde geleneksel olarak kullanılmaktadır. Enzim dejenerasyonuna karşı immun hücrelerin korunmasında, immün sistem ve dolaşım fonksiyonlarını desteklemede ve uygun cilt hastalıklarında besin takviyesi olarak üzüm çekirdeği kullanılmaktadır.'' -DİĞER ÖZELLİKLERİ- B vitamininin de üzüm çekirdeğinde bol miktarda bulunduğunu anlatan Prof. Dr. Zeybek, ''Taze ve kuru üzümün yanı sıra üzüm suyunda yoğun bir şekilde bulunan potasyum minerali ise vücut sıvılarında basınç oluşmasına yardımcı olur ve asit-baz dengesini sağlar.
Üzüm çekirdeği ekstresi özellikle sigara içenler, alkol ve doğum kontrol hapı kullananlar için oldukça faydalıdır'' dedi. Prof. Dr. Zeybek, buna karşılık üzüme alerjisi olan kişilerin üzüm çekirdeği almaması gerektiğini, hamilelik ve süt vermede henüz çalışma olmadığı için bu durumlarda da önerilmediğini kaydetti
///////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////// SİNİR BOZUKLUĞU TEDAVİSİ 1 Çay kaşığı çörek otu yağı bir fincan kahve ile alınırsa siniri tamamen yatıştırır
ÖKSÜRÜK TEDAVİSİ Göğüse ve sırta çörek otu yağı sürülür ayrıca bir çay kaşığı çörek otu yağı içilir ve bir çay kaşığı çörek otu yağı sıcak suya ilave edilerek buharı burna çekilir.
| YORGUNLUK İÇİN 10 gün süreyle günde bir çay kaşığı çörek otu yağı bir bardak portakal suyuna katılarak içilir.
| ZİHNİ KUVVETLENDİRME 10 gün süreyle günde bir çay kaşığı çörek otu yağı, 100 ml kaynatılmış nane ile içilir. | ŞEKER HASTALIĞININ TEDAVİSİ Bir bardak çörek otu, Bir bardak Reşat otu Yarım bardak nar kabuğu Yarım bardak mura (Aktarlar bilir)
Yukarıdaki maddeler öğütülerek un haline getirilir ve aç karnına günde yarım yemek kaşığı alınır, aynı zamanda aç karnına bir çay kaşığı çörek otu yağı içilir.. Bu tedaviye bir ay devam edilir.. | MESANE VE BÖBREK TAŞLARI TEDAVİSİ 250 Gram çörek otu, 250 Gram saf bal ile güzelce yoğrulur. Bu karışımdan iki yemek kaşığı yarım bardak sıcak suya ilave edilerek aç karnına içilir. Aynı zamanda bir çay kaşığı çörek otu yağı da gene aç karnına içilir
GİREBOLU'NUNDA TAŞ VE KUMLARI DÜŞÜRDÜĞÜ BİLİNMEKTEDİR. | GÜZELLİK VE YÜZ BAKIMI Bir yemek kaşığı çörek otu yağı ile bir kaşık zeytin yağı karıştırılır, yüz kısmına sürülür ve bir saat bekletilip sabun ile yıkanır. Farkı göreceksiniz.
| İLTİHAP TEDAVİSİ Bir çay kaşığı döğülmüş karanfil, bir yemek kaşığı çörek otu yağı ile kaynatılmış nane günde iki defa alınır. | BÜTÜN HASTALIKLARDAN KORUNMA Günde bir çay kaşığı çörek otu yağı ile bir yemek kaşığı bal yenmesi halinde doktora gidilmez.
| BACAK ARASI İLTİHAP TEDAVİSİ (PİŞİKLER İÇİNDE GEÇERLİ) Bölge sabunlu su ile yıkanıp kurutulur. Kurutulan bölgeye çörek otu yağı sürülür. Bu tedaviye üç gün devam edilmesi halinde netice gözle görülecek şekilde düzelir.
| KALP İLTİHABI TEDAVİSİ Çörek otu yağı ile herhangi bir sıcak içecek içilmesi halinde kalpteki yağlar çözülür, damarlar genişler.
| SEDEF TEDAVİSİ Sedefli bölgeye elma sirkesi sürülür, daha sonra aynı bölgeye çörek otu yağı sürülür ve bu tedaviye 15 gün devam edilir.
| ET BENLERİNİN TEDAVİSİ Bölgeye çörek otu yağı sürülür ve günde bir çay kaşığı çörek otu yağı içilir. Bu tedaviye 15 gün devam edilmelidir.
| ROMATİZMA TEDAVİSİ Çörek otu yağı hafif ısıtılarak romatizmalı bölgeye sürülüp masaj yapılır ve günde bir çay kaşığı çörek otu yağı içilir. Bu tedaviye 15 gün devam edilmesi halinde, Allahın izniyle romatizma iyileşir.
| BAŞ AĞRISI TEDAVİSİ İki yüze ve iki kulak etrafına çörek otu yağı sürülür ve günde bir çay kaşığı çörek otu yağı içilir. Bu tedaviye 3 gün devam edilir.
| MİDE AĞRILARI VE EKŞİMELERİ Günde iki defa aç karnına, bir bardak süt ile bir çay kaşığı çörek otu yağı içilir. Bu tedaviye 5 gün devam edilmelidir.
| KADIN HASTALIKLARI VE CENİN KORUMA TEDAVİSİ Kavrulmuş çörek otu ile ballandırılmış anason günde beş defa yutulur veya bir çay kaşığı çörek otu yağı ile kaynatılmış anason suyuna bal eklenerek günde beş defa içilir. Bu tedaviye 40 gün devam edilir.
| AŞIRI HALSİZLİK TEDAVİSİ 200 Gram öğütülmüş çörek otu, 100 gram zeytin yağı, 50 gram öğütülmüş çam sakızı, 50 gram çörek otu yağı, 50 gram cercir (ROKA) yağı, 200 gram saf bal karıştırılır, her yemekten sonra bir kaşık alınır.
| SAÇ DÖKÜLMESİ TEDAVİSİ Kafa limon ile iyice ovulur. 15 dakika beklenerek şampuan ile yıkanıp kurutulur. Saç köklerine çörek otu yağı sürülür. Bu tedaviye bir hafta devam edilmesi halinde saç dökülmesi duracaktır.
| GÖRME ZAYIFLIĞI VE GÖZ TEDAVİSİ Uyumadan yarım saat önce göz bölgesine çörek otu yağı sürülür ve aynı yağdan bir çay kaşığı havuç suyu ile içilir. Bu tedaviye bir ay devam edilmelidir.
| TANSİYON Her sıcak meşrubat içildiğinde bir çay kaşığı çörek otu yağı içilir. Her sabah aç karnına bir diş sarmısak yutulur. Ayrıca bir ay süre içerisinde 3 günde bir vücuda çörek otu yağı sürülerek yarım saat açık tutulmalıdır.
| İSHAL TEDAVİSİ Günde iki defa bir bardak yoğurt yenir ve aynı zamanda bir çay kaşığı çörek otu yağı içilir. Bu tedaviye 3 gün devam edilmelidir.
|
CEVİZ MUCİZESİ
Araştırmacılar, ceviz ile beynin fiziki benzerliği üzerinde son yıllarda çok kafa
yoruyor. Cevizdeki besinlerle, beynin ihtiyacı olan vitaminlerin benzerliği de şaşırtıcı.Bir cevizi elinize alınca, en dışında bir yeşil kabuk, sonra tahta bir yapı, daha sonra ince bir zar ve en içte de tartışmasız şekilde insan beynini hatırlatan beyaz bir yapıyla karsılaşırız. Ceviz, dışındaki yeşil kabuğu ile kafa derisine, sert kabuğu ile kafatasına,
içindeki zari ile beyin zarına,asil meyvesi ile de beyine benzeyen harika bir gıdadır.
Beynimizin küçültülmüş bir modeli olan cevizin meyveler arasında gümüş iyonu ihtiva eden tek meyve olması elbette harikadır. Fakat bu gümüş iyonuna, icra ettiği elektronik vazife açısından ihtiyaç duyan tek organın beyin olduğunu söylersek, sanırız bu muhteşem benzerlik ve mükemmel yaratılış karşısında tüylerimiz diken diken olmaktadır. (I.T.Ü. mezunları elektronik dergisinden alıntıdır.)
YÜKSEK KOLESTROLÜ DÜŞÜRÜYOR
Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Ordu Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Turan Karadeniz, cevizin kanda zararlı kolesterolün birikmesini önlediğini ve yüksek kolesterolü düşürdüğünü söyledi.
Prof. Dr. Turan Karadeniz, taze cevizde yüzde 5-6 oranında C vitamini bulunduğunu belirterek, “Kuru ceviz bol miktarda C, B1, B2, A ve E vitaminlerini içermektedir” dedi. Cevizin mide, bağırsak, böbrek ve deri rahatsızlıkları gibi birçok hastalığa iyi
geldiğini vurgulayan Prof. Dr. Karadeniz, “Cevizin sadece meyvesi değil, kabukları ve yaprakları da birçok rahatsızlık için kullanılmaktadır.” dedi.
Cevizin kanda zararlı kolesterolün birikmesini önlediğini, yüksek kolesterolü düşürdüğünü ifade eden Karadeniz, “Ceviz, damar tıkanıklığı ve şeker hastalığının tedavisinde kullanılmaktadır. Mide gazını giderir. Grip ve nezleye iyi gelir. Öksürüğü keser. Sindirim sistemi bozukluğunu giderir. Ceviz, vücudu soğuktan korumak için de yenir. Yorgunluğu ve bitkinliği giderir. Zehirlenmelere ve zehre karşı etkilidir. Zindeleşmeyi sağlar” diye konuştu.
Karadeniz, cevizin yapraklarından elde edilen juglon maddesinin eczacılıkta kan temizleyici ve kuvvet verici olarak kullanıldığını kaydederek, şöyle devam etti: “Şeker hastaları ceviz yaprağını kaynatıp içmelidir. Ceviz yaprağı ile kabukları kaynatılıp balla karıştırılarak içildiğinde kansızlığa iyi gelmekte, bu çay kanı temizlemekte, kalbi güçlendirmekte, ishali ve dizanteriyi kesmekte, sinir sistemini güçlendirmektedir. Ceviz meyvesi çocukların gelişmesini hızlandırmaktadır. Ceviz beyin için gerekli olan gümüş iyonlarını ihtiva ettiğinden, bebekten yaşlıya kadar herkes için ideal bir meyvedir.” PATATESIN MUCIZESI... Biliyormuydunuz? Haşlanmış veya fırında ya da külde pişmiş patetisi ekmek yerine yemeklerde yendiğinde kilo aldırmadığını, · Çiğ patates soğuk suda iyice yıkanıp, kurulanıp, kabuğu soyulup atıldıktan sonra, soyulmuş patates meyve sıkacağında sıkılıp (Blender) veya rendelenerek bir tülbentin içine konup avuç içinde sıkılıp ve taze sıkılmış patates öz suyu kahvaltıdan veya yemekten bir saat önce aç karnına içilirse ortalama bir hafta içinde ülser, mide ve barsak iltihaplarını ve bir kaç hafta içinde hemeroidi ve varisi geçirdiğini, · Taze sıkılmış patates öz suyu ile yanmış olan deri hergün ıslatılırsa yanıkların izlerini geçirdiğini, · Eşit ölçüde patates nişastası ve taze yoğurt karıştırılarak aç karnına yenirse, gastridi tedavi ettiğini, Biliyor muydunuz? S A Ğ L I K L I YAŞAMANIN PÜF NOKTALARI | | MÜKEMMEL BİR GÜN GEÇİRMEK İÇİN | | | DOĞRU HAREKET | YANLIŞ HAREKET | YATAKTAN KALKARKEN | Yavaş hareket edip, kasları harekete geçirmek. Pencereyi açmak. | Hızla hareket kas tutulması yapar. Uyanınca yatakta fazla kalmak. | | BANYO YAPARKEN | Ilık duş ve çıkışta soğuk su dökünmek, vücuda oksijen yükler. | Sıcak su, banyoda çok kalmak. Vücudu ve saçları kurutmamak. | | KAHVALTI YAPARKEN | Bir bardak ılık su. Kepekli tost ekmeği, yoğurt, meyve, kahve. | Çok yağlı yiyecek, sucuk, pastırma, sosis, kremalı kahve içmek. | | İŞE GİDERKEN | Yürüyecek mesâfeyi uzatmak. Kol ve bedeni hareket ettirmek. | Kapının önüne kadar arabayla gitmek. Asansörle inip çıkmak. | | İŞ YERİNDE | Aydınlık, güneşli ve geniş mekân. Masada çiçek bulundurmak. | Masada kambur oturmak, etrafa bakmamak, vücudu germemek. | | ÖĞLE YEMEĞİ | Az ekmek, beyaz et, patates. Bol salata gerginlik ve stresi azaltır. | Bol ekmek, çok yemek, kolalı içecekler. Ayakta aparatif şeyler atıştırmak. | | ÖĞLEDEN SONRA | Biraz uyumak veyâ dinlenmek. Derin derin nefes alıp vermek. | Tuzlu krakerler, bisküviler, tatlı veyâ benzeri şeyler yemek. | | MASA BAŞINDA | Geri yaslanıp derin nefes almak. Bacak kaslarını gerip bırakmak. | Saatlerce kambur kambur oturmak. Sürekli aynı yere bakmak. | | AKŞAM YEMEĞİ | Az ekmek, sebzeli yemek, beyaz et, salata ve çeşitli meyveler. | Mikrodalgadan çıkan yiyecekler.Yatmadan az önce yemek yemek. | | YATMA ZAMANI | Sessiz ve az karanlık oda. Kafadaki düşünce ve problemleri atmak. | Çok yumuşak yatak ve kalın yastık. Yüzükoyun ve geç yatmak | DÜZENLİ SPOR | Güç ve kuvvet artar. Solunum verimliliği artar. Zindelik ve kendine güven artar. Kandaki kolesterol seviyesi azalır. Genç görünmeye yardımcı olur. Sırt ağrıları azalır. Tansiyon azalır. Stres, gerginlik ve depresyon azalır. Kalbin verimliliği artar. Kas gücü verimliliği artar. Dinlenirken kalp atışı azalır. Kalp krizi ihtimâli azalır. Vücuttaki yağ azalır. Daha ince olmayı sağlar. Yıllarınıza sağlıklı, tatlı bir hayat katar. İş ve diğer faaliyetlerdeki verimlilik artar. Daha olumlu bir kişilik kazandırır. Hayatınızdan daha çok zevk almanızı sağlar. | | ANNE SÜTÜ EŞSİZ BİR BESİNDİR | Şişli Etfal Hastanesi Çocuk Kliniği şefi Prof. Dr. Asiye Nuhoğlu diyor ki: Bütün olumsuzlukları yok eden anne sütü, olağanüstü bir besindir. İhtiyaç duyulan bütün besin maddeleri anne sütünde mevcuttur. Hiçbir sanayi maması veya gıdalar anne sütü ile kıyaslanamaz. Doğumun ardından ilk 10 dakika içinde hemen verilebilir. Bebeğe ilk 4-6 ay arasında verilecek anne sütü; bronşit, ishal, bağırsak hastalıkları, anemi, solunum yetersizliği, enfeksiyon, kansızlık, alerji, bulaşıcı hastalıklar, hatta aşırı şişmanlık olarak bilinen obeziteden korur. Anne eğer yeterli besleniyorsa, ilk 4-6 ay bebeğe vitamin ve su bile vermeden sadece anne sütü kâfi gelir. Emzirme sırasında anne-bebek yakınlaşmasının bebekte uyandırdığı güven hissi yanında, sütün en steril şartlarda sunulması, anne sütünü eşsiz bir besin maddesi yapmaktadır. Anne sütü; protein, yağ, karbonhidrat ve mineral ihtiva etmesinin yanı sıra, bileşimindeki enzimleri ve üstün fiziko-kimyasal özellikleriyle, bebeğin sütten en iyi şekilde yararlanmasına imkân sağlar. Anne sütü ile beslenen bebekler, Türkiye'de ve bütün dünyada normal bir büyüme ve gelişme gösterir. Bütün bunlara karşılık, anne sütünün yerine çeşitli sebeplerle verilen inek ve başka sütler, bebekler için uygun besin değildir ve sindirimi de zordur. Eğer uygun şekilde yerine konulmazsa, inek sütü verilen bebeklerde C ve D vitamini eksikliği, raşitizm, bakır eksikliği ve demir eksikliğine bağlı anemi görülmesi kaçınılmazdır.Türkiye 7.2.2000 | UYKU TÂMİRCİDİR | | Uyku, insan vücudunu tatlı tatlı tâmir eder. Uykuda bütün vücut, kalp atışından tansiyona kadar her şey yavaşlayıp düştüğü için dinlenir. Yeni bir güne sadece kemikler ve adaleler değil, bütün organlar, âdeta yenilenmiş olarak başlar. Uyku ne kadar tatlıysa, uykusuzluk da o kadar keyif kaçırıcıdır. İyi uyuyamayan kişi, yataktan bitkin bir hâlde kalkar. Çalışmak için enerji toplayamadığından da, verimli olamaz. | HÂRİKA MEYVE: KİVİ | Son yıllarda manav ve marketlerde satılmaya, hattâ Türkiye'de de yetiştirilmeye başlanan kivi, bir C vitamini deposudur. Anayurdu Çin olan kivinin bir tanesinin sahip olduğu C vitamini, bir insanın alması gereken günlük C vitamini ihtiyacından bile fazladır. Amerika'da bu hârika meyve üzerinde yapılan araştırmalar, kivinin birçok derdin devâsı olduğunu ortaya çıkardı. İşte bunlardan bazıları: Kolesterol seviyesini düşürür. Karaciğeri çalıştırır, safra ifrazatını çoğaltır. Kanı temizler. Göğüs hastalıklarının tedavisinde çok faydalıdır. Grip ve soğuk algınlığının çabuk atlatılmasını sağlar. Kan basıncını ayarlar, tansiyonu düşürür. Kadınlarda göğüs kanserini önler. Vücudun direncini artırır. Bağışıklık sistemini kuvvetlendirir. | LİMON İLÂÇ GİBİDİR | | Hârika bir C vitamini deposu olan Limon, tâbiri uygunsa "Vücudumuzun doktoru." gibidir. İşte birçok derdin şifası limonun bâzı faydaları: | Kalbi ferahlatır, Temreyi geçirir, İdrar söktürür, Hazmı kolaylaştırır, Tansiyonu düşürür, Damar sertliğini giderir. Mide bulantısını giderir, Grip ve nezleye şifa verir, Diş etlerini kuvvetlendirir, Baş dönmesini durdurur, | Damar tıkanıklıklarını açar, Gıda zehirlenmelerini önler, Karaciğer için çok faydalıdır, Böbrek tıkanıklıklarını giderir, Bademcik iltihaplarını geçirir, Felç hastalarına tavsiye edilir, Bağırsak ve idrar yollarını temizler, Sivilceleri giderir, cilde güzellik katar, Zehirli hayvan sokmalarına karşı panzehirdir. | KAN GRUPLARI | | Türkiye'deki insanların kan grubu oranları ortalama şöyledir: | | Kan Grupları | % | | A RH Pozitif | 29.5 | | 0 RH Pozitif | 27.5 | | B RH Pozitif | 13.0 | | A RH Negatif | 8.4 | | AB RH Pozitif | 6.8 | | 0 RH Negatif | 6.3 | | B RH Negatif | 6.1 | | AB RH Negatif | 2.4 |
| SAĞLIKLI SÜT İÇMEK HERKESİN HAKKIDIR | Her bakımdan tam bir gıda olan süt içmeyi alışkanlık hâline getirmek lâzımdır. Batıda bu işe çok önem verilmektedir. Sütün, doğal özelliklerini ve besin değerini kaybetmeden, sağlıklı bir şekilde tüketiciye sunulması için Pastörizasyon veya Ultra Pastörizasyon işlemlerinden geçmesi ve sağlıklı bir şekilde ambalajlanması gerekir. Pastörize Süt: Sütün 720C-750C de, 15-20 saniye ısıtıldıktan sonra, hemen 50C ye kadar soğutulması işlemidir. Pastörizasyon işlemi ile insan sağlığına zararlı bakteriler yok edilir. Pastörize sütlerin özellikleri: 1- İçinde katkı maddesi bulunmaz, 2- Cam şişelerde günlük satılır, 3- Besin değerini 2-3 gün korur. Ultra Pastörize Süt: Sütün, 1350C de, 2-6 saniye ısıtılarak, hemen 200C ye kadar soğutulması işlemidir. Ultra Pastörizasyon işlemi ile, hem insan sağlığına zararlı bakteriler, hem de sütün bozulmasına sebep olan bakteriler yok edilir. Evde kaynatıldığında besin değerini kaybeden süt, bu yollarla besin değerini kaybetmeden sağlıklı bir şekilde müşteriye sunulur. Bunların özellikleri: 1-İçinde katkı maddesi bulunmaz, 2-Aseptik karton kutularda satılır, 3-Özelliklerini ve besin değerini, açılmadıkça en az 4 ay korur, 4-Oda ısısında muhafaza edilebilir. | SARMISAK | Sarmısak çok faydalıdır. Başta, tam bir antibiyotik yani, mikrop öldürücüdür. Dizanteri, kabızlık, kanser, bronşit, verem, siyatik, astım, varis vs. hastalıklara çok faydalıdır. Ayrıca; - Dolaşım bozukluğunu giderir. - Solucan, tenya, şerit düşürür. - Mide, bağırsak gazını giderir. - Kalb rahatsızlığını giderir. - Eksoz gazına panzehirdir. - Mesane taşlarını düşürür. - Böbrek taşına mâni olur. - Cilt hastalıklarını önler. - Bağırsakları yumuşatır. - Damar sertliğini önler. | - Güç ve kuvveti arttırır. - Romatizmayı hafifletir. - İnsana canlılık verir. - Tansiyonu ayarlar. - Hazmı kolaylaştırır. - Ateş düşürücüdür. - Yorgunluğu önler. - Balgamı söktürür. - İştah açar. |
| KALBİN ÜÇ DÜŞMANI | 1-Yüksek Tansiyon: Tansiyon, kalbimizin kasılması esnasında, kanın damarlara pompalandığında, damarlar üzerinde yaptığı basınçtır. Kalp kasıldığında, damarlardaki basınç büyük tansiyon, gevşediğinde damarlarda hissedilen basınç küçük tansiyondur. Büyük tansiyon 140 mm Hg, küçük tansiyon ise 90 mm Hg'den fazla ise tansiyon yüksek kabul edilir. Belirtileri: Sabah uyanıldığında ense bölgesinde ağrı, bazen baş dönmesi, çarpıntı, çabuk yorulma gibi şikâyetler. 2-Kolesterol: Özellikle hayvansal gıdalarda bulunan ve fazla miktarda alındığında damar iç yüzeyine yapışan kolesterol isimli bir yağdır ki, esnek olan damarlarımızın esnekliğini azaltır ve damar duvarında birikerek damar boşluğunu daraltır. 3-Şeker Hastalığı (Diyabet): İnsülin isimli pankreastan salgılanan hormon, besinlerle alınan glikoz adlı şekeri, vücudun kullanması için, kandan dokulara verir. Şeker hastalığında insülin bu görevini yapamaz ve kanda glikoz artar. Kan şekeri normal seviyelerde tutulamadığında göz, böbrek, sinir sistemi ve daha birçok bölgede tedavisi mümkün olmayan hasarlar meydana getirir. Belirtileri: Çok su içme, sık ve bol idrar, sık acıkma, aşırı yemek yeme, yorgunluk ve hâlsizlik. Aç karnına kan tahlilinde 126 mg/dl üzeri çıkarsa, şeker hastalığına işârettir. Şeker hastalığı ömür boyu devam eder. Kalp için zararlılar: Sigara ve içilen yer, Gerginlik ve stres, Hareketsizlik, kirli hava. Sağlıksız beslenme, Alkol ve tuz kullanma, Hayvanî yağ, kırmızı et, Hamur işi ve kızartma, | Hazır besinler, Aşırı şişmanlık, Şeker ve tuz, Fazla yumurta, Sosis, hamburger. Kalp için faydalılar: Yeşil sebze ve meyve, Tahıl ve baklagiller. | Kepekli ekmek, Balık ve tavuk, Yağsız yoğurt ve süt, Sıvı yağlar, Egzersiz hareketler, Temiz hava, Düzenli bir hayat. |
| YÜRÜYÜŞ | Günde bir müddet yürüyüş yapmak, insan vücudu için çok faydalıdır. Yürümek hazmı kolaylaştırır, iştahı arttırır, sinirleri dinlendirir. Bunun için her yaştaki insan yürümekten sayısız faydalar sağlar. En sıhhatli ve dinç ihtiyarlar, fazla yürüyen insanlar arasında olur. Bedenin ve adalenin kuvvetini de arttırdığı için, hamile kadınlar için de çok faydalıdır. Yürüyüş yaparken, ayakkabı altlarının düz ve geniş olmasına, giyeceklerin de hafif olmasına dikkat etmelidir. | ZAYIFLAMAK İÇİN | Günde en fazla üç öğün ve azar azar yiyin! Yavaş yavaş ve iyi çiğneyerek yutun! Yemekten beş dakika önce bir bardak ılık su için! Tuzu azaltın! Yemek tabağı küçük olsun! Bol salata ve sebze yiyin! Yağlardan uzak durun! Az ekmek yemeye çalışın! Tatlıyı ve eti azaltın! Kızartmaları azaltın! Öğün haricinde birşeyler atıştırmayın! Hareket ve yürüyüş yapmaya çalışın! | SİNDİRİM BOZUKLUKLARI | Sindirim bozuklukları, genellikle kötü alışkanlıkların sonucudur. Belirtileri; midede ağırlık, ekşime, aşırı asidite, yanma, bulantı, uyuklama, baş ağrısı, kusma v.b. Kötü sindirilmiş besin mideden geçtikten sonra bağırsaklarda şu belirtiler başlar: Gaz, şişkinlik, kabızlık veya ishal. o İyi ve yavaş yavaş çiğnenmeyen bir besin sindirim organlarında ekşir. o Yemekte içilen sıvılar mideyi şişirir ve yorar. Bir bardak su içilebilir. o Çok yemek, kötü sindirimin başlıca sebebidir. Doymadan kalkmalıdır. o Normal bir sindirim için 4-5 saat bir zaman gerekir. Haftada bir gün olsun sindirim organları dinlenmeli. o Öğün arasında yemek, mideyi yorar ve sinir rezervlerini tüketir. İkindi kahvaltısı yetişkinler için gereksizdir. o Yorgun, uykusuz ve sinirliyken yemek, sindirime yardımcı olamaz. o Kavga, tartışma, aşırı heyecan, hırs, nefret, kin gibi olumsuz duygular sindirim organları üzerinde kötü etki yapar. o Ateşliyken yemek, ateşin yükselmesine sebep olur. o Yemekten sonra hemen yatmamalıdır. o Fazla baharat, hardal, sirke, karabiber... midenin kimyasal bileşimini bozar. o Ham meyveler, aşırı asitli olduklarından, kaçınmalıdır. o Bozuk besinler, mikropların üremesine ve sindirim bozukluğuna yol açar. o Isıtılmış yemekler zamanla karaciğer, böbrek, safra kesesi ve bağırsakları olumsuz etkiler. o Kızartmaların sindirimi ağırdır. o Aşırı miktarda şeker, sindirim bozukluğuna yol açar. o Besinlerdeki uyumsuzluk, sindirim zorluğuna sebep olabilir. o Çay, kahve, kakao... sindirim sisteminin dengeli çalışmasını bozar. o Aynı öğünde birçok çeşit yemek, sindirimi yokuşa sürer. o Çiklet ve benzerleri, midedeki asidin çoğalmasına sebep olur. | KALBİN HOŞUNA GİDEN YİYECEKLER | Son yıllarda artan kalp hastaları, bol bol lifli maddeler yemelidir. Kepek, çavdar ürünleri, taze meyve ve sebzeler, lifli maddeler için en zengin kaynaklardır. Lifli besinler kolesterol ve yağ miktarını da azaltır. Sık sık balık yenirse, damarlarda yağ birikmesini önler. Bol magnezyum bulunan fındık, fıstık, baklagiller gibi yiyecekler yemek de ihmal edilmemelidir. Magnezyum, kalbin fonksiyonunu dengede tutar ve adalelere enerji sağlar. Bol ıspanak yenmeli ki, bu yeşil sebzede bol miktarda folik asit ve B6, B12 vitaminleri vardır. | AĞIZ KOKUSU | Ağız kokusunun çeşitli sebepleri vardır. Çoğunlukla fena ağız kokusunun sebebi (%90 oranda) ağız içi kaynaklıdır. Diğer sebep ise mide-bağırsak yahut üst solunum yolu rahatsızlıklarıdır. Bunlara ilâveten özellikle çocuklarda bağırsak parazitlerine bağlı daha çok sabahleyin gözüken ağız kokusu meydana gelebilir. Bâzı sistemik hastalıklarda da (diyabet gibi) fena koku görülmektedir. Ağız içi kokusunun sebepleri: 1- Kokulu yiyecekler, 2- Diş çürüğü, 3- Diş eti-kemik dokusu hastalıkları, 4- Sürekli ağız kuruluğu, 5- Sigara kullanma, 6- Ağzın kötü bakımı. Yediğimiz gıdalar solunumumuzu etkiler; özellikle soğan, sarmısak gibi yiyecekler kan dolaşımımıza geçerler. Oradan da akciğerlere transfer edilip nefesimizle dışarı atılır. Diş fırçalama, diş ipi kullanımı, ağız gargaraları ve sakız çiğneme, kokuyu sadece geçici olarak maskeler. Düzenli ağız bakımı olmazsa, gıda artıkları dişler arasında, dilin ve dişetlerinin üstünde birikerek ağızda kalır; belli bir süre sonra kokuya sebep olur. Protezlerin de iyi temizlenememesi fena kokuya sebep olabilir. Diş eti ve çevre kemik dokusu sağlığı bozukluğunun da en önemli habercisi, fena ağız kokusudur. | Polen; arıların, çiçeklerin ortasında bulunan tozlarını, larvaları ve ana arıyı beslemek için arka ayaklarına özel bir salgı ile toplayarak, kovanın önünde bulunan polen tuzağı denilen kutulara bıraktıkları maddedir. Bu tozlar kurutularak hazır hâle getirilir. Polen hârika besinlerin en üstünüdür. Bütün vitaminler, yağ, protein, şeker, mineral, doğal hormon gibi maddeler bulunur. Ayrıca 27 çeşit madensel tuz, 22 çeşit amino asidi yanında; A, B, B1, B2, B3, B5, B6, B7, B8, B9, B10 vitaminleri de ihtiva eder. Başta kanser olmak üzere, kalp-damar ve karaciğer, romatizma, sedef, ekzama, sivilce, saç dökülmesi, cilt lekeleri, prostat, göz, astım, bronşit, ülser, bâsur, felç, kansızlık, beyin, ruh ve sinir hastalıklarında; çocuk gelişiminde; beyin ve vücut yorgunluklarında kullanıldığı gibi; zayıflık-şişmanlık, kabızlık-ishal gibi birbirine zıt olan hastalıklarda da kullanılır. Kandaki alyuvar sayısını %25 ve hemoglobini %15 oranında arttırır.Günde bir çay kaşığı, süt, çay, kahve ile birlikte, yahut çiğneyerek doğrudan doğruya alınabilir. SİGARAYI BIRAKINCA | Sigarayı bırakınca neler oluyor: * 20 dakika sonra, kalp atışları düzene giriyor ve vücut ısısı sigara içmeyen bir insanla eşitleniyor. * 8 saat sonra, kandaki karbondioksitin %95'i temizleniyor. * 24 saat sonra, kalp krizi riski azalıyor, sağlıklı insana yakın duruma geliniyor. * 2 gün sonra, tat ve koku alma normal insan gibi hassaslaşıyor. * 3 gün sonra, nefes almak hissedilir derecede iyileşiyor. * 3 ay sonra, akciğerler %30 daha fazla çalışıyor; içerisindeki kiri de atmaya başlıyor. * 1 sene sonra, kalp kafesinden hastalanma rizki %50 azalıyor. * 10 sene sonra, akciğer kanseri olma ihtimali hiç sigara içmeyen bir insanla denk oluyor. * 15 sene sonra, kalp ve tansiyon hiç sigara içmemiş gibi normalleşiyor. Türkiye Gazetesi 29.04.2000 | KEPEK DEYİP GEÇMEYİN | Kepek, vitamin ve minerâl madde bakımından pek çok zengindir. Diğer bâzı faydaları da şöyledir: Kepekli ekmek, çiğneme müddetini uzatır. Tükürük salgısını da arttırdığı için fazla gıda alımını önler. Midede fazla kalacağı için çabuk acıktırmaz. Bağırsaktaki geçişleri ise hızlandırır. Kabızlığa faydası olur. Kepek suda çözülmez. Gıdalar içerisinde karbonhidrat ve yağlı maddelerin emilmesine kısmen mâni olur. Kan şekeri ve kan yağları üzerine müsbet tesir yapar. Kepek ve posalı gıdalar sindirim sisteminde kanserin meydana gelmesini azaltır. Kepekteki fitik asit, kalsiyum, demir ve çinko elementlerinin fazla emilmesini azaltır. Kepekli un mayalanırsa, bu zararlı etkisi kaybolur. Bol kepekli ekmeklerin kalori değeri azalmakta, buna karşılık vitamin ve protein değeri artmaktadır. Bu sebeple şişmanlığı önlemektedir. Gıdalar içerisinde karbonhidrat ve yağların emilmesine kısmen mâni olur. Kanda lipid ve kolesterol üzerine etkili olur. Sağlık için kepekli ekmek herkese çok faydalıdır. Bilhassa kilosu fazla olanlara tavsiye edilir. | TANSİYON DÜŞÜKLÜĞÜ | Aşağıdaki sorulara vereceğiniz her "Evet" cevabı, sizdeki tansiyon düşüklüğü riskinin, yüksek olduğunu gösteriyor: * Sabahları daha fazla uyumak istiyor musunuz? * Gün boyunca esnemek zorunda kalıyor musunuz? * Hava değişimi tesir ediyor mu? * Sık sık keyifsizleşiyor ve işe başlayabilmek için yoğun çaba harcamak zorunda kalıyor musunuz? * Hafızanızda belli bir zayıflık ve güçsüzlük hissediyor musunuz? * Ayağa kalktığınızda baş dönmesi, göz kararması oluyor mu? * Aşırı derecede hassaslaşma ve bitkinliğe düştüğünüz oluyor mu? * Çehrenizde dikkat çekici bir solgunluk meydana geliyor mu? * Sık sık kalp çarpıntısı veya kulak çınlaması hissediyor musunuz? * Ellerinizde ve ayaklarınızda sürekli bir soğukluk oluyor mu? | Uzmanlara göre sağlıklı yaşamanın yolu, yanlış beslenme alışkanlıklarını değiştirmekten geçiyor. Konuyla ilgili araştırmaya göre; Anadolu'da yaygın olan buğday, mısır, yulaf ve pirinç gibi tahıllarla pişirilen çorbalar, gerçekte vitamin deposu. Sofrada esmer buğday ve çavdar ekmeğine yer verme tavsiyesinde bulunan uzmanlar, buğdayın; fosfat, magnezyum, kalsiyum, fosfor, B ve E vitamini ihtiva ettiğini belirtiyorlar. Çavdar ekmeği; damar sertliği, kan dolaşımı bozukluğu ve yüksek tansiyon için faydalı olurken, vitamin ve mâdensel tuz ihtiva eden yulaf, vücuttaki zararlı toksinlerin atılmasını sağlıyor. Pirincin B vitamini bakımından zengin olduğuna da dikkat çeken uzmanlar, buğdaydaki gibi pirincin de bütün vitamininin kabuğunda olduğunu bildirerek, işlem görmüş beyaz pirinç yerine, kırıklı, kahverengi pirincin tercih edilmesini tavsiye ediyorlar. Diyet yapma kaygısıyle vücudunuzu yağdan yoksun bırakmayın! Çünkü vitaminlerin bir kısmı (A, D, E, K) vücuda yağla birlikte alınır. Yağ, deri altı vücut ısısının hızlı kaybını önler. Bâzı hormonların yapımı için de gereklidir. Ceviz, yerfıstığı ve zeytinyağı beyin hücreleri için de yararlıdır. Lokmalarınızı iyice çiğneyin! Acele atıştırdığınızda açlık duygusunu tatmin edemediğiniz için daha fazla yersiniz. Magnezyum ve E vitamini yönünden zengin olan çikolata enerji verir. Ama çikolatanın katı yağ ve şekerden yapılmış olduğunu unutmayın! Sindirim sisteminin dinlenmesi ve vücuttaki toksinlerin atılması için, haftada bir gün sâdece meyve yiyin, süt ve su için! Beyaz şekeri azaltın, balı tercih edin! Lifli sebze ve meyveleri sofranızdan eksik etmeyin! Posalı olan bu yiyecekler, artıkların bağırsaktan geçişi sırasında, barsak yüzeyini korurlar. | GRİP ve GRİP AŞISI | Grip, Influenza adı verilen bir virus tarafından meydana getirilen, âni olarak 39 °C üzerinde ateş, şiddetli kas ve eklem ağrıları, hâlsizlik, bitkinlik, titreme, baş ağrısı ve kuru öksürük gibi belirtiler ile başlayan bir enfeksiyon hastalığıdır. Daha sonra boğaz ağrısı, burun akıntısı, hapşırma, gözlerin yaşarması ve kanlanması gibi belirtiler eklenir ve bazen de karın ağrısı, bulantı, kusma görülebilir. Hastaları mutlaka 3-7 gün yatağa mahkûm etmektedir Özellikle çocuklarda, yaşlılarda ve kalp, akciğer, böbrek, şeker gibi kronik hastalığı olan kişilerde çok daha ağır seyretmekte ve ölüme kadar varabilen ciddi sonuçlara yol açmaktadır. Gripten korunmanın en etkili ve ekonomik yolu aşılanmaktır. Grip aşısı için en uygun zaman da sonbahar aylarıdır. Dünya Sağlık Teşkilâtı'na göre şu kimseler grip aşısı olmalıdır: - Bronşiyal astım hastaları, - Kalp ve damar hastalıkları olanlar, - Şeker gibi kronik hastalığı olanlar, - Kronik böbrek hastaları, - 65 yaşından büyük kişiler, - Bağışıklık sistemi bozulanlar, - Gripte, 2-3 aylık olan hâmileler, - Toplu yaşanılan yerlerde kalanlar, - Sağlık personeli ve görevliler, - Toplum hizmetinde çalışanlar, - Sık seyahat edenler, - İş gücü kaybı olacak olanlar, - Grip olmak istemeyenler. | John Hopkins'den KANSER Raporu 1) Herkesin vücudunda kanser hücreleri vardır. Bu kanser hücreleri birkaç milyara kadar çoğalmadıkça standart testlerde görülmezler. Doktorlar kanser hastalarına tedaviden sonra vücutlarında artık kanser hücresi kalmadığını söyledikleri zaman, bu yalnızca kanser hücrelerinin testlerle saptanamayacak düzeyde olduğu anlamına gelir. 2) Bir kişinin hayatı boyunca 6 ile 10 kez kanser hücreleri oluşabilir.3) Kişinin bağışıklık sistemi güçlü olduğu zaman kanser hücreleri yok edilir ve çoğalarak tümör oluşturmalarına engel olunur. 4) Bir kişide kanser olması, o kişide çoklu beslenme eksikliği olduğuna işaret eder. Bunlar genetik, çevresel, beslenme ve yaşam tarzı faktörlerine bağlı olabilir. 5) Çoklu beslenme eksiklini yenebilmek için diyeti değiştirmek ve ek takviye almak bağışıklık sistemini güçlendirir. 6) Kemoterapi hem hızlı çoğalan kanser hücrelerini, hem de kemik iliğinde, sindirim sisteminde v.s.'deki hızlı büyüyen sağlıklı hücreleri yok eder ve karaciğer, böbrekler, kalp, akciğerler v.s.'de organ tahribatına yol açar.7) Radyasyon kanser hücrelerini yok ederken; sağlıklı hücre, doku ve organları da yakar, yaralar ve zarar verir. 8) Kemoterapi ve radyasyon başlangıçta tümörün küçülmesine yol açar. Kemoterapi ve radyasyon tedavisinin uzaması tümörün daha fazla yok olmasına yol açmaz. 9) Kemoterapi ve radyasyondan dolayı vücut çok fazla toksin yüklenmesine maruz kalınca, bağışıklık sistemi ya tehlikeye düşer, ya da yıkılır; dolayısıyla kişi çeşitli enfeksiyonlara ve komplikasyonlara yenik düşer. 10) Kemoterapi ve radyasyon kanser hücrelerinde mutasyona neden olabilir ve dirençlerinin artarak yok edilmelerini zorlaştırabilir. Cerrahi işlem de kanser hücrelerinin başka taraflara atlamasına neden olabilir. 11) Kanser hücreleri ile savaşmakta etkili bir yöntem ise onları çoğalmak için ihtiyaçları olan gıdalardan yoksun ve aç bırakmaktır. KANSER HÜCRELERİ AŞAĞIDAKİLERLE BESLENİRLER:a- Şeker kanser besleyicidir. Şekeri kesilerek kanser hücrelerinin önemli bir gıdası kesilmiş olur. NutraSweet, Equal, Spoonful v.s. gibi tatlandırıcılar zararlı olan Aspartam ile yapılırlar. Daha iyi bir tatlandırıcı Manuka balı veya molastır, ama az miktarda alınmalıdırlar. Sofra tuzunda beyazlatıcı olarak kimyasallar bulunmaktadır. Daha iyi bir seçenek Bragg'in aminosu veya deniz tuzudur. b- Süt vücudun, özellikle sindirim sisteminde, mukus üretmesine neden olur. Kanser mukusla beslenir. Süt yerine tatlandırılmamış soya sütü tüketilerek kanser hücreleri aç bırakılabilir. c- Kanser hücreleri asit ortamda gelişirler. Et temelli diyet asittir ve sığır eti veya domuz eti yerine bol balık ve az tavuk eti yemek en iyisidir. Ette, özellikle kanserli kişilere zararı olan, canlı hayvan antibiyotikleri, büyüme hormonları ve parazitleri bulunur. d- %80 taze sebze ve meyve suyu, kepekli tahıllar, tohumlar, nohutgiller ve biraz meyveden oluşan bir diyet vücudu bazik (alkali) ortamda tutar. %20 de fasulye içeren pişmiş gıdalardan oluşabilir. Taze sebze suları kolayca emilip 15 dakika içinde hücre düzeyine ulaşabilen ve sağlıklı hücreleri besleyen ve çoğalmalarını hızlandıran canlı enzimler içerirler. Sağlıklı hücre üretimi için gerekli olan canlı enzimlerin sağlanması amacıyla, taze sebze (sebzelerin çoğunluğu ve fasulye filizi) yiyin veya suyunu için ve günde 2-3 kez çiğ sebze yiyin. Enzimler 40o C'de yok olurlar. e- Yüksek kafein içerikli kahve, çay ve çikolatadan uzak durun. Yeşil çay daha iyi bir seçenektir ve kanserle savaşan özellikleri vardır. Bilinen toksinler ve ağır metaller içeren musluk suyu yerine arıtılmış veya filtrelenmiş su içiniz. Damıtılmış su asittir, kaçınılmalıdır. 12) Et proteininin sindirimi zordur ve çok sindirim enzimi ister. Bağırsaklarda duran sindirilmemiş et çürür ve daha çok toksin birikimine neden olur. 13) Kanser hücrelerinin duvarları sert protein ile kaplıdır. Et yemekten kaçınarak veya azaltarak, kanser hücrelerinin protein duvarlarına saldıran enzimler daha çok açığa çıkar ve vücudun öldürücü hücrelerinin kanser hücrelerini yok etmelerini sağlar. 14) Bazı destek maddeleri (IP6, Flor-ssence, Essiac, anti-oksidanlar, vitaminler, mineraller, EFA'lar v.s..) bağışıklık sistemini güçlendirerek, vücudun kendi öldürücü hücrelerinin kanser hücrelerini yok etmesine yardımcı olur. E vitamini gibi diğer destek maddelerinin de, vücudun hasarlı, istenmeyen veya ihtiyaç olmayan hücrelerin atılmasının normal yolu olan, apoptoziz veya programlanmış hücre ölümüne yardımcı olduğu bilinmektedir. 15) Kanser zihinsel, bedeni ve ruhsal bir hastalıktır. Öngörülü ve olumlu bir ruh kanser savaşçısını muzaffer yapar. Öfke, affetmezlik ve acı bedeni stresli ve asitli bir ortama sokar. Seven ve affeden bir ruha sahip olmayı öğrenin. Sakin olmayı ve hayatın tadını çıkarmayı öğrenin. 16) Kanser hücreleri oksijenli ortamda gelişemezler. Günlük egzersizler ve derin nefes alma hücre düzeyine kadar daha fazla oksijen alınmasına yardımcı olur. Oksijen terapisi kanser hücrelerini yok etmek için diğer bir yöntemdir. JOHN HOPKINS HASTANESİ'NDEN KANSER GÜNCELLEMESİ1) Mikrodalga fırına plastik kap koymayınız.2) Dondurucuya su şişesi koymayınız.3) Mikro dalga fırınına plastik ambalaj koymayınız.4) John Hopkins Hastanesi bunu yakın bir zamanda bülteninde yayınlamıştır. Bu bilgi Walter Reed Ordu Tıp Merkezi tarafından da yayınlanmaktadır. Dioksin kimyasalları kansere, özellikle de göğüs kanserine, neden olmaktadır. Dioksinler vücudumuzun hücreleri için son derece zehirlidir. Plastik şişelerdeki suyu dondurmayınız, çünkü bu plastiğin içindeki dioksinin salınmasına neden olur. Castle Hastanesi Sağlıklılık Programı Yöneticisi Dr. Edward Fujimoto bu sağlık tehdidini anlatmak için yakınlarda bir televizyon programına çıktı. Dioksinleri ve bizim için ne kadar kötü olduklarını anlattı. Plastik kaplar içindeki yiyeceklerimizi mikrodalga fırınlarda ısıtmamamız gerektiğini söyledi. Bu özellikle de yağlı yiyecekler için geçerli. (İngilizce metindeki fat sözcüğünün gerçek anlamı hayvansal yağdır.) Söylediğine göre yağ, yüksek sıcaklık ve plastik kombinasyonu dioksinin gıdaya geçmesine ve sonunda vücudumuzun hücrelerine ulaşmasına neden olmaktadır. Bunun yerine kendisi yemekleri ısıtmak için Corning Ware, Pyrex gibi cam kaplar veya seramik kaplar kullanılmasını tavsiye etmektedir. Yani hazır yemek ve çorbalar ısıtılmadan önce ambalajından çıkarılıp uygun kaplara konulmalıdır. Kağıt uygundur, ama kağıdın içinde de ne olduğu bilinmemektedir. Sıcaklığa dayanıklı cam kap kullanmak daha güvenlidir. Kendisi yakın bir zamanda fast food restoranlarının plastik köpük kaplardan kağıt kaplara döndüğünü de hatırlattı. Nedenlerden bir dioksin sorunuydu. Kendisi plastik ambalaj malzemesi ile örtülmüş yiyeceklerin mikrodalga fırında pişirilmesinin aynı derecede sakıncalı olduğunu da söyledi. Yiyecekler radyasyona maruz kalıp ısınıca, yüksek sıcaklıkta plastiğin içindeki zehirli toksinler eriyip yiyeceklerin üstüne damlamaktadır. Yiyecekler plastik yerine kağıt havlu ile örtülebilir. Bu makale hayatınızda sizin için önemli olan herkese gönderilmelidir. *************************************************************.............................BİR İZLEYİCİMİN KANSER TEDAVİSİ HAKKINDA GÖNDERDİĞİ DOĞAL İLAÇ AŞAĞIDADIR........................ KANSER İLACI Sevgili arkadaslar size yazdıgım maili adres defterinizde ki herkese gönderirseniz cok sevinirim,belki ihtiyacı olan birilerine ulasıp yardımcı olabilir,ben olduguna inanıyorum. Babam ve kayınvalidem kanser,metastaslarıda karaciger. Oglumun ogretmeninin ve esinin faydasını gorup tavsiye ettigi bir alternatif tıp ilacından bahsetmek istiyorum.
Halk arasın da pek bilinmeyen fakat mezbaga kasaplarının bildigi bir panzehir.ALAZA adı verilen bu panzehir sıgırların kendi korunma mekanizmalarıyla olusturdukları öd kesesinde olusan safra kesesi tasını andıran bir madde,ancak 1000-1500 hayvanda bir bulunan yaklasık parmak ucu buyuklugunde,degerli birsey.degerli diyorum cunku mezbaga kasapları bulduklarını saklayıp lazım olanlara tanesi 50-60 ytl'ye satıyorlar.
Bize soylenen aslında bunun sarılık için kullanıldıgıydı.Bizde dolaylı olarak dusunundugumuzde sarılıgın bir karaciger hastalıgı oldugunu bizede yarayabilecegini düsündük. Evlerden ırak olsun ama insanın basına geldigi zaman caresizlikten normal tedavi (kemoterapi)haricinde de heryolu deniyorsunuz.
K.validemin karacigerinde yaklasık 6,5 cm capında bir kanser hucresi tespit edildi ne yürüyebililiyor,nede oturabiliyordu. karnındaki kitle sürekli karnına ve kaburgalarına baskı yapıyordu.yesil receteli agrı kesicilere ragmen ızdırabı coktu.Doktoru cok umit verici konusmasada kemoterapi alması gerektigini fazla şansının olmadıgını ancak agrısını bir nebze azaltabileceklerini söyledi.Biz ilaca(alazaya)baslamadan önce 2 kere kemoterapi almıstık. Fakat karaciger enzim sonucları(ALP,AST,UST)degerleri normal degerleri yaklasık 6-7 katıydı orn.200-400 arasında olması gerekenler 2800 lerde idi.Alazaya basldıgımızın haftasında 4-5 gun sonraki bio kimya sonuclarında degerlerin 1400 lere dustugunu bir sonraki hafta ise 600 lere indigini görduk.Bunun dısında karın bölgesindeki sislik azaldı annem su an cok rahat yuruyebiliyor,hatta ayagını altına alıp bile oturabiliyor. Doktoru bile sonucları hayretler icinde karsıladı. Kullanımına gelince ; bize soylenen havanda dovup un haline getirmemiz ve 1 mercimek buyuklugundeki unu 1 tatlı kasıgı bal ile karıstırarak sabahları ac karnına 1 tatlı kasıgı yemek.İçine 1 limonu sıkıp karıstırsanızda mayalanma yapıyor, biz öyle kullanıyoruz. Zaten kucuk bir sey demistim,yani 4-6 tatlı kasıgı bal ve 1 limonla karıstırmanız kafı geliyor .limonda sulandırdıgı icin 8-10 gün kullanabiliyorsunuz.
İlk kullanmaya basladıgız zaman bir kac gün sonra vucutta kızarmalar söz konusu olabilir,korkmayın olabirmis herhalde zararlı hucreler cıkıyordur.
Sevgili arkadaslar umarım bu maildeki bilgilere hic ihtiyac duymazsınız .Bu >arada ben gercekten iyi geldigine inanıyorum. Babamada kullandım onun degerlerinde zaten fazla problem yoktu ama yinede yararlı olduguna inanıyorum. Sormak istediginiz bir sey olursa mail adresim
Not:Oglumun ogrt.eşi 7 yıl once karaciger kanserine yakalanmıs. Kemoterapi aldıktan sonra doktoru alın hastanızı götürün evinde huzur icinde ölsun demisler.hoca hanım SİROZA yakalandıgında kullandıgı ALAZA'yı eşine yedirmis.Allah uzun omur versin eşi hala yasıyor.
***************************************************** ***************************************************** Mutlaka bu konuyu biliyor olmalısınız ama bir kere daha hatırlatmakta yarar var. Bundan Yaklaşık 1.5 yıl önce eşim çok ciddi bir baş dönmesi yaşadı ve aylarca sürdü. Baş dönmesi o kadar kötüydü ki oturduğu yerden yere düşüyor. Tv izleyemiyor hiçbir şeyi okuyamıyor. Tek başına yürüyemiyordu. Hatta uykusunda bile yataktan düşebiliyordu. Rüyasında bile başının döndüğünü söyledi. Bu baş dönmeleri sonucunda da sürekli kusuyordu. Bir sürü farklı doktor gezmemize rağmen çare bulamadılar. Tüm doktorlar klasik 1-2 bas dönmesi ilacı verdi o kadar. Ama hiçbiri çare olamadı. 2-3 ay sonra bas dönmesi geçerek tekrar eski haline geldi. Sonra çok araştırdım. Neden böyle olmuştu ?. Sonra bunu bulmayı başardım arkadaşlar. (google sağolsun) Problem GREYFURT idi. Esim hasta olmadan 1 hafta önce çok ağır grip olmuş ve doktor bir suru ilaç yazmıştı yanında da Greyfurt suyu içmişti C vitamini takviyesi diye. Grip geçtikten sonra da bu bas dönmeleri başlamıştı. GREYFURT içilen ilaçların karaciğerde parçalanıp atılmasını engelleyen dünyadaki tek meyveymiş. Böylece greyfurt ile ilaç alıyorsanız ve ilaca 1 hafta boyunca devam ederseniz tüm ilaçlar sanki bir kere de yutulmuş gibi vücutta duruyormuş. Bu ilaçların türüne göre ölümler bile olabilmekteymiş. Biz Baş dönmesi ile kurtardık. Sizlere de bu uyarıyı yazmak istedim. Birkac yerde bununla ilgili mesajlar gormeye basladim ama cogu insan hala bilmiyor.
Lütfen ilaç kullanırken GREYFURT yemeyiniz veya suyunu içmeyiniz. ******************************************************************************************* 2010 EL KİTABI SAĞLIK:
1. Çok su için.
2. Kahvaltıyı kral, öğle yemeğini prens ve akşam yemeğini de dilenci gibi yiyin.
3. Ağaçlarda ve bitkilerde yetişen yiyecekleri daha çok ve fabrikalarda üretilen yiyecekleri daha AZ yiyin.
4. 3 E ile yaşayın -- Energy, Enthusiasm, and Empathy (enerji, heyecan ve duygu paylaşımı).
5. Meditasyon, yoga ve dua yapacak zaman yaratın.
6. Daha çok oyun oynayın.
7. 2009'da okuduğunuzdan daha fazla kitap okuyun .
8. Her gün en AZ 10 dakika sessiz olarak oturun.
9. 7 saat uyuyun.
10. Hergün 10 - 30 dakika yürüyüş yapın. Ve yürürken gülümseyin.
KİŞİLİK:
11. Hayatınızı başkalarınki ile karşılaştırmayın. Onların seyahatinin NE hakkında olduğuna dair hiçbir fikrin yok.
12. Kontrol edemeyeceğiniz olumsuz düşüncelere veya şeylere sahip olmayın. Bunun yerine enerjinizi olumlu şekilde şu an için harcayın.
13. Kendinizi fazla abartmayın; sınırlarınızı bilin.
14. Kendinizi çok DA ciddiye almayın; kimse yapmıyor.
15. Kıymetli enerjini gevezelikle, dedikoduyla boşa harcama.
16. Uyanık iken daha fazla hayal kurun.
17. Kıskançlık, çekememezlik zamanın boşa harcanmasıdır. İhtiyacınız olan herşeye zaten sahipsiniz.
18. Geçmiş meseleleri unutun. Partnerinizin geçmiş hatalarını hatırlatmayın. Bu durum mevcut mutluluğunuzu bozar.
19. Hayat, birisine kin duyarak zamanı boşa harcamak için çok kısadır. Kimseden nefret etmeyin.
20. Geçmişinizle barış yapın ki, şimdiki zamanı bozmasın.
21. Senden başka hiç kimse senin mutluluğundan sorumlu değildir.
22. Hayatın bir okul olduğunu ve öğrenmek için burada olduğumuzu unutmayın. Problemler, cebir dersi gibi gelip giden, ancak aldığımız derslerin bir ömür boyu devam ettiği eğitim programının bir parçasıdır.
23. Daha fazla gülümseyin ve gülün.
24. Her tartışmayı kazanmak durumunda değilsiniz. Aynı fikirde olmamak için anlaşın.
SOSYAL YAŞANTI:
25. Ailenizi sık arayın.
26. Her gün diğerlerine iyi bir şey verin.
27. Herkesi herşey için affedin.
28. 70 yaşından büyük ve 6 yaşından küçük kimselerle vakit geçirin.
29. Hergün en AZ 3 kişiye gülümseyin ve tanımadığınız en AZ 1 kişiye "GÜNAYDIN" deyin.
30. Başkalarının senin hakkında NE düşündüğü seni ilgilendirmez.
31. Hasta olduğun zaman işin sana bakmamalı. Arkadaşların bakmalı. Onlarla temasta olun.
HAYAT:
32. Doğru şeyi yapın!
33. Faydalı, güzel veya neşe dolu olmayan herşeyden uzak durun.
34. Tanrı herşeyi iyileştirir.
35. Bir durum iyi veya kötü olsun, nasılsa değişecektir.
36. Nasıl hissettiğinizin önemi yok, haydi kalkın, giyinin ve ortaya çıkın.
37. En iyisine henüz sıra gelmedi.
38. Sabah canlı olarak uyandığınız zaman, bunun için tanrıya şükredin.
39. Maneviyatınız daima mutludur. Öyleyse mutlu olun.
|